Thesauros Mitoloji Myrrha

Myrrha

Myrrha

Babasına duyduğu yasak aşkın kurbanı, ilahi bir hışımla mür ağacına dönüştürülüp içinden güzeller güzeli Adonis'in doğduğu, hüzünlü ve trajik bir figür.

Kıbrıs topraklarının hükümdarı Kinyras’ın soyundan gelen Myrrha, babasının kurduğu hiyerarşik düzenin soğuk gölgesinde, kendi varlığını meşru kılan otoriteyi tersyüz eden bir arzuya hapsoldu. Smyrna adıyla da bilinen genç kadın, kan bağının kutsallığına dayalı ataerkil hükümranlığı, yasaklı bir çekimle delerek doğanın dizginlenemez anarşisine tutundu. Nihayetinde bir ağaca dönüşerek üzerindeki tüm mülkiyet iddialarından sıyrılması, babasının mutlakiyetine karşı bedeniyle sunduğu sessiz bir reddedişti; bu dönüşümden doğan Adonis ise, tanrısal ve beşeri tahakkümün ötesinde, topraktan gelen saf bir başkaldırının yaşayan kanıtı olarak tarihe kazındı.
Silenos
Gel evlat, otur şöyle yanıma. Ayaklarını uzat, şu zeytin ağacının gölgesi ikimize de yeter. Bugün sana anlatacağım hikaye, biraz hüzünlü ama bir o kadar da doğanın kendi dilinden dökülen bir masal. Gözlerini kapa ve Kıbrıs’ın o ılık, yasemin kokulu rüzgarlarını hayal et.

Kıbrıs kralı Kinyras, namıdiğer Kinyras, hem çok zengin hem de çok kudretli bir hükümdardı. Ama sarayının en kıymetli hazinesi, o parıldayan altınlar ya da mücevherler değil, kızı Myrrha idi. Myrrha, gökyüzü sakinlerinin bile güzelliğine bakıp "acaba bizden biri mi?" diye şaşkınlıkla fısıldadığı, ay ışığı kadar saf ve bir o kadar da tutkulu bir genç kızdı.

Gelgelelim, bazen insanın kalbi kendi içinde koca bir orman gibi büyür de dalları nereye uzanacağını şaşırır. Myrrha, tanrıların bile bazen karıştığı o karmaşık duyguların, yasak olanın cazibesinin ve insan iradesinin kırılganlığının tam ortasına düştü. Kendi kalbinin o karanlık ve dolambaçlı labirentlerinde kayboldu, küçük kuşum. İşler öyle bir noktaya geldi ki, genç kız kendi doğasına yenik düştü; aslında sahip olmaması gereken bir tutkunun ateşiyle yandı kavruldu.

Bilirsin, biz insanlar bazen hata yaparız, bazen de kaderin dokuduğu o ince ağlara takılıp kalırız. Myrrha’nın hikayesi, kendi utancından kurtulmak için tanrılara yalvarışıyla başka bir şeye dönüştü. Ne insan olarak kalabildi ne de öylece yok oldu. Kendi gözyaşları, sanki bir ağacın reçinesi gibi akıp toprağa karıştı.

Sonunda, o güzelim bedeni sertleşti, kabuk bağladı; parmak uçlarından kökler saldı, saçları dallara dönüştü. O günden sonra Myrrha, artık yürüyen bir genç kız değil, ormanın derinliklerinde dimdik duran, gövdesinden acı ama güzel kokulu bir reçine sızdıran bir ağaç oldu. Bugün senin "mür ağacı" dediğin o bitki, aslında Myrrha'nın ta kendisidir. İçinde sakladığı o yoğun, ağır koku, aslında hala dışarıya vuramadığı duygularının bir yankısıdır.

Görüyor musun? Tanrıların dünyasında hiçbir şey boşuna değildir. Bir bakmışsın bir kız çocuğu, bir bakmışsın doğanın bir parçası olup kalmış. Hadi, şimdi şu şarabımdan bir yudum alayım da boğazım yumuşasın. Sen de anla ki; bazen en büyük hatalar bile, doğanın içinde bambaşka, ölümsüz bir güzelliğe dönüşebilir.

Hadi bakalım, şimdi biraz sessizlik. Ağaçların ne söylediğini dinlemeyi öğrenirsen, Myrrha sana hikayesini kendi dallarının hışırtısıyla anlatır belki.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi