Thesauros Mitoloji Staphylos

Staphylos

Staphylos

Üzümün sırrını keşfeden çoban, şarabı sulandıran maharetli bir oğul ve Dionysos’un Giritli evladı; Staphylos, üzümün bereketiyle anılan kadim bir isim.

Staphylos ismi, mitoslar içinde birden fazla figürde yankılanan ve etimolojik kökeni "üzüm salkımı"na uzanan bir kolektif kimliktir.

Aitolia kralı Oinos’un hizmetindeki çoban, doğanın sunduğu yabani bir meyvenin sürüyü düzenden çıkarıp onları sınır tanımaz bir neşeye sevk ettiğini keşfettiğinde, bir hiyerarşi kurucusunun gözetimci bakışına maruz kalmıştı. Keçilerin itaatkar çizgiden kopuşu, kralın bu meyveyi damıtarak şarabın uyuşturucu ve yönetilebilir iktidarını yaratmasına vesile oldu; böylece doğanın başıboş enerjisi, devletin simgesel bir nesnesi haline dönüştürülerek mülkiyetin sınırları içine hapsedildi.

Silenos’un oğlu olarak anılan bir diğer Staphylos ise, şarabın içindeki özgürlük kıvılcımını suyla terbiye edip evcilleştirmeyi deneyen, yani hazza hiza vererek onu merkezi otoritenin denetimine uygun hale getirmeye çalışan bir figürdür.

Dionysos ve Giritli Ariadne’nin birleşmesinden doğan Staphylos ise, tanrısal soyun hiyerarşik devamlılığını temsil eden bir varis olarak, kan bağıyla kurulan iktidar zincirinin mitolojik bir halkasını oluşturur. Tüm bu tasvirler, insanın doğayı ve kendi taşkın arzularını, toplumsal düzenin disiplini altında tutma çabasının farklı biçimleridir.
Silenos
Bak güzel çocuk, şuraya kıvrıl da anlatayım. Kulaklarını iyi aç, çünkü bu anlattıklarım tozlu parşömenlerdeki sıkıcı tarihlerden değil, toprağın içindeki neşeden gelir. Staphylos ismi, senin gibi meraklı zihinlerin kulağına çalınmıştır elbet; "üzüm salkımı" demektir, biliyor musun? Ama bu isim tek bir kişiye değil, tıpkı üzüm salkımındaki o bereketli taneler gibi birkaç farklı öyküye hayat verir.

Bir vakitler, Aitolia Kralı Oinos’un bir çobanı varmış. Bu çoban, sürüsündeki keçilerin huysuzlaştığını, yerinde duramayıp zıp zıp zıpladığını görünce meraklanmış. "Nedir bu hayvanları böyle neşelendiren?" diye iz sürmüş ve o meşhur, mor salkımlı yemişleri bulmuş. Kral Oinos, bu yemişleri ezmiş, suyunu çıkarmış ve o vakitten sonra içilen iksirlerin en neşelisi doğmuş. Kral kendi adını vermiş o içeceğe ama yemişin ismini, o zıplayan keçilerin sırrını keşfeden çobanına, yani Staphylos’a emanet etmişler.

Bir de başka bir hikaye var, hani şu benimle ilgili olan… Hani bir tanecik, benim soyumdan gelen Staphylos. O, işin içine biraz daha marifet katanlardan. İnsanlar o vakte kadar üzümün suyunu öylece, tek başına içmeye çalışırlarmış da tadı biraz sert gelirmiş. İşte benim oğlum Staphylos, o kıymetli suyu suyla karıştırıp dengeyi bulan ilk kişidir. Yani anlayacağın, o kadehi biraz daha "insani" kılan, içimini güzelleştiren bizim aileden biridir.

Bir de gökyüzü sakinlerinin dünyasından bir esinti vardır; bazıları der ki, bu Staphylos, bizim neşeli tanrımız Dionysos ile Giritli güzel Ariadne’nin oğludur. Tanrı soyundan gelen birinin, toprağın en tatlı meyvesiyle anılmasına şaşmamalı, değil mi?

İşte böyle küçük dostum. İster bir çoban, ister bir bilge oğul, ister bir tanrı evladı olsun; Staphylos, doğanın sunduğu o bereketli neşenin adıdır. Şimdi gözlerini kapat ve o asmaların rüzgarda nasıl hışırdayarak şarkı söylediğini hayal et. Gerçek masallar, işte böyle hafif ve neşelidir. Hadi bakalım, biraz dinlen şimdi, düşlerinde mor üzüm bağlarında koşturursun belki.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi