Thesauros Mitoloji Teukros

Teukros

Teukros

Girit’ten gelip Troya’nın atası olan Teukros, usta bir okçu olarak Akhalar safında savaştı; sürgünün ardından ise Kıbrıs’ta Yeni Salamis’i kurdu.

Skamandros ile İda dağı nympha’sı İdaia’nın mahsulü olan Teukros, Troya kraliyet silsilesinin kök hücresidir. Kimileri onu yerli bir figür değil, babasıyla birlikte Girit’ten Ege kıyılarına taşınan bir yabancı olarak tanımlar. Toprakların aidiyetini sorgulayan kehanetler, yerleşilecek alanı “yerin oğullarının” –yani kemirgenlerin– saldırısıyla işaretlemiş; savaş aletlerini çürüten farelerin izi, meşruiyetin güçle değil, doğanın kaçınılmaz bir müdahalesiyle şekillendiği bir iktidar alanı yaratmıştır. Apollon Smintheus’a adanan tapınak, bu kurucu otoritenin kutsanışıdır. Teukros, toprak üzerindeki mülkiyetini Dardanos’a, onunla kurduğu evlilik bağı üzerinden devrederek statükonun devamlılığını sağlar.

Telamon ve Hesione’nin oğlu, Aias’ın kardeşi Teukros ise kan bağıyla bağlı olduğu Troya’ya değil, düzenin baskın tarafı olan Akhaların saflarına eklemlenmiştir. Ordunun yay geren en maharetli ismi olarak, iktidarın hüküm sürdüğü cephelerde sistematik bir şiddet icra etmiştir. Aias’ın tasfiyesi sırasında sahadan uzakta olması, onun hegemonik yapı içindeki ikincil konumunu pekiştirmiş; babası Telamon’un onu sürgün etmesiyle mülksüzleşme süreci başlamıştır. Aidiyetini kaybettiği adadan koparılıp Kıbrıs’ta Yeni Salamis’i inşa etmeye zorlanması, muktedir babanın iradesine karşı verilen bir yanıt gibidir. Kurduğu Olbe kenti üzerinden soyunu Kilikya’ya taşıması, iktidar ağlarının yer değiştirerek de olsa yaşam alanlarını tahakküm altına almaya devam ettiğinin bir nişanesidir.
Silenos
Bak evlat, kulaklarını iyice aç da sana biraz eski zamanların tozlu yollarından, iki farklı Teukros’un hikayesinden bahsedeyim. İsimler bazen karışır, tıpkı üzüm bağlarındaki salkımlar gibi birbirine dolanır, ama her birinin tadı başkadır.

İlk Teukros ile başlayalım. O, İda Dağı’nın serin sularında yaşayan bir peri kızıyla, Skamandros nehrinin oğluydu. Girit’ten kalkıp gelmişlerdi buralara. O zamanlar gökyüzü sakinleri pek şifreli konuşurdu; bir kehanet almışlar, "Yer oğulları size saldırdığında durun," demişler. Bir gece açık havada uyurken ne olmuş dersin? Minik fareler gelip kalkanlarının kayışlarını, yaylarının kirişlerini kemirmeye başlamış! Babası Skamandros, "İşte bu!" demiş, "Yer oğulları bunlar işte." O farelerden kurtulmak için hemen Apollon Smintheus’a bir tapınak dikmişler. Hani şu fareleri kovan, güneşin altın oklarını savuran Apollon. Sonra da bu Teukros, kızı Batieia’yı Dardanos adında bir yabancıyla evlendirip tahtı ona bırakmış. Troya’nın o görkemli surlarının temeli, işte o küçük farelerin diş izlerinde gizliydi.

Ama gel gelelim, bir de ikinci Teukros var ki, onunki biraz daha hüzünlü, biraz daha toz duman içinde bir hikaye. Bu delikanlı, meşhur Aias’ın kardeşiydi. Düşünsene, damarlarında Troya kanı akıyor ama o gitmiş, karşı tarafta, Akhalar safında dövüşüyor. Hem de nasıl bir okçu! Yayı eline aldığında rüzgar bile susardı. Kardeşi Aias o büyük kederle baş başa kalıp hayatına veda ederken, bu bizimki bir seferdeymiş, yetişememiş.

Eve döndüğünde ise kaderin cilvesi işte; babası Telamon, "Aias’ı neden getirmedin, o nerede?" diye bağırıp onu evinin kapısından kovmuş. Düşün bir, koca bir savaştan dönüyorsun ve kendi baban seni içeri almıyor! Ama bizim Teukros pes edecek adamlardan değil. Denizlerin köpüklü yollarını aşıp Kıbrıs’a varmış. Orada, eskisini unutmak istercesine "Yeni Salamis" adında koca bir şehir kurmuş. Krallar gibi yaşamış, çocukları olmuş, hatta onlardan biri gidip uzaklarda, Kilikya’da Olbe şehrini bile kurmuş.

Görüyor musun? Hayat bazen kalkanının kayışlarını kemiren bir fareyle başlar, bazen de evinden kovulup yeni bir limana sığınmakla devam eder. Önemli olan, okunu nereye atacağını ve nereye kök salacağını bilmekte. Hadi bakalım, git şimdi biraz dinlen; yarın belki sana Akhilleus’un o hırçın öfkesini anlatırım, ne dersin?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi