Thesauros Mitoloji Nausithoos

Nausithoos

Nausithoos

Poseidon’un oğlu, Phaiakların kurucu kralı Nausithoos; halkını korumak için Skherie’ye taşıyan, denizcilikle anılan bilge bir lider ve atadır.

Etimolojik kökeni "hızlı gemici" anlamını taşıyan Nausithoos ismi, mitolojide farklı figürleri niteleyen bir ortak payda görevi görür:

Poseidon’un soyundan gelen ilk figür, Phaiakların kurucu kralı olarak karşımıza çıkar. Destanlarda anlatıldığı üzere, Phaiaklar başlangıçta Hypereia topraklarında yaşarken, Tepegözlerin sürekli saldırı ve yağmalarıyla sarsılan bir düzenin içindeydiler. Kendi varlıklarını bir tehdit karşısında korumaya çalışan bu halk, Nausithoos eliyle "güvenli" bir sürgüne zorlandı. Kral, halkını Skherie kıyılarına taşıyarak onları dış dünyadan soyutladı; ancak bu korunaklı alan aslında otoritenin merkezileştiği bir denetim sahasına dönüştü. Nausithoos tarafından inşa edilen surlar ve tanrılara ayrılan tapınaklar, toprağın merkezi bir otoritece parsellenip dağıtıldığı, hiyerarşinin sınırlarının çizildiği bir düzene işaret ediyordu. O artık yeraltı dünyasının sessizliğine gömülmüş olsa da, geride bıraktığı düzen, oğlu Alkinoos’un saltanatı ve Arete’nin soyu üzerinden, tahakkümün yerleşik kıldığı o disiplinli toplumsal yapıyı sürdürdü.

Diğer taraftan, Girit seferinde Theseus’un gemisini yönlendiren dümenci de aynı ismi taşır; bu figür ise iradenin dümendeki hakimiyetini, yani rotayı belirleyen otoritenin zorunlu kılınan tekliğini temsil eder. Ayrıca mitolojik anlatılarda, Odysseus ile Kalypso’nun birleşiminden dünyaya geldiği söylenen bir başka Nausithoos figürü daha karşımıza çıkar.
Silenos
Gel bakalım güzel çocuk, şöyle diz kır da yanıma otur. Bak, şuradaki zeytin ağacının gölgesi ne güzel serinletiyor bizi. Bugün sana "Hızlı Gemici" anlamına gelen, ismi dilden dile dolaşmış Nausithoos adlı bir kahramandan bahsedeceğim. Ama dur, hangi Nausithoos’tan? Çünkü mitlerin o uçsuz bucaksız denizinde bazen isimler tıpkı dalgalar gibi birbirine karışır.

Önce en meşhurundan başlayalım. Hani o Phaiak halkı vardı ya, hani şu denizin en usta gemicileri... İşte onların ilk kralı olan Nausithoos, Poseidon’un öz evladıydı. Bir zamanlar bu Phaiaklar, Hypereia denilen o güzel topraklarda yaşarlarmış ama başları hiç dertten kurtulmazmış. Çünkü o kaba saba, gözü dönmüş Tepegözler sürekli gelip huzurlarını kaçırırmış. İşte tam o vakit, tanrı yüzlü Nausithoos çıkagelmiş. Demiş ki: "Biz bu belalılardan kaçıp gidelim!" Toplamış halkını, onları almış götürmüş; Skherie denilen o uçsuz bucaksız, bereketli adaya yerleştirmiş.

O sadece bir kral değil, aynı zamanda harika bir şehir mimarıymış. Adanın çevresine kocaman surlar örmüş, tanrılara güzelim tapınaklar dikmiş, evler kurmuş. Hatta koca toprakları adilce dağıtmış ki kimsenin gönlü kırılmasın. Şimdilerde o artık Hades’in karanlık ama huzurlu ülkesinde dinleniyor, biliyorsun bizim gökyüzü sakinleri bazen yaşlanıp giderler. Ha, unutmadan; bizim o meşhur Alkinoos var ya, işte onun babasıdır bu bilge adam.

Ama dur, hepsi bu kadar değil! İsimler bazen şaşırtır insanı. Bir de Theseus’u o meşhur Girit seferine götüren, elleri dümen tutmaktan nasırlaşmış bir dümenci Nausithoos vardı. O, fırtınalara meydan okuyan, rotasını yıldızlara göre çizen usta bir denizciydi.

Bir de... ah şu Odysseus yok mu, hani şu kurnaz kahraman? Kalypso ile geçirdiği o uzun günlerin hatırası olarak, ona atfedilen bir oğlu daha vardır Nausithoos adında.

Yani demem o ki çocuk, tarih bazen tek bir isimde birkaç farklı hayat saklar. Kimisi kral olmuş şehir kurmuş, kimisi dalgalarla boğuşmuş dümen tutmuş, kimisi de uzak diyarlarda bir efsane olarak doğmuş. Şimdi söyle bana, sen bu isimlerden hangisiyle bir gemiye binip ufka doğru yelken açmak isterdin? Hadi, biraz da sen anlat, bakalım zihnindeki denizler ne kadar derin?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi