Thesauros Mitoloji Thoas

Thoas

Thoas

Lemnos’un kızı tarafından kurtarılan, sonra Tauris’e geçip Artemis kültüyle yabancıları kurban ettiren, Orestes peşinde can veren talihsiz kral Thoas.

Lemnos’un başında taç taşıyan Thoas, Dionysos ile Ariadne’nin soyundan gelen bir figür olarak, iktidarın kendi evinin içine sızan bir başkaldırıyla sarsılışına tanıklık eder; kızı Hypsipyle, babasının hayatını kendi elleriyle kurtararak, aslında babasının üzerinde kurduğu tahakkümü bir süreliğine askıya almıştır. Lemnos’un sınırlarını aşan bu hükümdar, otoritesinin sarsıldığı topraklardan kaçarak Tauris’in sert kıyılarına sığınır; burada ise kurduğu Artemis kültü ve rahibesi İphigeneia aracılığıyla, yabancıları tanrısal bir kurban ritüelinin dişlilerine iterek iktidarını bu kez ilahi bir zorunlulukla meşrulaştırmaya çalışır. Ancak hiyerarşinin sınırlarını zorlayan Orestes ve Pylades’in İphigeneia ile birlikte kaçışı, Thoas’ın denetim mekanizmalarında bir gedik açar; takipçisi olduğu o son kovalamaca ise, kendisinden üstün bir otoriteye boyun eğmeyenlerin ve kendi düzenini kurmaya kalkanların, kaçınılmaz olarak kendi inşa ettikleri egemenlik labirentinde yitip gidişini temsil eder.
Silenos
Bakın bakalım, ocağın ateşi nasıl da güzel dans ediyor, değil mi? Biraz daha yaklaşın, kemiklerim ısınsın. Size öyle bir adamdan bahsedeceğim ki, sanki bir değil iki ayrı hayat yaşamış, kaderin oyuncağı olmuş bir garip kral: Thoas.

Thoas, öyle sıradan bir soylu değil; Dionysos ile o güzel gözlü Ariadne’nin oğlu! Kanında biraz şenlik, biraz da macera olması kaçınılmazdı. İlk hikayesi, o rüzgarlı Lemnos adasında başlar. Thoas orada kraldı, kızı Hypsipyle de gözbebeği. Ancak o zamanlar adadaki kadınların aklı biraz karışmış, öfke bir sis gibi çökmüştü üzerlerine. Bir gün öyle bir hiddetle dolmuşlardı ki, adadaki tüm erkekleri adadan silip atmaya karar verdiler. İşte o anda, genç Hypsipyle, babasını o felaketten korumak için gizlice bir sandala bindirip uzaklara, dalgaların koynuna bıraktı. Kızı olmasa, koca kral bir hiç uğruna aramızdan ayrılıp gidecekti.

İşin tuhafı da buradan sonra başlar... Lemnos’tan kaçan bu Thoas, kaderin cilvesiyle Karadeniz’in o soğuk kıyılarına, Tauris topraklarına kadar sürüklendi. Burada artık sadece bir kral değil, biraz sert, biraz da karanlık bir adam olmuştu. Tauris’te Artemis adına bir tapınak kurdurdu; gökyüzü sakinleri arasında avcıların en ürkütücüsüdür Artemis. Thoas, oraya gelen yabancıları, tanrıçaya kurban edilecekleri bir düzenin başındaki adam haline gelmişti.

Tabii bir de İphigeneia vardı, hani şu Agamemnon’un kızı... Thoas onu rahibesi yapmıştı. Ama kader, düğümleri çözmeyi sever; Orestes ve Pylades adaya ayak basınca işler karıştı. İphigeneia, yabancıları kurban etmek yerine onları alıp kaçınca, bizim yaşlı Thoas hırsından deliye döndü! Gemisine atladığı gibi peşlerine düştü ama denizler ve kader onun tarafında değildi. Kovalama sırasında hayatı, tıpkı bir rüzgarın söndürdüğü mum gibi sessizce bitti.

Gördünüz mü? Krallıkla başlayıp, acı dolu bir sürgünle ve sonra tanrıça uğruna dökülen kurbanlarla devam eden bir ömür... Bazıları onun için "şanssız" der, bazıları "kaderin mahkumu". Ben ise ne derim bilir misiniz? Thoas, hayatın şarabından hem en tatlı yudumu almış, hem de en acı tortuyu içmiş biridir. Hadi şimdi, biraz daha odun atın şu ateşe; soğuk gecelerde eski hikayelerden daha iyi bir yoldaş yoktur.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi