Thesauros Mitoloji Parcae (Parkalar)

Parcae (Parkalar)

Parcae (Parkalar)

Kader ipliğini büken, kesen üç kız kardeş; doğumdan ölüme hayatın dokusunu belirleyen Roma’nın gizemli ve kaçınılmaz kader tanrıçalarıdır Parcae.

Roma inancında yaşamın nihai sınırlarını ve ölümün kaçınılmazlığını belirleyen bu figürler, Yunan mitolojisindeki Moiralar ile büyük ölçüde örtüşür. Başlangıçta tekil bir varlık olarak doğumun eşiğinde beliren Parca, zamanla dışsal bir kültürel yönelimin etkisiyle tasnif edilerek üçlü bir hiyerarşiye dönüştürülmüştür; bu süreç, kadim bir yetkinin sistematik bir düzenlemeyle bölüştürülüp otoriter bir çerçeveye oturtulmasını andırır. Artık biri doğumu, diğeri evliliği, sonuncusu ise ölümü denetleyen bu kurgusal birimler, yaşamın her aşamasını denetim altında tutan mutlak bir tahakkümün alegorisi haline gelmişlerdir. Forum’daki yerlerini alan *Tria Fata* heykelleri, kitlelerin kaderini tayin eden bu görünmez mimarinin, kamusal alanda somutlaşarak cisimleşmiş halidir.
Silenos
Bak evlat, şu şenlik ateşinin başına yaklaş da biraz soluklan. Gözlerindeki o merak pırıltısını görüyorum; tıpkı bir zamanlar benimle oturan o küçük kahramanlar gibi... Bugün sana, kaderin elini tutan, ipliğini büken o gizemli üç hanımefendiden, yani Parkalardan bahsedeceğim.

Hani şu gökyüzü sakinlerinin bile bazen çekinerek selam verdiği, ellerinde bitmek bilmeyen bir yün yumağı olan ablalarımız...

Eskiden, dünya daha çok gençken, Roma topraklarında sadece bir tane Parca olduğunu sanırdı insanlar. O tek başına doğan her bebeğin ilk nefesine, ilk çığlığına bakarmış. Ama sonra Yunanlıların o meşhur Moiralarıyla yolları kesişince, bizim işler biraz karışmış; yani daha doğrusu güzelleşmiş! Bir olmuşlar üç; olmuşlar kaderin dokumacıları.

Şimdi iyi dinle, çünkü bu üçlü, hayatımızın tam merkezinde oturur:

Birincisi, hani şu en genç görüneni; o, hayat ipliğini eğiren kızdır. Bir bebek dünyaya "merhaba" dediğinde, o çarkını çevirir ve yaşamın ipliğini bükmeye başlar. "Daha yeni başlıyoruz," der gibi bir gülümsemesi vardır.

İkincisi, o biraz daha vakur durur. Elindeki ipliği alır, dikkatlice ölçer biçer. Hani derler ya "herkesin bir nasibi var" diye; işte o nasibi, yani hayatın boyunu o belirler. Evlilikler, büyük yolculuklar, insanın ömrüne kattığı o tatlı anılar hep onun elinin altından geçer.

Üçüncüsü ise... Eh, biraz daha ciddi, biraz daha mesafeli. Gümüşten bir makası vardır ki, kimsede benzeri bulunmaz. Ne zaman ki iplik yeterince uzar, ne zaman ki vakit tamam olur; o makasın sesi bir tıkla duyulur. Korkutucu mu? Hayır, hayır evlat. Sadece her sonun, başka bir başlangıca yer açmak için olduğunu hatırlatan bilgece bir hareket o.

Roma şehrinin kalbinde, Forum denilen o büyük meydanda üç tane heykelleri vardır, hani "Tria Fata" derler. İnsanlar oradan geçerken selam verir, şapkalarını çıkarırlar. Çünkü bilirler ki, o üç hanımefendi olmasa, ne hikayelerimiz başlar ne de kahramanlıklarımıza bir son yazılır.

Şimdi sorarım sana; kendi ipliğinin rengini seçebilecek olsan, hangi renkten olsun isterdin? Benimki mi? Benimkisi şarabın kırmızısı ile zeytin ağacının gümüşü arasında gidip gelir... Ama unutma, ipliğin uzunluğu değil, o iplikle hangi düğümleri attığın önemlidir.

Hadi, ateş biraz daha harlansın, ben sana daha neler anlatacağım...

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi