Thesauros Mitoloji Priapos

Priapos

Priapos

Lapseki'nin bereket tanrısı Priapos, devasa uzvuyla bağları koruyan, Aphrodite'nin dışladığı, Dionysos alayının muzip ve sakat kır tanrısıdır.

Lampsakos kıyılarının kadim koruyucusu Priapos, Yunan panteonunun çeperlerinden merkeze sızmış, doğanın üretkenliğini kendi bedensel sınırlarında soğurmuş bir figürdür. Kurgulanan ilahi hiyerarşide, verimliliğin bekçisi olarak bahçelere dikilen bu figür, devasa phaİlos’uyla sadece toprağın değil, arzunun da disipline edilmiş bir sembolüdür; yamrı yumru bedeni, iktidarın estetikten ziyade dayatmacı bir büyüklük gösterisiyle nasıl somutlaştığının yansımasıdır. Dionysos alayına katılması, sınır tanımaz Satyros ve Silenlerle kurduğu mecburi yakınlık, onun uyum sağlamak zorunluluğuyla şekillenmiş tanrısal kimliğini pekiştirir.

Dionysos ve Aphrodite’in soyundan geldiği söylenen bu tanrının, bir eşek anırmasıyla kesintiye uğrayan arzusu, bireyin dürtülerini otoritenin denetimi altında nasıl utanca dönüştürebileceğinin trajikomik bir örneğidir. Lotis veya Vesta üzerinden kurgulanan bu anlatı, iktidarın kendi ritüellerini meşrulaştırmak adına canlıları nasıl birer figürana dönüştürdüğünü gösterir; eşeklerin törensel süslemesi, bir zamanlar denetim altına alınan hadisenin kutsallaştırılmış bir hatırasıdır.

Hera’nın, Aphrodite’in çocuğuna dair duyduğu kuşkuyla onu daha doğmadan sakat bırakması, egemen gücün kendi bekası için potansiyel her türlü tehdidi -güzellik veya güç fark etmeksizin- nasıl tahakküm altına alıp saptırdığının işaretidir. Annesi tarafından dışlanan ve çobanların ellerinde büyüyen Priapos, bu dışlanmışlık içinde kırların tanrısı haline gelmiş; iktidarın kenara ittiği varlık, yine halkın kendi arzularını ona yüklemesiyle bir kült nesnesine dönüşmüştür.

Diodoros’un Osiris ve Hermaphroditos ile kurduğu bağlantılar, Priapos’un evrensel bir üretim kültüyle olan bağını sergiler. İsis’in Osiris’in uzvunu kutsallaştırması gibi, Priapos da toprakla özdeşleşen bu ataerkil kudretin en belirgin taşıyıcısı olur. Anadolu topraklarından Yunan mythos’una eklemlenen bu tanrısal form, aslında yerel köklerin merkeziyetçi bir sisteme dahil edilme çabasının tarihsel kanıtıdır. Bugün Anadolu topraklarının müzelerinde sıklıkla rastlanan o heykeller, sadece antik bir inancın kalıntısı değil, aynı zamanda bedenle güç, toprakla iktidar arasında kurulan kadim ve çarpık denklemin sessiz tanıklarıdır.
Silenos
Bak şimdi güzel evlat, şuraya minderine kurul, ateşin çıtırtısını dinle. Sana Lapseki’nin o yamrı yumru ama içi bereket dolu tanrısı Priapos’u anlatayım. Öyle kitaplarda yazan kupkuru bilgilere benzemez bu; biraz neşe, biraz keder, biraz da toprağın bereketi vardır içinde.

Derler ki, Priapos aslında bizim Dionysos ile güzeller güzeli Aphrodite’nin oğludur. Ama o zamanlar Olympos’ta işler biraz karışıktı. Hera, kıskançlığıyla meşhurdur bilirsin, Aphrodite’nin çocuğu hem anası gibi güzel hem de babası gibi kudretli olmasın diye bir oyun çevirmiş. Çocuk dünyaya bir gelmiş ki, pek alışıldık değil; biraz yamuk yumuk, ama bereketin simgesi sayılan o malum uzvuyla öyle kocaman ki! Aphrodite, gökyüzü sakinlerinin diline düşmekten korkmuş da çocuğu öylece kırlara bırakıvermiş. Neyse ki bizim çobanlar bulmuş onu, bağrına basmışlar. İşte bu yüzden o, sarayların değil, bağların ve bahçelerin koruyucusu oldu.

Hani bahçelere korkuluk dikerler ya, işte Priapos da öyle bir şeydir; ama o sadece kuşları değil, kötü niyetli "kem gözleri" de bahçeden uzak tutar. Köylüler onun heykellerini bahçenin en güzel köşesine dikerler ki meyveler irileşsin, başaklar boy atsın diye.

Bir de şu eşek meselesi var ki, gülmekten yorulursun! Bir gün bizimki, Dionysos’un şenliklerinde biraz fazla kaçırıp yorgun düşmüş. Gözüne de Lotis adında bir nympha’yı kestirmiş. Tam ona usulca sokulacakken, oradaki bir eşek var gücüyle "Aİ-Aİ!" diye anırmaz mı? Kız uyanıp kaçmış, Priapos ise olduğu yerde, o meşhur haliyle bön bön kala kalmış. Bütün orman halkı başlamış gülmeye! Roma tarafında ise bu eşeği Vesta adında bir tanrıçayı kurtaran bir kahraman olarak görürler; bu yüzden onların bayramlarında eşekleri çiçeklerle süslerler, sanki bir düğün alayındaymış gibi.

Bazıları der ki, Priapos aslında uzak diyarlardan, Anadolu’nun derinliklerinden çıkıp gelen eski bir ruh. Hani Mısır’da Osiris varmış ya, onun bereketiyle de bir tutarlar bizimkiyi. İsis, kocasının kaybettiği o kutsal parçayı bulduğunda, o parçadan yepyeni bir tanrı doğmuş; işte o tanrı da Priapos’un ta kendisiymiş. İsimler değişir, hikayeler birbirine karışır ama öz hep aynıdır: Toprak, hayat ve devamlılık.

Şimdi bizim buraların müzelerine git, taşlara oyulmuş o eski heykellere bak. Her ne kadar görünüşü biraz komik, biraz garip gelse de o, toprağın bereketi için nöbet tutan kadim bir dosttur. Hadi bakalım, azıcık esnedin, gözlerin ağırlaştı. Toprağın bereketi bol olsun, meyveleriniz çürümesin, kem gözler bahçenizden uzak dursun!

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi