Thesauros Mitoloji Prokne

Prokne

Prokne

İhanete uğrayınca intikam hırsıyla evladını feda eden, sonunda acısıyla bülbüle dönüşerek gökyüzünde yas tutan trajik bir anne figürüdür Prokne.

Atinalı kral Pandion’un kızı olan Prokne, Trakya kralı Tereus ile evlendirilerek kendi topraklarından koparılıp yabancı bir coğrafyanın hiyerarşik sınırlarına hapsedilmiştir. Kocası tarafından kız kardeşi Philomela’ya karşı işlenen şiddet sarmalında, bir kadının kendi bedeni ve sesi üzerindeki egemenlik hakkı, erkeğin mülkiyetçi iradesi tarafından gasp edilmiştir. Ancak Prokne, kendisine dayatılan sessizlik ve tahakküm zincirini, dokuma tezgahındaki ilmeklerde saklı bir başkaldırıyla kırmış; kocasının otoritesini sarsmak için trajik bir intikam yolunu seçmiştir. İktidarın kendi çıkarları uğruna kurduğu ailevi ve toplumsal düzenin çöküşü, sonunda onu bir bülbüle dönüştüren doğanın zamansız sessizliğine bırakmıştır; o artık, kuralların ve cezalandırıcı eril düzenin ötesinde, kendi acısını dilden dile aktaran özgür bir yakarıştır.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle ateşin kenarına iliş. Hah, şöyle... Ayaklarını uzat, yorgunluğun geçsin. Bugün sana anlatacağım hikaye, Atina’nın tozlu yollarından biraz uzak, hüzünlü bir bülbülün şarkısına karışan bir öyküdür. Adı Prokne. Hani şu pek çok kişinin "Aedon" diye andığı, geceleri ormanlarda yankılanan o dertli sesin sahibi.

Prokne, Atina kralının kızıydı. Zamanında, o vakitler bir gökyüzü sakini olan Ares’in hiddetiyle kılıcını kuşanan Trakya kralı Tereus ile evlendirildi. Dışarıdan bakınca her şey yolunda görünüyordu; bir evlatları oldu, adı Itys. Fakat bilirsin, insanlar bazen kendi kaderlerini elleriyle düğümlerler. Prokne, kız kardeşi Philomela’yı çok özlemişti. Tereus’a yalvardı, yakardı; "Git, getir kardeşimi, evimiz şenlensin," dedi.

Ama bazen, en saf görünen kararlar bile en büyük felaketlerin kapısını aralar. Tereus, Philomela’yı alıp geri dönerken yolda kötücül bir karanlığa teslim oldu. Kardeşine akılalmaz bir kötülük yaptı, sırrı açığa çıkmasın diye de kadının dilini kesti. Dilsiz kalan Philomela, başına gelenleri dokuduğu bir kumaşa resmetti. O desenler, bir nevi sessiz çığlıktı.

Prokne, o dokumayı eline aldığında gözlerinden akan yaşlar şarap kadehine düşen bir damla su gibi değildi; daha çok bir fırtına öncesi sessizlikti. İntikam, insanoğlunun kalbinde en hızlı yeşeren yabani ot gibidir. Prokne, hem bir anneydi hem de acıyla yoğrulmuş bir kadın. Kendi oğlu Itys’i kaybettiğinde –o kısmını anlatmak bana bile ağır gelir– artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişlerdi.

Olan biten karşısında tanrılar bile, Olimpos’un yüksek tepelerinden bakarken bir an için duraksadılar. Prokne, Philomela ve o zalim kral Tereus; hiçbiri artık oldukları gibi kalamazlardı. Acı, onları başka bedenlere sürükledi.

Prokne, kendini gökyüzünün sonsuz maviliğine kanat çırpan bir bülbüle dönüştürülmüş buldu. O günden beri, ormanların derinliklerinde, o hüzünlü şarkısını söyler durur. Duyduğunuz o ses, aslında bir kuşun ötüşü değil, çok eski bir ihanetin ve bitmek bilmeyen bir pişmanlığın yankısıdır.

Bak evlat, hayat bazen insanın önüne öyle kararlar çıkarır ki, insan ne kadar bilge olursa olsun o düğümü çözemez. Şimdi uyu bakalım; yarın uyandığında, pencerenin dışındaki o bülbülün şarkısını daha iyi duyacaksın. Ama dikkat et, bazı hikayeler sadece anlatılmak için değil, anlaşılmak için de vardır.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi