Şöyle iyice yerleşin bakalım minderlerinize; ayaklarınızı uzatın, ateşin çıtırtısını dinleyin. Bugün size, zamanın sisleri arasında, neredeyse güneşin bile uğramadığı gri bir köşede yaşayan birinden bahsedeceğim.
Eski topraklar, Phorkys ve Keton isminde, denizin en derin ve karanlık kuytularını mesken tutan iki gökyüzü sakini ebeveynden söz eder. İşte bu ikilinin kızıdır Pemphredo. Kendisi, kız kardeşleriyle birlikte anılan o meşhur "Graialar" üçlüsünün en yaşlısıdır.
Pemphredo ismini duyan pek olmaz, çünkü o ve kardeşleri, güzellikle ya da parıltılı saraylarla pek ilgilenmezler. Onlar, zamanın henüz yeni yeni filizlendiği çağlardan kalma birer emanet gibidirler. Üç kız kardeşin ortak bir özelliği vardır ki, duysanız belki şaşırırsınız: Sadece tek bir gözleri ve tek bir dişleri vardır. Evet, yanlış duymadınız! Üçü, tek bir gözü sırayla kullanarak görürler dünyayı. Birinin kullandığını diğeri bekler, diğeri yorulunca sırayı öteki alır.
Pemphredo, bu işin hem bekçisi hem de en ağırbaşlı olanıdır. Düşünsenize, bir ömür boyu gözünü devretmeyi beklediğini... Bu, insana sabrın ne demek olduğunu öğretir elbet. Onlar, kahramanların, kalkanlarını parlatıp büyük zaferler peşinde koştukları dünyadan uzakta, kendi gri masallarını yaşarlar. Kimi zaman tanrıların bile unuttuğu, sisli bir vadide nöbet tutarlar.
Yani evlatlarım, dünya dediğiniz yer sadece ışık ve neşeden ibaret değil. Pemphredo gibi, bazen gölgede beklemeyi, elindekini paylaşmayı ve o bitmek bilmez kadim bekleyişi sürdürmeyi bilenler de var. Şimdi söyleyin bakalım, siz olsanız o tek gözü kardeşinizle paylaşırken hiç sabırsızlanır mıydınız, yoksa Pemphredo gibi ağırbaşlılıkla sıranızı mı beklerdiniz?
Hadi bakalım, biraz daha yaklaşın ateşe; dışarıda rüzgar esmeye başladı, belki de Pemphredo o taraflarda bir yerlerde gözünü devirip uzakları seyrediyordur, kim bilir?
Bak güzel evlat, hayatın kıyısında durup da büyüklerin masallarını dinlerken, aslında sana hep aynı yüzleri gösterdiklerini hiç fark ettin mi? Herkesin kahraman diye el üstünde tuttuğu o parıltılı isimlerin ardında, anlatılmayan, karanlıkta bırakılmış bir fısıltı vardır.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler: Pemphredo
Şimdi anlatacaklarımı iyi dinle, minik yolcu; çünkü yetişkinlerin "canavar" diyerek korkuttuğu her şey, aslında sadece kendi düzenlerini korumak için uydurdukları bir yalandır. Phorkys ile Keton’un kızı olan Pemphredo’dan bahsediyorum. Onu ve kardeşlerini, o meşhur Graialar’ı, yani "gri olanları", kitaplar sana tek bir gözü ve tek bir dişi paylaşan, çirkin ve ürkütücü varlıklar olarak tanıtır. Peki, hiç düşündün mü, neden? Belki de o tek göz, dünyanın görmezden gelmeyi seçtiği tüm o adaletsizlikleri gördüğü için bu kadar tehlikeli gelmiştir onlara.
Söyle bana sevgili çocuk, birilerinin "güçlü" sayılması için bir başkasının sürekli "yetersiz" ve "gülünç" gösterilmesi gerekmez mi? Pemphredo, doğanın ve denizin kadim derinliklerinden gelen bir hatıraydı. O, sistemin çarkları dönmeye başlamadan önce de oradaydı. Ama krallar, kahramanlar ve tanrılar sahneye çıktığında; kendi şaşaalı hikayelerine gölge düşüren bu kadim varlıkları "çirkin" ilan ederek kenara itiverdiler. Onu bir kenara bıraktılar, çünkü Pemphredo’nun tek bir bakışı, o kibirli kralların yüzündeki maskeleri eritip dökebilirdi.
Bak, hayatta ne zaman birine "tiksindirici" veya "tuhaf" denildiğini duyarsan, hemen oraya bir dur işareti koy. O kişi belki de sadece, herkesin uyum içinde dans ettiği o yalancı sahnede, kendi şarkısını söylemeyi seçtiği için dışlanmıştır. Pemphredo, paylaşılmış bir gözün karanlığında bile, insanın kendi gerçeğine sahip çıkmasının ne kadar ağır bir bedeli olduğunu bize sessizce haykırır. Bir yudum şarapla bu neşeyi ve hüznü harmanladığım şu yaşlı vaktimde, sana şunu fısıldıyorum: Korkma, gözlerini kapatıp dünyayı onların istediği gibi görmeyi reddettiğinde, aslında en net sen görüyorsun demektir.
Unutma evlat, dünya o parıltılı kılıçların değil, o kılıçların gölgesinde saklanan sessizlerin omuzlarında yükselir. Pemphredo, o gri ve soğuk varlığıyla, aslında sistemin unutturmak istediği kadim bir hakikattir. Ve hakikat, her zaman göründüğü kadar güzel olmak zorunda değildir.