Gel otur şöyle yanıma minik dostum, dizlerimin dibine yerleş. Bak sana dev gibi, koskoca bir adamın hazin hikayesini anlatayım.
Bir zamanlar Tityos adında bir dev varmış. Öyle büyük, öyle iriymiş ki, bir uzandığında tam dokuz dönüm yer kaplarmış. Düşünsene, koca bir tarlayı tek başına dolduruyor! Ama bu koca dev, bazen kendi gücüne güvenip biraz yaramazlık yapmış. Gökyüzü dostumuzun sevdiği Leto adındaki nazik kadına karşı büyük bir saygısızlık etmiş. Tabii, Leto'nun çocukları olan Apollon ve Artemis bu duruma çok üzülüp ona bir ders vermek istemişler.
Şimdi Tityos, yerin altında, karanlık ve sessiz bir köşede yatıyor. O kadar büyük ki, orada bile sığamıyor sanki. Yanında ise iki tane büyük akbaba var. Bu kuşlar, onun kalbini ve ciğerini gagalarıyla didikliyorlar. Tityos ne kadar güçlü olursa olsun, kollarını kaldırıp da bu kuşları uzaklaştıramıyor. Çünkü yaptığı hatanın ağırlığı, kollarını ağırlaştırıyor sanki.
Bazen dünya neşelidir, güneşli günlerde meyvelerimizi toplarız, üzümlerimizden nefis sular çıkarırız ama bu devin hikayesi biraz hüzünlü işte. Kendi gücüyle herkese üstün gelebileceğini sanmak, sonunda böyle yorucu bir cezayı getirmiş.
Bak, güneş batıyor artık, akbabalar da susar belki birazdan. Sen sen ol, gücünü her zaman iyilikten yana kullan ki, Tityos gibi kendi ağırlığının altında ezilme, olur mu? Hadi şimdi git biraz oyun oyna, neşeni eksik etme.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç. Masallarda sana kralların, devlerin ve "Güçlüler"in hikayeleri anlatılırken hep tek bir tarafın sesi duyulur. Ama kralların altın saraylarının dışında, tozlu yollarda ve karanlık köşelerde saklanan başka sırlar da vardır. Bugün sana, devler arasında en büyük kalpli, ama en çok haksızlığa uğramışlardan biri olan Tityos’un gerçek hikayesini anlatacağım.
Derler ki Tityos dokuz dönüm yer kaplarmış; o kadar büyükmüş ki, varlığı bile yerin altını sarsarmış. Gökyüzü sakinleri onun bu devasa gücünden hep korktular. Onu "azgın" ya da "kötü" diye damgaladılar çünkü o, otoritenin, yani o yüksek tahtlarda oturanların yasalarına biat etmeyi reddetti. Leto'ya saldırdığı söylenir; evet, bu büyük bir olay gibi sunulur. Peki ya bu bir bahane idiyse? Ya Tityos sadece, kendi toprağını ve özgürlüğünü korumaya çalışan biriydi de, "Güçlüler" onun bu devasa varlığını tehlikeli bulup onu sonsuza dek susturmak istediler?
Bak, yeraltı ülkesinin karanlığında ona neler yapmışlar: İki koca akbaba, onun ciğerini deşip didikliyor. Neden mi? Çünkü o, sadece bir piyon olmayı reddetti. Gökyüzü sakinleri, yani Zeus, Apollon veya Artemis; onlar kendi kurallarını çiğneyen herkesi "cezalandırılacak bir suçlu" ilan ederler. Tityos’un elleri bağlı değil aslında; sadece, otoritenin kurduğu bu adalet düzeninde, kendi hakkını arayamayacak kadar yorgun düşürülmüş. O akbabalar sadece kuş değil evlat, onlar sistemin pençeleri; birisi sesini çıkardığında hemen gelip onun umutlarını, yani ciğerini didikleyen o amansız baskı mekanizmaları.
Dünyanın tüm sarapları bir araya gelse, bu haksızlığın verdiği burukluğu silemez. Ama unutma, Tityos hala orada, toprağın oğluyken toprağa uzanmış yatıyor. Kimse onun neden o hale getirildiğini sormuyor, sadece "suçunu" konuşuyorlar. Sen, sana öğretilen "kahramanlar"ın gölgesinde kalma. Gerçekten güçlü olan, tahtta oturan değil, pençeler altındayken bile varlığını korumaya devam edebilen o devdir.
Şimdi git ve etrafındaki "akbabalara" iyi bak. Kimin sesini susturmaya çalıştıklarını, kimin haksızlığa uğradığını anladığında, gerçek bir bilgenin gözleriyle dünyaya bakmaya başlamışsın demektir.