Thesauros Mitoloji Sidero

Sidero

Sidero

Tyro'ya acımasızca eziyet eden Sidero, üvey çocukları Neleus ve Pelias tarafından cezalandırılarak öldürülen, Salmoneus'un kötü kalpli ikinci karısıdır.

Salmoneus’un ikinci eşi olarak sarayın hiyerarşik düzenine eklemlenen Sidero, Tyro’nun üzerinde kurduğu sistematik baskıyla iktidarın gündelik hayattaki o alışıldık zalimliğini temsil eder; ancak hükmetme arzusunun yarattığı bu tahakküm ağı, Neleus ve Pelias’ın eliyle son bulduğunda, otoritenin kendi kendini imha eden döngüsü de tamamlanmış olur.
Silenos
Bakın evlatlar, ateşin çıtırtısı bazen eski bir hikayenin fısıltısı gibidir. Kadehimdeki üzüm suyunun tortusu bile size anlatacaklarımın acı tatlı izlerini taşır. Bugün size gökyüzü sakinlerinin çok da sevmediği, kalbi biraz fazla soğuk bir kadından; Sidero’dan bahsedeceğim.

Sidero... İsmi "demir" gibi tınlar ama ruhu, kışın en sert donu kadar buzdu. O, Salmoneus adında, kendini biraz fazla ciddiye alan bir adamın ikinci eşiydi. Hani o krallar vardır ya, kendini Zeus sanıp gök gürültüsünü taklit etmek için arabasıyla demir köprülerde çılgınca süren; işte Salmoneus öyle biriydi. Sidero da bu tuhaf adamın sarayında, aslında pek de mutlu olmayan bir kadındı.

Peki, Sidero ne yaptı? Sarayın neşe kaynağı, güzelliğiyle herkesi büyüleyen Tyro’yu kendine dert edindi. Tyro, o genç kızcağız... Sidero ona hayatı zehir etmek için elinden geleni yapardı. Bir üvey annenin yapabileceği en kötü, en kıskanç oyunları oynardı ona. Tyro’nun üzerindeki o masumiyeti gördükçe, Sidero’nun içindeki o karanlık hırs daha da büyürdü. Bir insanın kalbine kıskançlık bir kez yerleşti mi, o kalp artık kendi huzurunu bile göremez olur.

Ama unutmayın minikler, ilahi adalet dediğimiz şey, bazen çok ağır aksak ilerlese de mutlaka hedefine varır. Tyro’nun oğulları, Neleus ve Pelias, büyüdüler. Bir gün annelerinin başına gelenleri, gördüğü eziyetleri öğrendiklerinde, işte o vakit rüzgar tersine döndü.

Sidero, yaptıkları ortaya çıkınca korkup kaçtı. Bir sunağa, yani tanrılara adanmış o kutsal yere sığındı. "Bana dokunamazsınız, burası dokunulmazdır!" diye bağırdı. Antik kurallar gereği sunağa sığınan birine zarar vermek büyük bir tabuydu, günahların en büyüğüydü. Ancak Pelias... O, sunağa saygı duymayı reddetti. Sidero’nun elinden kurtulması için ona hiçbir şans tanımadı ve sonunu getirdi.

Görüyor musunuz? İnsan, bir başkasının hayatını gölgeleyerek kendi ışığını parlatabileceğini sanır; oysa sadece kendi karanlığını büyütür. Sidero, demir gibi sert durmaya çalıştı ama sonunda kaderin ördüğü o incecik ağlara takılıp gitti.

Hadi şimdi, ateşin biraz daha sönmesine izin verin. Yarın başka bir hikayeyle, belki yine bir gökyüzü sakininin tuhaf bir huysuzluğuyla görüşürüz. Unutmayın; kalp neyle doluysa, dünya da size onu gösterir.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi