Thesauros Mitoloji Proitos

Proitos

Proitos

Argos kralı Proitos; kardeşi Akrisios ile taht kavgasına tutuşmuş, Bellerophontes’in sürgününe neden olan gururlu ve talihsiz bir hükümdardı.

Argos krallığının sınırlarını belirleyen kökeni Abas’a dayanan iktidar silsilesinde, tahtın meşruiyetini kardeşi Akrisios ile girdiği hakimiyet mücadelesinde arayan bir figürdür. Kendi hükümranlık alanını koruma içgüdüsüyle, Bellerophontes’in yükselen itibarını bir tehdit olarak kodlayarak onu uzak diyarlara sürgüne göndermesi, aslında iktidarın kendi bekası için yarattığı hiyerarşik düzenin bir yansımasıdır; zira her hükümranlık kendi otoritesini sarsabilecek potansiyel özgürlükleri, onları yok ederek veya mülksüzleştirerek sindirmeyi bir yönetim pratiği haline getirir.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle ateşin kenarına iyice yerleş. Ayaklarını uzat, şu kadim zamanların tozunu biraz sirkelim üstümüzden. Bugün sana, hani o krallıklar, saraylar ve birbirine dolanan yollar arasında kaybolan Proitos adındaki bir adamdan bahsedeceğim.

Proitos, Argos Kralı Abas’ın oğluydu; yani anlayacağın, gümüşü bol, derdi daha bol bir hanedandan geliyordu. Ama şu işe bak ki, o zamanlar saraylar sadece ihtişamın değil, çekişmelerin de yuvasıydı. Proitos’un bir de Akrisios adında ikiz kardeşi vardı. Hani derler ya, anne karnında bile birbirleriyle itişip kakışıyorlardı, büyüdüklerinde de krallık tahtı için aynı kavgayı sürdürdüler. İkizler dünyasında kardeşlik, bazen en keskin kılıçtan daha yaralayıcı olabiliyor.

Sonunda babaları göçüp gidince, bu iki kardeş "Tahtın tek sahibi kim olacak?" diye tutuştu kavgaya. Mitolojideki ilk kalkanların ve orduların, kardeş kavgasıyla birbirine girdiğini görmek insanın içini burkuyor, değil mi? Proitos, baktı ki bu iş böyle olmayacak, yollara düştü. Lükyalıların yanına, o uzak ve gizemli diyarlara gitti. İşte orada işler biraz değişti. Proitos, sadece bir prens değil, kaderi örülen bir yolcuya dönüştü.

Peki, yolunun üzerinde o meşhur Bellerophontes’i duymuşsundur? Hani şu kanatlı at Pegasus’un yularını tutan çocuk. İşte Proitos, Bellerophontes ile de yolları kesişen o talihsiz ama bir o kadar da kibirli kraldı. Karısı Stheneboia’nın bir oyununa gelip, Bellerophontes’i ölüme, yani o meşhur Khimaira canavarıyla dövüşmeye gönderdiğinde, aslında kendi sonunu da hazırlıyordu. Gökyüzü sakinlerinin oyunları bazen bir kralın gururunu, bir kahramanın kılıcından daha ağır yaralayabiliyor.

Proitos’un hikayesi, bir sarayda başlayıp uzak diyarlarda, ihanetler ve garip karşılaşmalarla düğümlenen bir yumak gibidir. Hem hırslı bir kraldı hem de kendi yarattığı fırtınalarda savrulan bir ihtiyar. O, bronzdan kalkanlar yaptıran, surlar inşa ettiren bir adamdı ama ne kendi surları ne de taşıdığı o ağır krallık tacı, gönlündeki huzursuzluğu dindirebildi.

Bak evlat, hayat bazen aynen böyle; istersen en yüksek kulelerde otur, istersen dünyaları fethetmeye çalış; eğer içinde bitmek bilmeyen bir hırs varsa, o kadehteki son yudum bile zehirli bir su gibi gelir insana. Proitos bugün bize şunu fısıldıyor: Kardeşinle kavgaya tutuşma, misafirin olan kahramana kuyu kazma; çünkü günün sonunda, sadece kendi gölgenin karanlığıyla baş başa kalırsın.

Nasıl, yoruldun mu? Hadi, anlatacak daha çok şey var ama şimdilik bu kadar. Ateşi biraz daha körükle de, başka bir kahramanın rüzgarı sarsın etrafımızı.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi