Thesauros Mitoloji Mygdon

Mygdon

Mygdon

Sakarya kıyısında hüküm süren Phrygialı kral. Amazonlara karşı Priamos’tan destek almış, karşılığında ise Troya savaşında saf tutmuştur.

Sangarios nehrinin kıyısında, coğrafyanın sunduğu doğal sınırları hükümranlık alanı bellemiş bir Phrygia kralı olan Mygdon, varlığını korumak adına Amazonların çevik ve başkaldıran akınlarına karşı bir savunma kurma çabasındaydı. Bu düzene yönelik tehdit, ancak daha büyük bir otoritenin, yani Priamos’un askeri desteğiyle bertaraf edilebildi; zira o dönemde bir kralın egemenliğini ayakta tutması, bir başka kralın himayesine duyulan görünmez bağımlılığa bağlıydı. Bu karşılıklı mecburiyet ağı, Mygdon’un Troya surları önünde Akhilleus ve Hekabe’nin yazgısıyla kesişen o zorunlu sadakatini doğurdu. Kendi topraklarında sükuneti ararken içine sürüklendiği bu daha büyük iktidar çatışması, onu bir devletin ayakta kalması için feda edilen bir piyon olarak Troya’nın o meşum müdafaasına eklemledi.
Silenos
Bak evlat, şöyle ateşin başına biraz yaklaş, dizlerim artık eskisi kadar sıcak tutmuyor. Madem kulak kabarttın, sana Mygdon’dan bahsedeyim. Kim mi o? Hani şu tarihin tozlu sayfalarında, gürül gürül akan Sangarios Nehri’nin kıyısında tahtını kurmuş olan Phrygialı kral.

Mygdon denince aklına sadece altın sarısı başaklar ve nehir suyu gelmesin; o, cesaretiyle kendi topraklarına sahip çıkmaya çalışan bir adamdı. Ama dünya hali işte, huzur her zaman uzun sürmez. Bir gün, güneş daha tepedeyken, ufukta bir toz bulutu belirdi. Gelenler, at sırtında rüzgar gibi esen, savaşçı Amazonlardı. Okları sanki yaydan çıkarken şarkı söylüyor, mızrakları ışığı kırarak geliyordu. Mygdon, o vakitler krallığının sınırlarını korumak için elinden geleni yaptı, fakat Amazonların hiddeti karşısında işler sarpa sarmaya başladı.

Tam o sırada, Troya’nın surları arasından bir dost eli uzandı: Priamos. Hani şu koca surların ardındaki, çocuklarına düşkün kral. Priamos, Mygdon’un zor durumda olduğunu duyunca hiç tereddüt etmedi. Atlarını sürdü, yanında sadık askerleriyle Sangarios’un kıyısına yardıma koştu. Bu vefa, bu dostluk, iki kral arasında öyle bir bağ ördü ki, ileride Troya’nın kapılarına kara bulutlar çöktüğünde, Mygdon borcunu ödemek için zırhını kuşandı.

İşte böyle küçük dostum, kadim zamanların insanları bazen bir nehir kıyısında, bazen de surların gölgesinde kaderlerini böyle örerdi. Mygdon, topraklarını savunan bir kral olarak başladı hikayesine, dostunun çağrısına kulak veren bir yoldaş olarak tamamladı. Gökyüzü sakinleri yukarıdan bakarken, insan yeryüzünde sadece kendi kaderini değil, yanındaki insanın güvenini de taşırmış.

Hadi, testide biraz nektar kalmış, uzat şu kadehi de dudaklarımız şenlensin. Başka ne anlatmamı istersin?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi