Gelin bakalım, yaklaşın şöyle ateşin başına. Bugün size gökyüzü sakinlerinin en oyunbaz, en eli bol ama bir o kadar da sağı solu belli olmayan o meşhur hanımefendisinden bahsedeceğim: Tykhe.
Eskiler ona şansın ta kendisi derler. Okeanos’un o uçsuz bucaksız sularından çıkıp gelmiştir ama sanmayın ki denizlerde vakit geçirir; o, insanların hayatlarındaki o küçük, beklenmedik "tık" sesinin sahibidir. Hani bazen hiç ummadığınız bir anda ayağınıza bir hazine takılır ya, işte o Tykhe’nin bir oyunudur.
Homeros gibi eski tüfekler ona pek yüz vermemişler, belki de onun o kararsız yapısından biraz çekinmişlerdir, kim bilir? Ama Pindaros gibi şairler onu ballandıra ballandıra anlatır. Zamanla öyle bir hale geldi ki, insanlar diğer tanrıları unutup sadece ona dua eder oldular. "Şansın açık olsun" demek yerine, "Agathe Tykhe" derlerdi; yani "İyi Tykhe yanına yoldaş olsun!"
Onu resimlerde gördünüz mü hiç? Bir elinde bereket boynuzu olur; sanki dünyadaki tüm güzellikler o boynuzun içinden dökülüyormuş gibi... Bazen de elinde bir gemi dümeni tutar. Neden mi? Çünkü hayat dediğin, engin bir denizdir ve Tykhe o dümeni dilediği gibi çeviriverir. Bir de ayaklarının altında yuvarlanan bir küre vardır; hani şu hınzır çocukların misketleri gibi... Bir orada, bir burada! İşte şans da öyledir, bugün sizin kapınızdadır, yarın başkasının.
Hele bir Caesar vardı, bilirsiniz... Kendi şansına öyle bir güvenirdi ki, sanırsınız Tykhe’yi koluna takmış gezdiriyor! Bir gün Dyrrhachium kıyısında, fırtına kopmuş, gök gürlüyor, dalgalar kayığı parçalayacak gibi... Balıkçı "korkuyorum" diye titreyince, bizimkisi kükremiş: "Korkma be adam! Sen sadece Caesar’ı değil, onun Tykhe’sini taşıyorsun!" Tabii, bu kadar özgüven bazen tanrıçayı birazcık kızdırır, hatırlatayım da kulağınıza küpe olsun.
İtalya topraklarına geçtiğinizde adı Fortuna olur. Aslında aynı kişidir, sadece biraz daha Latince konuşmayı sever. Kısacası evlatlarım; bugün yüzünüze gülen o tatlı rüzgar Tykhe’nin nefesidir. Ama unutmayın, o kanatlı bir hanımdır; dilediği an uçar gider. O yüzden yanınızdayken kıymetini bilin, biraz da şaraptan bir yudum alıp ona kadeh kaldırın, belki bir sonraki durağında yine sizi hatırlar.
Hadi bakalım, şimdilik bu kadar. Yarın belki daha başka bir hikaye anlatırım size, şansınız bol olsun!
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, hayatın o gürültülü caddelerinde koştururken sana anlatılmayan, o kadim kitapların tozlu sayfaları arasında saklanan bir sır var... Gel, yanıma otur. Şarabın o buruk neşesi zihnimi biraz gevşetmişken, sana tanrıların bile ardına saklandığı o kurnaz maskeden bahsedeyim.
İnsanlar ona Tykhe derler; kah bir bereket boynuzuyla resmederler, kah bir gemi dümeniyle. "Şans" derler adına, "kader" derler. Ama evlat, sen sakın kanma. O, Okeanos’un kızlarından biri olarak anlatılır; sanki kökeni su gibi berrakmış gibi... Oysa o, güçlülerin kendi hırslarına kılıf uydurduğu, belirsizliğin ta kendisidir.
Hani şu Caesar denilen adamı hatırla. Hani o meşhur, o yenilmez sanılan komutan... Kendini öyle bir kibre kaptırmıştı ki, sanki evrenin tüm dizginleri onun elindeydi. Fırtınalı bir denizde, küçücük bir balıkçı kayığındayken, korkudan titreyen o gariplere bağırdı: "Durma, sen Caesar’ı ve onun Tykhe’sini taşıyorsun!" Görüyor musun? O, kendi kör hırsını "şans" sanıyordu. O zavallı kayıkçıdan, bir tanrıçanın koruması altındaymış gibi cüretkarlık bekliyordu. Ama gerçek şuydu evlat: O koca adamın dev aynasında gördüğü şey şanstan ibaret değildi; o, kendi felaketine giden yolun döşeli taşlarıydı.
Biliyor musun küçük kardeşim, neden insanlar sürekli Tykhe'ye dua eder? Çünkü sorumluluk almak ağırdır. Başarı geldiğinde "benim aklım" demek kolaydır, ama o devasa gemi dümeni elinden kayıp gittiğinde, suçu bir tanrıçaya atmak; işte o, kralların ve mağrurların en büyük tesellisidir.
Sana fısıldadığım bu gerçek, kralların saraylarında yankılanmaz. Onlar, Tykhe’nin o yuvarlanan küresini kendi iktidarlarının temeli sanırlar. Oysa şans dedikleri şey, bazen bir kölenin rüyasında, bazen de bir fırtınanın tam ortasında kaybolan o sessiz balıkçının nasırlı ellerindedir.
Unutma ey zeki yolcu; gerçek, birinin size sunduğu "iyi şans" temennilerinde değil, o dümeni hangi denize doğru, hangi cesaretle kırdığındadır. İnsanlar sistemin çarkları arasında ezilirken Tykhe’ye sığınır. Sen ise, o çarkı durduracak gücün kendi ellerinde olduğunu sakın aklından çıkarma. Şimdi git, ama yolda gördüğün her "şans" hikayesinin ardında, aslında bir insanın kendi seçimleriyle yazdığı o yarım kalmış tarihi ara.