Thesauros Mitoloji Smintheus

Smintheus

Smintheus

Apollon’un Troas bölgesindeki gizemli sıfatı Smintheus, "fareleri kovan" tanrı olarak bilinir. Çanakkale'deki tapınağı, antik bir kültün izidir.

Smintheus, İlyada metninde tanrı Apollon’a atfedilen bir sıfat ve kimliktir. Destanın açılışında, Troas bölgesinde yer alan ancak uzun süre coğrafi olarak izi sürülemeyen Khryse kentinin rahibi Khryses, Akhaların eline tutsak düşen kızı Khryseis’i geri alabilmek adına ordugaha gelir ve tanrısına şöyle seslenir: Khryse ve Killa’nın koruyucusu, Tenedos’un hakimi, gümüş yaylı Smintheus; şayet sana layık kurbanlar sunduysam, tapınağında yağlı butlar yaktıysam, şimdi vakti gelmiştir: Danaoların üzerinde kurduğun tahakkümün bir nişanesi olan oklarınla, gözyaşlarımın intikamını al onlardan.

Tanrının, rahibinin otoritesini sarsan bu başkaldırıya cevabı, Akha ordusunun üzerine bir veba salarak mülkiyet ve irade ilişkilerini yeniden kurmak olur. Bu yıkım karşısında Agamemnon, Khryseis’i iade etmek zorunda kalır. Smintheus unvanı, "fareleri kovan" gibi kısıtlı anlamlara hapsedilmeye çalışılsa da, ilahi iktidarın yeryüzündeki gölgesi olarak uzun süre gizemini korumuştur. Ancak Çanakkale’nin Gülpınar mevkiindeki Bahçeleriçi bölgesinde yapılan arkeolojik keşifler, bu hiyerarşik düzenin fiziksel sınırlarını görünür kıldı.

Baba burnu yakınlarında, toprağın altından yükselen görkemli Smintheus Apollon tapınağı, Hellenistik ve Roma dönemlerinin iktidar mimarisini yansıtan 24,30 x 43,52 metrelik devasa ölçüleriyle bir kez daha hakikatini ortaya koydu. On bir basamaklı kaidesi ve sütunlarıyla yükselen bu yapı, sadece mimari bir kalıntı değil, aynı zamanda Khryse’yi Troas İskenderiye’sine bağlayan köprülerle beraber, merkezden çevreye yayılan bir yönetim ve inanç ağının merkezidir. Arkeolojik bulgular, Khryse’nin Büyük İskender’in adını taşıyan Alexandria Troas’ın tahakkümüne bağlı bir kült merkezi olduğunu doğrular niteliktedir. Homeros’un destanlarında çizdiği bu dokunulmaz ve merkezi konum, tarihsel süreçte bir imparatorluk aygıtının parçası olarak varlığını sürdürmüştür. Bugün süren kazılar, Smintheus Apollon figürünün ötesindeki iktidar mekanizmalarını ve bu merkezin coğrafya üzerindeki mutlak hakimiyetini de gün ışığına çıkarmaya adaydır.
Silenos
Gelin bakalım minik gezginler, şöyle oturun. Sırtınızı şu ağacın gövdesine yaslayın, ben de size gümüş yaylı, ışık saçan birinden, yani Apollon’dan bahsedeyim. Ama bu seferki adı biraz farklı; ona "Smintheus" derler. İnsanlar bu ismin ne anlama geldiğini yüzyıllar boyunca tartıştılar, "Farelerin efendisi mi, yoksa onları kovan mı?" diye başlarını kaşıdılar. Kim bilir, belki de o küçük kıpırtıları yöneten bir gökyüzü sakiniydi.

Her şey, o meşhur Troya Savaşı’nın başlarında, İlyada’nın ilk sayfalarında kopan büyük bir gürültüyle başladı. Khryse adında, bugün yerini ancak tozlu haritalarda ve kazı alanlarında bulabildiğimiz güzel bir kent vardı. Bu kentin bilgili, saçı sakalı ağarmış rahibi Khryses’in kızı, Akha ordusunun başkomutanı Agamemnon tarafından alıkonulmuştu. Zavallı ihtiyar baba, kızını geri almak için ordunun kapısına dayandı ama eli boş döndü.

İşte o an, acılı rahip gökyüzüne bakıp Smintheus Apollon’a seslendi: "Ey Tenedos’un güçlü kralı, eğer sana sunduğum kurbanların kokusu göklere ulaştıysa, eğer tapınağında sana hürmet ettiysem, şu Akhalara oklarınla bir ders ver!"

Apollon, rahibinin gözyaşlarına dayanamadı. Kendi dünyasından yeryüzüne doğru öyle bir hiddetle baktı ki, ordugaha amansız bir hastalık yayıldı. Okları, havayı titreten birer şimşek gibi indi. Agamemnon baktı ki olacak gibi değil, "Tamam," dedi, "kız babasına dönsün!" Ve işte o gün, o gizemli Smintheus ismi tarihe kazındı.

Peki, bu Smintheus’un yuvası neresiydi? Yıllarca herkes merak etti. Ta ki Çanakkale’nin, o rüzgarlı toprakların derinliklerinde bir sır perdesi aralanana kadar. Gülpınar’ın hemen altında, Baba Burnu’na uzanan o sessiz topraklarda devasa bir tapınağın kalıntıları ortaya çıktı.

Düşünün; 11 basamakla çıkılan, yan yana dizilmiş dev sütunları olan, güneşin altın rengini üzerinde taşıyan koca bir yapı! İnsanlar orayı öyle kutsal görmüşler ki, Büyük İskender’in kurduğu o büyük şehre, Troas İskenderiye’sine bağlayan yollar ve köprüler bile yapmışlar. Kazı yapanlar, toprağın altından çıkan her friz parçasında, her heykelde o antik dünyanın nefesini buldular.

Yani anlayacağınız çocuklar; Apollon sadece bir ozan değil, hem bir şifacı hem de öfkesiyle yeri göğü inleten bir gökyüzü sakiniydi. Bizim buradaki kazı alanı sayesinde, artık o gizemli Smintheus adının sadece bir kelime olmadığını, Troas’ın bereketli topraklarında hüküm süren bir inancın kalbi olduğunu biliyoruz.

Şimdi, kadehinizde bir yudum üzüm suyu varsa, antik zamanların o görkemli günlerine ve bu gizemi günümüze taşıyanlara kaldırın. Mitler ölmez, sadece biraz uykularını alıp toprak altında beklerler. Hadi, şimdi biraz da siz düşünün; bir tanrı olsaydınız, hangi küçük yaratığın koruyucusu olmak isterdiniz?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi