Thesauros Mitoloji Ops

Ops

Ops

Saturnus’un eşi, bereketli toprakların ana tanrıçası. Roma’nın bolluk kaynağı, Capitolium’da yücelen kadim Sabin kökenli kutsal ana.

Roma panteonunda bereketin ve toprağın üretkenliğinin vücut bulmuş hali kabul edilen Ops, esasen Saturnus’un erkine eşlik eden dişil bir tamamlayıcı olarak kurgulanmıştır. Sabin kökenlerine dair kadim anlatılar, onun sisteme eklemlenmiş yerel bir güç olduğunu fısıldarken; Capitolium tepesinin zirvesine inşa edilen tapınağı, yönetenlerin kutsal bir otoriteyi, merkezi bir otoritenin gözetimi altına alma arzusunu yansıtır. Bolluk, onun aracılığıyla sadece bir verimlilik değil, aynı zamanda mülkiyetin ve merkezi iktidarın kutsanarak meşrulaştırıldığı bir aygıtın, hiyerarşinin sınırlarını çizen sessiz bir güvencesi haline gelir.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle kıvrıl şuraya. Ayaklarını uzat, şu kadim zeytin ağacının gölgesine sığın. Gözlerini kapatmana gerek yok, sadece dinle; zira anlatacaklarım öyle kitaplarda yazan kupkuru, tozlu satırlara benzemez. Bugün sana toprağın derinliklerinden fısıldayan, bereketi avuçlarında taşıyan o kadim hanımefendiden, Ops’tan bahsedeceğim.

Eskiden, dünya henüz bu kadar gürültülü değilken, insanlar toprağın ne kadar cömert olduğunu çok iyi bilirlerdi. Hani tarlaya bir tohum atarsın da o sana karşılığında bir başak dolusu armağan verir ya; işte o cömertliğin asıl sahibi Ops’tur. Kendisi, zamanın kendisi gibi ağırbaşlı olan o yüce Saturnus’un eşi, gökyüzü sakinlerinin en bereketlisidir. Bazıları onun Sabin topraklarından çıkıp geldiğini söyler; sanki bir dağ esintisi gibi, bir sabah ansızın şehrin kalbine, o meşhur Capitolium tepesine yerleşmiş.

Saturnus’u bilirsin; hani elinde tırpanıyla zamanı biçen, biraz ciddi, biraz mesafeli o ihtiyar. İşte Ops, onun o sert ve zaman zaman kış soğuğunu andıran ciddiyetini dengeleyen yumuşak nefesidir. Biri zamanı sınırlar, diğeri o zamanın içinde sunduğu meyveleri, taneleri ve hayatı besler. Bir terazi gibi düşün; bir kefede Saturnus’un durdurulamaz zamanı varsa, diğerinde Ops’un bitmek bilmeyen bolluğu var.

İnsanlar onu öyle çok severlerdi ki, Capitolium tepesindeki o tapınağına giderken yollarını gözlerlerdi. Bir tutam buğday, bir parça mahsul, biraz da şükran sunarlardı ona. Çünkü bilirlerdi ki, eğer Ops o bereketli ellerini üzerlerinden çekerse, tarladaki başak boynunu büker, mahzende ne bir yudum taze içecek kalır ne de karın doyuracak bir lokma ekmek.

Ops sadece toprağın tanrıçası değildir çocuk; o, emeğin meyvesidir. Yani bir işi sadece yapmazsın, o işin sonunda elde ettiğin o güzel, o tatlı huzurdur Ops. Bugün şehirlerde unutulup gitmiş olabilir ama sen o Capitolium’un basamaklarına tırmandığını hayal et. Taşların arasından sızan o kadim kokuyu duy, toprağın ne kadar canlı olduğunu hatırla. İşte o zaman, belki sen de bir gün toprağa bir tohum bıraktığında, Ops’un o görünmez, bereketli elinin sana selam verdiğini hissedersin.

Nasıl, yoruldun mu biraz? Hadi şimdi git, biraz koştur, hayatın kendi bereketini bul. Ama unutma; dünya, içindeki o kadim cömertlik sayesinde hala dönmeye devam ediyor.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi