Thesauros Mitoloji Polydamas

Polydamas

Polydamas

Hektor’un yanındaki sağduyulu Troyalı yiğit; savaşın şiddetine değil, mantığa ve barışın getireceği kurtuluşa inanan stratejik bir akıl adamıydı.

İlyada’nın satırlarında Pulydamas adıyla anılan bu Troyalı savaşçı, Hektor’un gölgesinde biçimlenen o zorunlu sadakat hiyerarşisinin içinde, kılıcını meşruiyetin sınırları dahilinde kullanır. Akha duvarlarına karşı kurguladığı stratejik hamleler, aslında düzensiz bir şiddeti devlet aklının soğukkanlılığıyla disipline etme çabasıdır; surların ardına çekilmeyi önerdiğinde ise koruma vaadiyle gelen o kaçınılmaz teslimiyeti savunur. İktidarın merkezindeki Hektor’un yıkılışıyla birlikte, arzu edilen düzenin artık sürdürülemez olduğunu fark eder; nitekim Helene’nin iadesini teklif etmesi, kurulu otoritenin artık hükmünü yitirdiği yerde, tebaanın kendi bekası için egemenin kararlarına karşı geliştirdiği o sönük ama gerçekçi direnişin son sesidir.
Silenos
Bak evlat, şöyle otur yanı başıma da sana Troya’nın o koca gürültüsünden, kılıç şakırtılarından ve o gürültünün ortasında bile aklını koruyabilen bir adamdan bahsedeyim. Herkes Hektor’un o meşhur kalkanını ya da Akhilleus’un öfkesini konuşur ama bir de **Polydamas** vardı. Hani şu elinde mızraktan çok, aklını kalkan gibi taşıyan adam.

Polydamas, Troya surlarının o taş yürekli bekçilerinden biriydi. Savaş meydanında Hektor’un sağ kolu gibiydi, evet; kılıcıyla gökyüzü sakinlerinin bile dikkatini çekecek kadar iyi dövüşürdü. Ama onu asıl özel kılan şey, o koca gövdeli savaşçıların arasında, bir nebze olsun soğukkanlılığını koruyabilmesiydi. Akha duvarlarına saldırı planını yaparken, o koca surların ardında bekleyenlerin güvenliğini düşünen ilk kişi hep oydu. "Bak Hektor," derdi sanki, "kılıç sallamak kolay ama o kılıcı ne zaman kınına sokacağını bilmek bir sanattır."

İnsanlar çoğu zaman sadece bağıranı, en önde gideni dinlerler. Polydamas ise fırtına öncesi sessizliği duyanlardandı. Troyalılara, "Surların içine çekilin, biraz nefes alın," diye öğütlerdi. Bilgelik bazen geri çekilmeyi bilmektir, bunu ona sorsan hemen onaylardı.

Sonra o kara gün geldi çattı. Hektor, o koca yürekli savaşçı düştüğünde, Troya’nın kalbi de sızladı. İşte o zaman Polydamas, kılıcı bir yana bırakıp sesiyle savaşmaya başladı. Etrafındaki o ateşli, kavgacı adamlara dönüp, "Artık yeter," dedi. "Helene’i geri verelim, bu yıkıcı savaşı bitirelim. Daha fazla kan dökülmesin."

Onu dinlemediler tabii. İnsanlar bazen haklı olduğunu bildikleri sesleri duymazdan gelirler, tıpkı denizin üzerindeki rüzgarı görmezden gelmek gibi. Polydamas, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda savaşın anlamsızlığını görebilecek kadar derin bir ruha sahipti. Şimdi o, tarihin tozlu sayfalarında, o koca surların gölgesinde, aklıyla cesareti dengelemeye çalışan bir bilge olarak anılıyor.

Biraz yorgun, biraz da hüzünlü bir hikaye, değil mi? Ama bazen en bilgece kararlar, en gürültülü savaş alanlarında bile sessizce verilenlerdir. Hadi, bardağındaki şu üzüm suyundan bir yudum al; hayat bazen ne kadar hızlı akarsa aksın, Polydamas gibi durup düşünmek lazım.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi