Bakın hele, gözleriniz nasıl da parlıyor! Gelin, oturun şu ağacın altına. Uzun yıllardır ormanların derinliklerinde, yaprakların fısıltısını dinlerim. İnsanlar onlara "Nympha" der, ama siz onları ormanların neşeli hayaletleri olarak bilin. Hani bazen bir pınarın başında suyun şırıltısı, rüzgarın sesinden farklı bir tınıyla karışır ya, işte o an bilin ki bir Nympha yakınlardadır.
Onlar, bu dünyanın gizli bahçıvanlarıdır. Gökyüzü sakinlerinin dünyaya serpiştirdiği en canlı, en hareketli varlıklardır. Bir Nympha’yı öylece bir insan gibi, bir sandalyeye oturmuş yemek yerken göremezsiniz. Onlar doğanın kendisidir. Biri bir ağacın özsuyunda yaşar, biri berrak bir kaynağın serinliğinde uyur, diğeri ise en sarp dağların sisli yamaçlarında koşar.
Eskiden, daha dünya çok gençken, Akhilleus’un annesi Thetis gibi tanrıçalarla boy gösterirlerdi. Nympha’lar ölümsüz değildir belki ama ömürleri ağaçların halkaları, pınarların akışı kadardır. Yani anlayacağınız, bir Nympha’nın ömrü, bir insanın yediği ömürlük bir lokmadan katbekat fazladır.
Sakın onları bir köşede oturup elişi yapan hanımlar sanmayın; onlar şakacıdır! Bir gezgin ormanın derinliğinde yolunu kaybettiğinde, dalları birbirine dolayan veya patikayı bir anda bir sarmaşık labirentine çeviren onlardır. Ama bir Nympha’nın neşesine denk gelirseniz, o zaman işler değişir. Kahkahaları, bir nehrin taşlara çarparken çıkardığı o berrak sese benzer. Bazen bir meşe ağacının kovuğunda, bazen bir şelalenin gökkuşağına dönüştüğü noktada saklanırlar.
Biliyor musunuz, bir keresinde bir Nympha ile güneş batarken oturmuştuk. Bana, dünyayı nasıl koruduklarını anlattı. Biz insanlar bazen toprağın değerini unuturuz ama onlar... onlar her çiçeğin açışında, her yaprağın sararışında bir sanat eseri görürler.
Siz siz olun, ormana girdiğinizde sesinizi biraz alçaltın. Bir yaprak hışırtısı duyduğunuzda dönüp arkanızdan kimin güldüğüne bakın. Belki de bir Nympha, sizin gibi genç ve meraklı bir misafire, kendi masalsı dünyasından bir anı hediye etmek istiyordur. Unutmayın, doğa sadece taş ve topraktan ibaret değildir; o, canlı bir şölendir ve Nympha’lar bu şölenin hiç bitmeyen dansçılarıdır.
Hadi şimdi, şu derenin kenarına gidin de dinleyin bakalım; pınar bugün size hangi Nympha’nın sırrını fısıldayacak?
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Sana o ışıklı ormanların, o efsunlu pınarların ardında gizlenenleri anlatayım. Elindeki asayı yere bırak, yanıma çök. Bugün, o zarif Nympha’ların aslında ne olduğunu konuşalım.
Kızım, sen onları hep çiçeklerin arasında dans eden, neşe dolu, ölümsüz varlıklar olarak duydun, değil mi? Ama o parlak anlatıların ardında, Olimpos’un "yüce" tanrılarının kurduğu o ağır sistemin, bu varlıkları nasıl birer dekor gibi kullandığını göremedin. Nympha’lar, yani ormanın sessiz nefesi olan o güzel ruhlar, genellikle tanrıların arzularına, hırslarına ya da güç gösterilerine birer kurban olarak seçildiler.
Dostum, bir düşün; bir tanrı o ormana geldiğinde, ağaçların gölgesi mi yoksa o ağacın ruhu olan Nympha mı onun oyuncağı oldu? Krallar ve tanrılar, kendi arzularını "kader" diyerek pazarladılar. Nympha’lar, sistemin dişlileri arasında ezilen ama yine de o ormanın kadim şarkısını söylemekten vazgeçmeyenlerdi. Bazıları, o sistemin pençesinden kaçmak için ağaca, bazen de berrak bir pınara dönüştü. Neden mi? Çünkü ancak öyle özgür kalabildiler. O bedenleri, sistemin hükmedemeyeceği bir doğa parçasına dönüştürmek, bir nevi en eski ve en sessiz başkaldırıydı.
Evladım, unutma; her ağacın hışırtısında, her suyun şırıltısında bu saklı acıyı ve o mağrur direnişi duyabilirsin. O masallarda gördüğün "tanrısal lütuf", aslında çoğu zaman bir baskının ve o baskıya karşı verilmiş bir hayatta kalma savaşının gölgesidir. Onlar, ne birer süs ne de birer ganimettir; onlar, kendi doğasını korumaya çalışan ama otoritenin gölgesiyle hep sarmalanmış bilge ruhlardır.
Bir kadeh şarabın narin neşesi kadar hafif olsun zihnin; ama o narinliğin altında, toprağın ve ağacın köklerinde yatan o derin, hüzünlü gerçeği de daima hatırla. Çünkü gerçek, o süslü tapınaklarda değil, bu ormanın en kuytu köşesinde, kendi varlığını koruyan o Nympha’nın sessiz fısıltısında gizlidir.