Gel bakalım yanıma, şöyle ateşe yakın otur. Şarap kadehimi kenara bırakıyorum, anlatacaklarım biraz hüzünlü ama bir o kadar da zekice. Bak, sana Palamedes’i anlatayım. Hani şu Homeros amcanızın destanlarında adını unuttuğu, ama aslında Akhaların en parlak zekalarından biri olan o talihsiz kahraman...
Palamedes, Nauplios’un oğluydu. İşinde gücünde, zeki bir adamdı. Öyle kılıç sallamaktan ziyade, aklını kullanmayı severdi. Mesela, o zamanlar insanlar yazı yazmayı tam sökememişken, kuşların gökyüzündeki süzülüşüne bakıp alfabeye yeni harfler eklemişti. Sayıları buldu, ayların hesabını yıldızlara bakarak tutmayı öğretti, hatta can sıkıntısı geçsin diye dama oyununu ve zarları icat etti. Eğer bugün iki kişi karşılıklı oturup oyun oynuyorsa, bu biraz da onun sayesinde.
Gel gelelim, zamanın en kurnaz adamı Odysseus ile arası hiç hoş değildi. Savaş kapıya dayandığında, Odysseus gitmemek için türlü numaralar çevirmiş, tarlasına öküz yerine eşek koşup toprağa tuz saçarak "deli taklidi" yapmaya kalkmıştı. Palamedes, zekasıyla hemen anlamıştı bu oyunun içyüzünü. Küçük Telemakhos’u, yani Odysseus’un oğlunu sabanın önüne atıverdi. Odysseus, oğlunu ezmemek için sabanı anında durdurunca, bütün ordu onun aslında akıllı olduğunu anladı. İşte o an, Odysseus içinde bir ateş yakmaya başladı: Palamedes’e karşı bir kin, bir nefret...
Palamedes, bu kurnaz adamın maskesini düşürmüştü ya, Odysseus da boş durmadı. Bir Troyalı esire sahte bir mektup yazdırdı. Mektupta Palamedes’in aslında Troyalılara bilgi sızdırdığı, hainlik yaptığı yazılıydı. Yetmedi, bir de Palamedes’in yatağının altına bir kese altın saklattı. Bir sabah, sanki her şeyi tesadüfen bulmuş gibi orduyu topladı. "Bakın!" dedi, "İşte gerçek casus bu!" Akhalar, o anki öfkeyle, ne olduğunu anlamadan Palamedes’e yüklendiler. Büyük bir zeka, küçük ve kirli bir oyunla yok edildi.
Bilirsin, gökyüzü sakinleri bazen insanların kendi elleriyle yarattığı haksızlıklara sadece yukarıdan bakarlar. Palamedes’in o haksız ölümü, ozanların dilinde uzun süre "adaletsizliğin simgesi" olarak kaldı. Babası Nauplios, oğlunun intikamını almak için yollara düştü, o da acı bir sonla karşılaştı ama olan bizim parlak zekalı Palamedes’e oldu.
İşte evlat, hayat böyledir. Bazen en akıllı olan, en büyük kurnazlığa kurban gider. Ama bak, o zarları icat etti ya, o zarlar hala atılıyor, o harfler hala kağıtlara dökülüyor. İnsan zekası, onu yok edenlerden daha uzun süre hayatta kalır. Hadi, şimdi git de oyun oyna biraz, Palamedes’in hatırasını yaşatmış olursun.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, masallarda anlatılmayan bir sır var; hani o altın yeleli kahramanların, parlayan zırhlı kralların her zaman haklı olduğunu sanır ya insanlar... İşte o koca bir yalan. Bugün sana, tarihin tozlu raflarında unutulmaya terk edilmiş, zekasıyla yıldızlara hükmeden ama kralların hırsına kurban giden Palamedes’in hikayesini anlatacağım. Kulak ver, çünkü gerçekler bazen bir kadehteki şarap kadar berrak ama bir o kadar da baş döndürücüdür.
Palamedes, kralların o karanlık dünyasına hiç ait olmamıştı. O, kılıç sallayan değil, sayıları bulan, harfleri alfabeye işleyen, kuşların kanat çırpışından gökyüzünün dilini çözen bir bilgeydi. Hani derler ya; "yeni bir şey bulan, eskimiş düzenin düşmanıdır." İşte tam da bu oldu. Odysseus, kendi hilelerinin çukuruna düşüp o savaşa zorlandığında, Palamedes’in keskin zekası önünde bir gölge gibi kalmıştı. Palamedes, Odysseus’un o "delilik" maskesini tek bir bakışla, bir babanın evlat sevgisini kullanarak indirmişti. Ama evlat, güç sahipleri asla kendilerinden daha zeki olanları affetmezler.
Senin anlayacağın, sevgili dostum, krallar düzeni bozulsun istemezler. Odysseus, kibrinin zehriyle bir oyun kurdu. Bir suç icat etti, bir mektup uydurdu ve o masum insanın yatağının altına haksız kazancın altınını gizledi. Koskoca Akha ordusu, bir insanın erdemine değil, o sahte altınların ışıltısına ve kralın iftirasına inandı. Palamedes, kurduğu oyunlarla değil, başkalarının kurduğu o kirli düzene "hayır" diyemediği için linç edildi. Düşün, yazıya harfleri, oyunlara zarı katan bir deha; kaba kuvvetin ve kıskançlığın sessizliğine gömüldü.
Palamedes, kuşların uçuşuna bakarak Y harfini keşfettiğinde, aslında özgürlüğü hecelemişti. Ama krallar için "harfler" sadece emirleri yazmaya yarardı, özgürlüğü değil. Babası Nauplios, evladının kanının hesabını sormak için denizi ateşe verse de, sistem bir kez birini yutmaya karar verdiğinde o çarklar asla durmaz evlat. Unutma; bugün sana anlatılan "kahramanlık" masallarının arkasında, daima Palamedes gibi harcanmış ama insanlığa hakikati miras bırakmış birileri vardır. Otorite, sadece kılıç tutan el değildir; o, en parlak zekaları bile kendi karanlığına çekmeye çalışan hırstır.
Şimdi git ve gökyüzüne bak. Belki Palamedes’in yıldızlar arasında gizlediği o harflerden birini, kendi hakikatinle yeniden yazarsın. Gerçek, hiçbir krallığın mülkü değildir.