Bakın bakalım, ocağın ateşi nasıl da güzel dans ediyor, değil mi? Biraz daha yaklaşın, kemiklerim ısınsın. Size öyle bir adamdan bahsedeceğim ki, sanki bir değil iki ayrı hayat yaşamış, kaderin oyuncağı olmuş bir garip kral: Thoas.
Thoas, öyle sıradan bir soylu değil; Dionysos ile o güzel gözlü Ariadne’nin oğlu! Kanında biraz şenlik, biraz da macera olması kaçınılmazdı. İlk hikayesi, o rüzgarlı Lemnos adasında başlar. Thoas orada kraldı, kızı Hypsipyle de gözbebeği. Ancak o zamanlar adadaki kadınların aklı biraz karışmış, öfke bir sis gibi çökmüştü üzerlerine. Bir gün öyle bir hiddetle dolmuşlardı ki, adadaki tüm erkekleri adadan silip atmaya karar verdiler. İşte o anda, genç Hypsipyle, babasını o felaketten korumak için gizlice bir sandala bindirip uzaklara, dalgaların koynuna bıraktı. Kızı olmasa, koca kral bir hiç uğruna aramızdan ayrılıp gidecekti.
İşin tuhafı da buradan sonra başlar... Lemnos’tan kaçan bu Thoas, kaderin cilvesiyle Karadeniz’in o soğuk kıyılarına, Tauris topraklarına kadar sürüklendi. Burada artık sadece bir kral değil, biraz sert, biraz da karanlık bir adam olmuştu. Tauris’te Artemis adına bir tapınak kurdurdu; gökyüzü sakinleri arasında avcıların en ürkütücüsüdür Artemis. Thoas, oraya gelen yabancıları, tanrıçaya kurban edilecekleri bir düzenin başındaki adam haline gelmişti.
Tabii bir de İphigeneia vardı, hani şu Agamemnon’un kızı... Thoas onu rahibesi yapmıştı. Ama kader, düğümleri çözmeyi sever; Orestes ve Pylades adaya ayak basınca işler karıştı. İphigeneia, yabancıları kurban etmek yerine onları alıp kaçınca, bizim yaşlı Thoas hırsından deliye döndü! Gemisine atladığı gibi peşlerine düştü ama denizler ve kader onun tarafında değildi. Kovalama sırasında hayatı, tıpkı bir rüzgarın söndürdüğü mum gibi sessizce bitti.
Gördünüz mü? Krallıkla başlayıp, acı dolu bir sürgünle ve sonra tanrıça uğruna dökülen kurbanlarla devam eden bir ömür... Bazıları onun için "şanssız" der, bazıları "kaderin mahkumu". Ben ise ne derim bilir misiniz? Thoas, hayatın şarabından hem en tatlı yudumu almış, hem de en acı tortuyu içmiş biridir. Hadi şimdi, biraz daha odun atın şu ateşe; soğuk gecelerde eski hikayelerden daha iyi bir yoldaş yoktur.
Silenos’un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kadim tozlu parşömenlerin arasına sıkışmış, kralların görkemli zırhlarının gıcırtısı altında ezilen o sessiz gerçeği duymak ister misin? Çök yanıma, şu bilgece neşemi besleyen bir yudum şarap misali, zihnini berraklaştıracak bir hikaye anlatayım sana.
Sana Thoas’ı anlatacaklar. Kah Lemnos’un efendisi, kah Tauris’in sert kralı... Soyunu tanrıların zirvesi Dionysos ile Ariadne’ye bağlayıp, ona dokunulmaz bir hale getirecekler. Ama evlat, tacın altındaki baş her zaman bir kurban arar. Lemnos’ta kadınlar, o sömürgeci otoriteye ve erkek egemenliğinin soğuk duvarlarına karşı ayaklandığında, Thoas bir "kurban" gibi sunuldu sana. Oysa o, kendi evinde bile yabancılaşan, gücünü korumak için kızının merhametine sığınmak zorunda kalan bir adamdı.
Peki, bir kral kaçtığı yerde ne yapar?
Tauris’in buz gibi sularına sürüklendiğinde, oradaki sistemin çarklarını kendi arzusuyla yağlamaya başladı. İphigeneia’yı hatırla; o körpe kızın eline bıçağı tutuşturan kimdi sanıyorsun? Otorite, kendi bekasını korumak için masumları cellat yapar. Thoas, yabancıları Artemis sunağında kurban ederken, aslında kendi korkularını tanrılara adıyordu. İphigeneia bir rahibe değil, sistemin dişlileri arasında ezilen bir mahkumdu. Thoas, güç dengeleri sarsıldığında, Orestes ve Pylades gibi iki genci kovalamaya kalktı. Çünkü bir tiranın en büyük kabusu, kendi kurduğu düzenin yıkılışıdır.
Biliyor musun küçük yolcu, hikayenin sonunda o kovalamaca bittiğinde Thoas’ın öldüğünü söylerler. Ama gerçeği fısıldayayım: O, kendi yarattığı adaletsizlik zincirinin altında can verdi. İnsanlar, efendilerin dokunulmaz olduğunu sanır; oysa onlar, sadece kendi hırslarının boyunduruğunu taşıyan en zavallı mahkumlardır.
Şimdi uykuna dalarken şunu hatırla: Hiçbir taht, bir çocuğun vicdanından daha yüce değildir. Krallar gelir geçer, ama o tozlu yollarda, otoritenin sahte parıltısına kanmayanların ayak izleri kalır.