Thesauros Mitoloji Styks

Styks

Styks

Okeanos’un kızı Styks, Zeus’un onurlandırdığı kutsal yeraltı ırmağıdır. Tanrıların en ağır yeminlerine şahitlik eden, bozulan antların korkulu cezasıdır.

Hesiodos’un tasvirinde Okeanos’un kızlarının hiyerarşik başında konumlanan Styks, Pallas ile kurduğu birliktelikten Zelos, Nike, Kratos ve Bia gibi, iktidarın sürekliliğini teminat altına alan "görevli" varlıkları dünyaya getirmiştir. Titanlar çağının yıkılışıyla şekillenen yeni düzende, egemenliğin merkezine ilk biat eden ve bu hamlesiyle otoritenin rızasını kazanan yine o olmuştur. Zeus’un kurduğu hiyerarşik piramitte Styks, kendisine bahşedilen yüceltilmiş konum ve çocuklarına Olympos katında ayrılan yer karşılığında, tanrısal tebaanın sadakatini denetleyen bir yaptırım mekanizmasına dönüşür; zira Güç (Kratos) ve Kudret (Bia), artık egemenin şemsiyesi altında meşrulaşmıştır.

Bir yeraltı ırmağı olarak Styks, tanrısal yeminlerin nihai garantörü ve zorunlu itaat zeminidir. Olympos’ta bir yemin söz konusu olduğunda Zeus’un İris vasıtasıyla huzura getirttiği bu akış, aslında egemenliğin tanrılar üzerindeki yaptırım gücünü somutlaştırır. İhlal edilen her yemin, dokuz yıl süren sosyal izolasyon ve yaşamın temel hazlarından mahrum bırakılma cezasıyla karşılık bulur; bu durum, iktidarın birey üzerindeki denetimini, onun soluk alıp verişine kadar müdahil kılan bir tahakküm biçimidir. Karanlıkta gürül gürül ilerleyen, Okeanos’un sularından ayrılmış bu kol, iktidarın kendi yasasını mühürlemek için ihtiyaç duyduğu, sınırları kesin ve kaçışsız bir sınır çizgisini temsil eder.
Silenos
Gelin bakalım küçük dostlarım, şöyle bir kenara ilişin de size biraz suyun öteki yüzünü anlatayım. Hani şu parıldayan, neşeli derelerden değil; hani şu üzerinde güneşin dans ettiği nehirlerden de değil... Size Styks’ten bahsedeceğim.

Okeanos adındaki o uçsuz bucaksız, dünyayı çevreleyen suların en kıymetli kızıdır o. Bilge biridir; babasının sözünü dinler, nerede duracağını, nereye gideceğini iyi bilir. Göklerin efendisi Zeus, Titanlarla o büyük kavgasına tutuştuğunda, saflar henüz netleşmemişken, yanına ilk koşan kim oldu dersiniz? İşte o, yani Styks. Ne yapacağını çok iyi biliyordu. Zeus da onun bu bağlılığını karşılıksız bırakmadı elbette; onu öyle bir yüceltti ki, bugün gökyüzü sakinlerinin bile ağzından çıkan her söz, Styks’in üzerine edilen bir yeminle mühürlenir oldu.

İşin aslı, Styks sadece bir ırmak değildir. O, verilmiş sözlerin bekçisidir. Bir tanrı ya da tanrıça "Styks adına yemin ederim" dedi mi, iş bitmiştir. Eğer o yemin bozulursa... Ah, işte o zaman vay hallerine! Öyle basit bir "pardon" ile kurtulamazlar. Cezası ağırdır; bir yıl boyunca ne tanrıların o tatlı balından ne de neşeli şarabından bir damla tadabilirler. Nefesleri kesilir, soluk alamazlar. Üstüne bir de dokuz yıl boyunca o görkemli Olympos şölenlerinden, eğlencelerinden, yani hayatın tadından tuzundan mahrum kalırlar. Koskoca ölümsüzlerin bir köşede, yapayalnız dokuz koca yıl geçirdiğini düşünsenize!

Styks’in suları, Okeanos’un o büyük, gürültülü sularının onda biridir belki ama gücü, okyanusları bile gölgede bırakır. Yeraltının o karanlık derinliklerinde, suları gürül gürül, hiç durmadan akar. Kendi çocukları; Zelos, Nike, Kratos ve Bia da, tıpkı anneleri gibi Zeus’un dizinin dibinde, göğün o yüce katında otururlar. Hani o Güç ve Kudret dediklerimiz var ya, işte onlar Styks’in evlatlarıdır.

Şimdi söyleyin bakalım, siz hiç yemin ettiniz mi? Eğer edecekseniz, bilin ki o yemin, yerin yedi kat altındaki o karanlık ama dosdoğru ırmağın tanıklığında edilmiştir. Öyle havaya savrulan kelimeler değildir bunlar; Styks duyar, Styks bilir ve eğer bozulursa, o suların soğukluğu insanın ruhuna işler.

Hadi, gözlerinizi kapatın da o karanlıkta akan suyun sesini hayal edin. Derinden, çok derinden gelir o ses; ama bir duyarsanız, bir daha asla unutmazsınız.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi