Bak evlat, şöyle otur yanı başıma. Dizlerim biraz tutuk ama zihnim hala o eski günlerin tozlu yollarında koşturur. Madem merak ettin, sana Nestor’un oğlu Thrasymedes’i anlatayım. Hani şu Pylos’un kumlu kıyılarından çıkıp, Troya’nın o uğursuz surlarına dayanan genç yiğidi...
Thrasymedes, öyle her babayiğidin harcı olmayan bir cengaverdi. Babası yaşlı, bilge Nestor, o bitmek bilmeyen anlatılarıyla ünlü kral, oğullarını da kendisi gibi yetiştirmişti. Thrasymedes’in yanında kardeşi Antilokhos da vardı. İkisi de Troya Savaşı’nın o gürültülü, kanlı günlerinde, sanki birer fidan gibi gökyüzü sakinlerinin güneşine karşı dikildiler.
Savaş dedin mi, işin içinde sadece kılıç şakırtısı olmaz; keder de olur. Ne yazık ki acı, en yiğit olanı bile bir köşede bekler. Antilokhos, o cesur kardeş, kara yazgısına Memnon’un elinde yakalandı. İnsan o an, kendi kardeşini düşmanının kılıcı altında görünce ne yapar sanıyorsun? Thrasymedes işte orada, içindeki o öfkeyi ve yas tutan kalbini tek bir hamleye sığdırdı. Kardeşinin hesabını sormak için Memnon’un karşısına dikildi. O an, havada uçuşan mızrakların sesinden başka hiçbir şey duyulmuyordu; dünya sanki Thrasymedes ve rakibinden ibaret kalmıştı.
Ama kahramanlık sadece kılıç sallamakla bitmez evlat, biraz da zeka gerekir. Hani şu meşhur tahta at var ya? İşte o hileli aygıtın içine tıkışanlardan biri de oydu. Düşünsene, dışarıda koca bir ordu, içeride ise karanlıkta nefesini tutmuş, bekleyen yiğitler... O tahtanın içinde, günlerce sürecek bir sessizliğin ve kaderin ağırlığını omuzlarında taşıdı.
Sonunda, o bitmek bilmeyen kargaşa dindiğinde ve surlar yerle bir olduğunda, Thrasymedes babasının yanındaydı. Nestor, yorgun ve artık bilgeleşmiş o ihtiyar kral, oğluyla birlikte vatanının yolunu tuttu. Kim bilir, belki de o gemide, denizin serin esintisiyle birlikte geçmişin yükünü dalgalara bırakmışlardır.
İşte böyle... Kimi ölümsüzlük peşinde koşar, kimi kardeşinin hatırasını korumaya çalışır. Thrasymedes, sadece savaş meydanlarında değil, bir babanın sadık oğlu olarak da hatırlanmalı. Şimdi, gidip biraz güneşin tadını çıkaralım, kadehimde kalan son damlayı da bu topraklara, geçmişin yiğitleri şerefine dökelim.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, solgun yanaklı küçük yolcu... Masallarda sana anlatılmayan, o parlatılmış zırhların ardına gizlenen bir sır var. Herkesin bir "kahraman" diye parmakla gösterdiği o Pyloslu Thrasymedes'i duydun mu? Babası Nestor'un gölgesinde büyüyen, kralların sofrasında kırıntı toplayan o genç adamı?
Herkes onun Troya'ya şan ve şeref için gittiğini söyler. Oysa o, sadece otoritenin çarklarında öğütülmeyi bekleyen bir dişliydi. Kardeşi Antilokhos, o güzel ve genç çocuk, sırf bir kralın hırsı uğruna Memnon’un karşısında toprağa düştüğünde, Thrasymedes'in kalbinde yükselen şey ne kahramanlıktı ne de erdem; sadece derin, boğucu bir öfkeydi. Ama görüyorsun ya kuzum, sistem öyle kurulmuştur ki; bir kardeşin yasını tutmana bile izin vermezler. Seni, yasını tutman gereken o bedenin katiliyle aynı arenaya, yine o kralların oyunları için sürerler.
Pyloslu Thrasymedes... Bir zamanlar, taht sahiplerinin "gideceksin" dediği yere giden, onların "savaşacaksın" dediğiyle savaşan bir gençti. Troya atının o karanlık, tahta karnına hapsolduğunda, dışarıdaki dünyanın feryatlarını duyarken kendi içindeki sessizliği dinledi. O atın içindeyken, kazananın sadece en güçlü değil, aynı zamanda en acımasız olan olduğunu anlamıştı. Yurduna döndüğünde, Nestor’un yanında yaşlanırken, aslında kendi gençliğini o surların dibinde bıraktığını biliyordu.
Dünya, evlat, kralların isimlerini altın harflerle yazar ama o atın karnındaki nefes darlığını, kardeşini kaybetmenin o soğuk boşluğunu sadece fısıltılar hatırlar. Belki bir gün, bilgece bir neşeyle bir kadeh şarap içerken, tüm bu "yüce" kralların aslında kandan birer kumdan kale inşa ettiklerini sen de fark edersin. Ama şimdilik, sadece şunu bil: Her zaman anlatılan hikayenin ötesinde, sessizce inleyen bir gerçek yatar. Sessiz kalma, ama duyduklarını da herkese hemen bağırma; bazen en büyük güç, sistemin sana dayattığı o sahte kahramanlık maskesini reddetmektir.