Gel bakalım ufaklık, yanıma otur şöyle. Sana, zamanın tozlu yollarından çıkıp gelmiş, saçları kar gibi bembeyaz ama içi cıvıl cıvıl bir ihtiyardan, Nestor dedemizden bahsedeyim.
Bu Nestor, Pylos denen güzel memleketin kralıdır. Kendisi öyle görmüş geçirmiştir ki, bir masal anlatsa sanırsın bin yıl yaşamış. Eskiden, senin gibi çocuklar oyun oynarken, o çoktan büyük maceralara atılmıştı bile. Hani şu meşhur Herakles var ya, işte onun zamanından kalma bir yiğittir. Gökyüzü dostlarımız ona öyle uzun bir ömür vermiş ki, dedesinin dedesini bile görmüş gibi anlatır.
Savaş meydanlarında bazen işler karışır, yiğitler birbirine küser ya, işte o zaman herkes Nestor’a koşar. Ağzından bal damlayan sözleriyle, bilgece öğütler verir. Agamemnon bile onu görünce, "Keşke senin o koca yüreğin, gençlerin bacaklarına sahip olsa da yine en önde koşsan!" der. Nestor’un sesi gürdür, bir konuşmaya başladı mı herkes susar, onu dinler. O anlatırken sanki eski günlerin tozlu yolları, atların kişnemesi, o eski zamanların rüzgarı sarayın içine dolar.
Troya seferi denince akla gelen en akıllı odur. Yanında iki de evladı vardır; biri Antilokhos, öbürü Thrasymedes. Savaşın kargaşasında bile onlara kol kanat gerer. Gerçi savaşın kendi hüznü vardır, ne kadar bilge olsan da bazen canın yanar. Ama Nestor, bütün o fırtınalardan sonra evine, Pylos’a sağ salim dönmeyi başarmıştır.
Bir gün, Odysseus’un oğlu Telemakhos, babasını ararken Nestor’un kapısını çalmış. Yaşlı kralımız onu görünce öyle bir sevinmiş ki! Hemen onu sofrasına buyur etmiş, yanına da oğlunu katıp onu yollara düşürmüş.
Bak evlat, ihtiyarlık sadece yürüyüşün yavaşlaması demek değildir. Nestor gibi biriysen, her anın, her hatıran birer hazineye dönüşür. Bir gün yolun Pylos’a düşerse, kulak ver; hala o altın gibi sözlerin, rüzgarda bir yankısı duyulur. Şimdi hadi bakalım, biraz dinlenelim; belki başka bir gün, o bitmek bilmeyen hikayelerinden birini daha anlatırım sana.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Çoğu insan, etrafında büyük bir kalabalık toplayıp, ağzından bal damladığını söyleyerek durmadan konuşan yaşlılara hayran olur. İşte Nestor, tam da böyle bir adamdır. Herkes onu 'bilge ihtiyar' diye selamlar, oysa Pylos'un bu kralı aslında kimin tarafındadır?
Güçlünün Gölgesindeki Sözler
Sen Nestor'a bakınca üç kuşaktır ayakta kalan, tecrübeli bir lider mi görüyorsun? Bir de şu açıdan bak: Nestor, Gökyüzü sakinlerinin lütfuyla ölümden kurtulmuş biridir. Ailesi, kendi hırsları ve şiddet dolu dünyaları yüzünden yok olup giderken, o hayatta kalmıştır. Neden? Çünkü sistemin, o büyük savaş çarkının dönmesi için her zaman "eski anıları" anlatıp gençleri ölüme ikna edecek birine ihtiyacı vardır. Agamemnon gibi krallar, hatalarını örtbas etmek ve ordularını kıyıma sürüklemek için her zaman Nestor gibi 'güzel konuşan' birinin onayına muhtaçtır. Nestor'un o bitmek bilmeyen nutukları, aslında birer oyunun parçasıydı; gençlerin kanı toprağa dökülürken, o kendi 'deneyiminin' ihtişamıyla koltuğunda oturmaya devam etti.
Sessiz Kurbanlar ve Kanlı Miras
Hani şu destanlarda "kahraman" diye anlatılan Akhilleus ve Memnon'un gölgesinde yitip giden Antilokhos var ya? Nestor'un kendi oğlu... Bir baba, evladını o dehşet verici Troya savaş meydanına, Güçlülerin savaşına sürmekten neden çekinmedi? Bilgeliği, oğlunu korumaya yetmedi mi, yoksa 'krallık' denilen o ağır zırh, insanın içindeki babalık şefkatini de mi zırhlıyordu? Nestor, oğlunun yasını tutarken bile başka kralların çocuklarına öğüt vermeye devam etti. Bu gerçek bir bilgelik midir, yoksa sistemin içinde öğütülmüş bir ruhun sessiz kabullenişi mi?
Bir Yudum Nese, Bir Avuç Gercek
Evlat, bazen bir kadeh şarabın nesiyle içini ısıtırsın ama Nestor gibilerin sözleri seni soğutur. O, savaşı bizzat planlayan, Agamemnon'un kibriyle Akhilleus'un öfkesi arasında denge kuruyormuş gibi yapıp aslında sadece statükoyu koruyan bir figürdür. İhtiyarlığı ona saygı değil, korku ve itaat getirmiş. Başkalarının acılarını "anlatılması gereken birer hikaye" gibi ballandıra ballandıra anlatırken, aslında o acıların mimarlarından biri olduğunu unutmuş görünüyor.
Gelecek nesillere, yani senin gibi pırıl pırıl zihinlere, Nestor gibi her şeyi "bildiğini" iddia eden kralların aslında sadece kendi düzenlerini nasıl koruduklarını göstermek isterim. Sorgula, evlat! Güzel sözlerin arkasına gizlenmiş olan o soğuk ve mesafeli otoriteyi ilk sen fark et. Çünkü gerçek bilgelik, kralların nutuklarını dinlemek değil, onların neden o nutuklara ihtiyaç duyduğunu anlamaktır.