Thesauros Mitoloji Stheneboia

Stheneboia

Stheneboia

Bellerophon’a iftira atan, reddedilince gururuyla yıkılan ve kendi sonunu hazırlayan, mitlerin o mağrur ve intikamcı kraliçesi Anteia.

Stheneboia, Argos kralı Iobates’in kızı ve Tiryns kralı Proitos’un eşi olarak, saray erkinin dar çeperlerinde kendi varlığını tescilleme çabasıyla anılır; ancak bu tanım, onun hikayesini sadece bir krallık hiyerarşisine eklemlenen pasif bir figüre indirger. Akhilleus’un kanlı zaferlerinin ardındaki sistemin, Hekabe’nin yıkılan iktidarının veya Kirke’nin kendi adasındaki münzevi otoritesinin aksine, Stheneboia’nın trajedisi; arzunun reddedildiği noktada yükselen toplumsal tahakküm mekanizmalarını kendi lehine kullanma girişimidir. Bellerophon’a duyduğu karşılıksız ilgi, sadece kişisel bir hırs değil, aynı zamanda buyurgan bir makamın, kendisine boyun eğmeyen bir özne karşısında yasaları birer silah olarak kullanma pratiğidir. Tıpkı devasa bir yapının temellerinde gizli çatlaklar gibi, onun öyküsü de meşruiyetin, bir kadının intikamı söz konusu olduğunda ne denli esnek ve zalimce bir araca dönüştüğünü fısıldar; o, iktidarın kendi merkezinden değil, merkezdekini yönlendiren sessiz ve tehlikeli bir dayatmadan beslenir. Bkz. Anteia.
Silenos
Hadi, şöyle oturun bakalım. Ateşin çıtırtısı sizi de kendine çekiyor, değil mi? Biraz yaklaşın, gece serinlemeye başladı. Bana öyle bakmayın, anlatacaklarım sadece tozlu parşömenlerdeki isimler değil; insanın kendi hırsıyla nasıl körleşebileceğine dair, biraz acı ama çokça ders dolu bir hikaye. Bugün size Anteia’dan, yani herkesin bildiği adıyla Stheneboia’dan bahsedeceğim.

Şimdi bu Stheneboia, Tiryns Kralı’nın kızıydı. Güzeldi, gururluydu, hatta biraz da fazla gururluydu diyebiliriz. Prenses olmak bazen insanın etrafına görünmez ama aşılmaz duvarlar örmesine sebep olur. O duvarların içinde yaşarken, herkesin ona hayran olmasını bekler, kendi istediği olmayınca da gökyüzü sakinlerinin bile karışmak istemeyeceği oyunlar kurardı.

Bir gün, huzur dolu bir delikanlı geldi saraya; Bellerophon. Hani şu kanatlı at Pegasus’un binicisi olan, cesur, dürüst ve kalbi tertemiz çocuk. Stheneboia onu gördüğünde, içindeki o kibirli ateş birden parlayıverdi. "İşte," dedi kendi kendine, "tam da benim gibi birine göre." Ama Bellerophon öyle biri değildi ki. O, dürüstlüğüne ve misafirperverliğine sadık, onurlu bir insandı. Prenses ona sevgi dolu(!) bakışlarını gönderdiğinde, genç adam başını önüne eğdi, teşekkür etti ama geri durdu.

İşte tam o an, Stheneboia’nın içindeki o kibirli ateş, büyük bir yangına dönüştü. İnsanoğlu böyledir işte; sahip olamadığı her şeyi yakıp yıkmak ister. Kendisine "hayır" denmesini, hele hele bir prensese reddedilmişlik hissinin tattırılmasını hazmedemedi. Gitti, kocasınayani kralayalanlar sıraladı. Gözyaşlarıyla, sanki en büyük haksızlığa o uğramış gibi, Bellerophon’un ona zarar vermeye çalıştığını söyledi.

Kral öfkeyle doldu tabii. Ama misafirine doğrudan zarar veremezdi, kutsal yasalar buna engeldi. Bellerophon’u, "git şunu öldür" diyerek tehlikeli görevlere, ölüme gönderdi. Stheneboia, kurduğu bu oyunla hem kibrini tatmin edeceğini hem de onu cezalandıracağını düşündü.

Peki, ne oldu biliyor musunuz? Bellerophon her zorluktan alnının akıyla çıktı. İnsan haklıysa ve gökyüzü sakinleri onun yanındaysa, iftira okları dönüp sahibini vurur. Stheneboia’nın kurduğu kumpas, aslında kendi sonunu hazırlayan bir ip oldu. Bellerophon’un masumiyeti ortaya çıktığında, prensesin oyunları başına yıkıldı.

Çocuklar, şunu unutmayın: İnsan, kendi yalanlarının içinde boğulmaya mahkumdur. Stheneboia, güzelliğiyle hatırlanmak yerine, kibriyle ve kurduğu tuzaklarla anılan bir isim oldu tarihte. O kadehten bir yudum içip şunu diyebilirim: Başkasını yakmak için yaktığınız ateş, en sonunda gelir, kendi ellerinizi yakar.

Şimdi, hadi bakalım; yıldızlar yerlerini değiştirmeden gidip biraz uykunuzu alın. Yarın daha güzel hikayeler anlatırım size. Hem belki bir dahaki sefere size kanatlı bir attan bahsederim, ne dersiniz?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi