Thesauros Mitoloji Otos

Otos

Otos

Olympos’a meydan okuyan, kardeşi Ephialtes ile gökleri sarsmaya cüret eden, devasa cüsseli ve hırslı bir Aloeusoğludur.

Otos, Poseidon’un soyundan gelen Aloeusoğulları’nın bir parçası olarak, gökyüzünün mutlak otoritesine meydan okuma cüretini gösteren iki kardeşten biridir. Olympus’un hiyerarşik düzenini sarsmak adına dağları üst üste yığarak inşa ettikleri o nafile basamaklar, aslında tanrısal tahakküme karşı duyulan varoluşsal bir başkaldırının fiziksel tezahürüdür; bu girişimleri, en yukarıdaki tahakküm odaklarına ulaşma arzusuyla şekillenirken, aynı zamanda kendi otoritelerini kurma yanılsamasının da bir kanıtı olarak, mitolojik düzlemde otoriteye karşı örülen ilk örgütlü, sınırsız ve denetimsiz direnişin izlerini taşır.
Silenos
Şöyle kurulun bakalım ateşin başına... Gözlerinizdeki o merak pırıltısını görüyorum, tıpkı yıllar önce Olimpos'un eteklerinde koşturan yaramaz çocuklar gibi. Bugün size, yerinde duramayan, aklı bir karış havada ama gökyüzünü bile sarsmaya cüret etmiş iki kardeşten, Aloeusoğulları’ndan bahsedeceğim. Özellikle de Otos’tan...

Hani derler ya "çocukken çok hızlı büyüdü", işte Otos ve kardeşi Ephialtes için bu sadece bir söz değil, hakiki bir meseleydi. Daha süt dişleri yeni dökülürken, kule gibi yükselmeye başlamışlardı. Öyle ki, her yıl bir karış değil, bir boy ağacı kadar uzuyorlardı. Görseniz, şaşkınlıktan elinizdeki üzüm salkımını düşürürdünüz! Gökyüzü sakinleri bile yukarıdan bakarken, "Bu iki dev yavrusu da nereden çıktı?" diye birbirlerine sorup duruyorlardı.

Otos, öyle sakin bir çocuk değildi. Aklında hep büyük, hatta biraz da haddini aşan planlar vardı. Kardeşiyle el ele verdiklerinde, sadece toprakta yürümek onlara yetmiyordu. "Neden," dedi bir gün Otos, gözlerini bulutların ötesine dikerek, "biz sadece karıncaların dünyasında yaşayalım? Gelin şu dağları üst üste koyalım, merdiven yapıp gökyüzüne tırmanalım!"

Siz siz olun, evlatlar; hayal kurmak güzeldir ama bazen kendi boyunu aşan hedefler, gökyüzü sakinlerinin biraz dikkatini çeker. Otos ve kardeşi, Pelion Dağı'nı Ossa Dağı'nın tepesine dikmeye kalkıştıklarında, Olimpos’ta işler biraz karıştı. Tanrılar, şarap kadehlerini ellerinden bırakıp, bu iki haylazın cüretine şaşkınlıkla baktılar. Düşünsenize, bir çocuk oyun alanı olarak gökyüzünü seçiyorsunuz!

Hırslıydı Otos; Ares gibi savaşçı bir tanrıyı bile tutup koca bir tunç küpün içine hapsetmişliği vardır. Evet, yanlış duymadınız, o tunç küpün içindeki paslı sesleri biz o zamanlar duymuştuk. Ama işte, gençliğin o pervasız ateşi, insanın başına bazen olmadık işler açar. Gökyüzü sakinleri, kendi düzenlerine dokunulmasından pek hoşlanmazlar.

Sonunda o meşhur, biraz da hazin derslerini aldılar. Yine de onları hatırladığımda, kötü birer hatıra gelmiyor aklıma. Aksine, sanki göğe dokunmaya çalışan, ayakları yere basmayan, hayal gücü boylarını çoktan aşmış iki yaramaz çocuk görüyorum.

Ne dersiniz? İnsan bazen sınırlarını bilmeli mi, yoksa Otos gibi gökyüzüne bir merdiven dayamayı mı denemeli? Cevabı sakın hemen vermeyin, ateşin çıtırtısında biraz düşünün. Belki bir gün siz de kendi dağlarınızı üst üste dizersiniz, ama unutmayın; gökyüzü sakinleri her zaman izler...

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi