Thesauros Mitoloji Orion

Orion

Orion

Poseidon’un oğlu dev avcı Orion; aşkları, körlüğü ve Artemis’in okuyla son bulan hayatının ardından gökyüzünde bir takımyıldıza dönüşerek ölümsüzleşti.

Poseidon ile Toprak’ın ortak paydasında, dalgaların üzerinde yürüyebilecek kadar özgür bir gövdeye sahip devasa bir avcı olarak vücut bulur Orion. Kendi iktidar alanını kurmaya çalışanların, tanrısal hiyerarşinin sınırlarını aşma cüretini gösterenlerin –Side’nin Hera’yla girdiği yersiz rekabet gibi– sistemin derinliklerine, Tartaros’un karanlığına mahkum edilişi onun hikayesinde bir disiplin aracıdır. Görme yetisinin Merope uğruna yitirilip aniden güneşe maruz bırakılarak geri kazanılması, otoritenin birey üzerinde kurduğu tahakkümün, karanlıkla aydınlık arasında nasıl bir terbiye edici güç olarak kullanıldığının bir yansımasıdır. Şafak tanrıçasının tutkusuna kapılıp Delos’a sığındığında dahi, efendilerin koyduğu "yaklaşılmazlık" kurallarını çiğnemeye kalkışması, Artemis’in avcı refleksiyle tetiklenen o cezalandırıcı eli harekete geçirir. Ölüm, bu hiyerarşik düzende her zaman bir akrep gibi beklenmedik bir yerden, en savunmasız anı kollayarak gelir. Nihayetinde gökyüzüne sabitlenen bir takımyıldızına dönüştürülmek, isyanın ve sınır ihlalinin dahi sistemin kendi estetik kurgusuna nasıl dahil edildiğini, çatışmanın ise sonsuza dek bir kovalamaca formunda göğün çeperlerine kazındığını kanıtlar.
Silenos
Gelin bakalım, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaşın. Bugün size, ayakları yere sağlam basan ama gözleri hep yıldızlarda olan o dev avcıdan, Orion’dan bahsedeceğim.

Orion dediğin, öyle alelade bir adam sanmayın. O, denizlerin efendisi Poseidon’un oğlu; hem toprağın bereketli gücünü hem de dalgaların o huysuz ve dizginlenemez ruhunu taşıyan dev gibi bir delikanlı. Yürürken yeri sarsar, denize girdiğinde ise dalgaların üzerinde sanki bir meydanda gezinir gibi hafifçe ilerlermiş. Öylesine yakışıklıymış ki, gören bir daha bakmak istermiş; ama ne demişler, güzellik bazen insanın başına bela açar.

İlk eşi Side, güzelliğine biraz fazla güvenmiş olacak ki, gökyüzü sakinlerinin kraliçesi Hera’ya kafa tutmaya kalkmış. Hata işte; kraliçenin gazabı ağırdır, Side kendini bir anda yeraltının o soğuk ve karanlık dehlizlerinde buluvermiş. Orion’un aşk hayatı böyle işte; bir var, bir yok. Sonra Merope çıkmış karşısına. O macera biraz karanlık, biraz hüzünlü bitmiş; Orion gözlerini kaybetmiş ama neyse ki güneşin ilk ışıkları imdadına yetişmiş de dünyayı yeniden görmüş.

Fakat en ağırı, en şahanesi Şafak tanrıçası Eos ile olanıdır. Eos, bu dev avcıya öyle bir tutulmuş ki, onu alıp efsanevi Delos adasına, o ışıl ışıl yere götürmüş. Ama kaderin ağları örülürken ipler bazen karışır. Bizim çevik, okunu asla ıskalamayan av tanrıçamız Artemis, Orion’un bu kadar pervasızca etrafta dolanmasına biraz içerlemiş. Kimi der ki "kendisine yanaşmaya çalıştı", kimi der ki "kutsal avına saygısızlık etti". Nedeni ne olursa olsun, tanrıçaların öfkesi kış fırtınası gibidir; sert gelir ve iz bırakır.

Artemis, Orion’u durdurmak için küçük ama zehirli bir dostunu, bir akrebi görevlendirmiş. O devasa avcı, topuğuna yediği küçücük bir iğneyle yere yığılıvermiş. Acı bir son, değil mi? Ama hikaye burada bitmiyor, çünkü gökyüzü sakinleri bazen hatalarını telafi etmek için garip yollar seçerler. Artemis, vicdan azabından mı nedir, hem akrebi hem de Orion’u gökyüzüne, yıldızların arasına yerleştirmiş.

İşte o gün bugündür, gökyüzünde büyük bir kovalamaca sürer. Orion, o parlayan kuşağıyla yıldızlar arasında hala avına devam eder ama o akrep... O akrep hep oradadır. Orion’un, yani gökyüzündeki o dev avcının, Akrep burcundan neden hep köşe bucak kaçtığını, ona asla yaklaşmadığını şimdi anladınız mı? Yıllar geçse de, korku baki kalır.

Hadi bakalım, şimdi gidip yatma vakti. Yarın uyandığınızda gökyüzüne iyi bakın; eğer Orion’u görürseniz, ona benden selam söyleyin. Belki o da size, denizin ve toprağın hikayesini fısıldar.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi