Gel yanıma evlat, şöyle otur da sana gökyüzünün en iyi iki arkadaşından birini anlatayım. İsmi Polydeukes.
Bu çocuk, altın saçlı ve yüreği koca bir dev gibi olan bir kahramandı. Kardeşi Kastor ile birlikte o kadar iyi anlaşırlardı ki, sanki tek bir kalbi paylaşıyorlardı. Polydeukes, birisi dara düştüğünde yardıma koşan, oyunlarda ise her zaman adil olan bir dosttu. Bir gün yolları çok zorlu bir maceraya çıktı. Arkadaşlıkları öyle güçlüydü ki, zorluklar karşısında birbirlerini hiç bırakmadılar.
Hani bazen gökyüzüne bakarız ve iki parlak yıldız görürüz ya, işte onlar Polydeukes ve kardeşi Kastor'dur. Onlar artık gökyüzünün en yüksek yerinde, biz aşağıda oynayan çocukları izliyorlar. Yorulduklarında belki bir yudum güzel içeceklerini yudumluyor, kendi aralarında şakalaşıyorlardır. İnsanlar onlara bakınca cesareti ve kardeşliği hatırlar. Sen de arkadaşlarınla oynarken, tıpkı Polydeukes gibi birbirine sıkı sıkıya sarılan, dürüst ve sevgi dolu biri ol olur mu? Bak, gökyüzündeki o parıltı belki de şu an sana göz kırpıyordur!
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç ve yanıma yaklaş. Masallarda sana anlatılan o parıltılı kahramanlık hikayelerinin arkasında, tozlu raflarda saklanan başka bir hakikat daha var. Bugün sana, 'ikizlerin en parlayanı' diye bilinen Polydeukes’ten bahsedeceğim. Ama dur, önce şu altın zırhların ve kahramanlık türkülerinin pasını bir silelim.
Gücün iki yüzü
Diyorlar ki, Polydeukes ölümsüzdü. Gökyüzü sakinleri ona bu "hediyeyi" verdiğinde, aslında onu kendi oyunlarının bir parçası yapmışlardı. O, kardeşi Kastor ile birlikte bir piyon gibi oradan oraya sürüklendi. Polydeukes’in yumrukları çok güçlüydü, evet; ama o gücü kimin adına kullanıyordu? Gökyüzü sakinleri, kendi kavgalarını yeryüzünde bizim insanlarımız üzerinden yaşamayı severler. Polydeukes, o büyük ve kibirli komutanların, kralların savaş meydanlarındaki oyuncağı olmaktan öteye gidemedi. Kendi arzularıyla mı hareket ediyordu, yoksa sadece ona biçilen "kahraman" rolünü mü oynuyordu? Bunu sorgulamak, özgürlüğün ilk adımıdır.
Kardeşliğin derin hüznü
En büyük trajedisi neydi biliyor musun? Kardeşi Kastor bir gün nefes almayı bıraktığında, Polydeukes’in o bitmek bilmeyen yaşamı, bir hediye değil, ağır bir pranga gibi üzerine çöktü. Güçlüler, ona sevdiklerini kaybedip ebediyen yaşama cezasını bir lütuf gibi sundular. Düşünsene evlat; sevdiğin yanında yokken, zamanın sonsuzluğunda tek başına kalmak... İşte bu, kralların o şaşaalı saraylarında anlatılmayan, sessizlerin sessiz çığlığıdır.
Gerçek bir bilge gibi
Dünya, sadece o güçlülerin at koşturduğu bir meydan değil. Gerçekler, çoğu zaman zafer naralarının arkasında gizlidir. Belki de Polydeukes, o efsanevi yumruklarını yere bırakıp, belki bir yudum şarabın getirdiği o hafif neşeyle, gökyüzünün oyunlarını reddetseydi, gerçekten özgür olabilirdi. Ama o, sistemin dişlileri arasında öğütülen altın bir parçaydı sadece.
Şimdi git ve düşün; birinin sana 'kahraman' demesi, senin gerçekten özgür olduğun anlamına gelir mi? Yoksa sadece başkalarının kurallarına göre mi oynuyorsun?