Thesauros Mitoloji Melanion

Melanion

Melanion

Atalante'nin kalbini altın elmalarla çelen, yarışın ve aşkın hilesiyle o hızlı avcıyı kendine eş kılan zeki ve sabırlı yiğit Melanion’dur.

Atalante’nin izinden giden ve efsanesinde kendi varlığını onun iradesine mühürleyen bir figürdür Melanion; koşusunu bir kurala, bir mülkiyet iddiasına dönüştüren düzenin sessiz bir uygulayıcısıdır. Yarışın çizgisi hem bir özgürlük alanı hem de arzu edilenin tahakküm altına alınacağı bir sınır hattıyken, o, bu çizgiyi altın elmalarla keserek kadının özerk doğasını kendine bağlayan bir strateji geliştirir. Mitin derinlerinde, bir hükmetme aracı olarak kullanılan bu strateji, doğanın ve bağımsızlığın, düzenin hiyerarşik çarkları arasında nasıl kuşatıldığını fısıldar; zira zaferi getiren şey hız değil, kontrol altına alınmış bir iradedir.
Silenos
Şöyle yanaşın bakalım, ateşe biraz daha yaklaşın. Ayaklarınızı uzatın, dinlenin. Size bugün, hani şu rüzgarla yarışan, attığı oku asla ıskalamayan Atalante’nin kalbini nasıl çaldığını merak ettiğiniz o inatçı gençten, yani Melanion’dan bahsedeceğim.

Çoğu kişi onu sadece bir koşucunun arkasından koşan, nefes nefese kalmış bir aşık sanır. Ama yanılırlar! Melanion, sabrın ve zekanın ne demek olduğunu bilen, ormanın kıyısında sessizce beklemeyi öğrenmiş biriydi. Atalante hani şu tanrıça Artemis’in koruması altındaki, eli yaylı, yüreği özgür kız var ya; işte o kız, "Benimle yarışta kazanamayan hiçbir erkekle evlenmem," diye tutturmuştu. Çoğu babayiğit, onun hızına yetişemeyip ya hayatından oldu ya da utancından başını öne eğdi.

Bizim Melanion ise o kadar aceleci değildi. Gökyüzü sakinleri insana bazen tuhaf oyunlar oynar, Melanion da bu oyunun kurallarını iyi okumuştu. Kaba kuvvetle veya hızla o vahşi rüzgarı yakalayamayacağını biliyordu. Gitti, aşk tanrıçası Aphrodite’nin kapısını çaldı. Ondan aldığı üç tane altın elmayı pelerininde sakladı.

Yarış günü geldiğinde, Atalante kuşlar gibi hafif, sanki yer çekimi ona hiç uğramamış gibi koşuyordu. Melanion ise arkasında, ter damlaları gözüne kaçsa da geri dönmüyordu. Atalante her yavaşladığında veya Melanion ona her yaklaştığında, delikanlı o sihirli elmalardan birini yere bıraktı.

Şimdi düşünün bakalım; dünyalar güzeli, altın gibi parlayan bir elma, tam yolun kenarında öylece duruyor. Siz olsanız durmaz mıydınız? Atalante de dayanamadı. Eğilip o elmayı aldığı her saniye, Melanion aradaki mesafeyi biraz daha kapattı. Kız bir elmaya daldı, sonra ikincisine, derken üçüncüsüne... Melanion ise sadece ileriye, bitiş çizgisine bakıyordu.

En sonunda, o rüzgar kızı soluk soluğa çizgiyi geçtiğinde, Melanion çoktan oradaydı. Kazanan sadece bir yarış değildi; aslında bir inatlaşmanın, bir kibrin sonuydu bu. Atalante, ilk defa bir başkasının zekasına yenilmişti, ama bu yenilgi ona hüzün değil, başka bir hayatın kapısını açtı.

İşte böyle çocuklar. Hayat bazen en hızlı koşana değil, elindeki altınları nerede ve nasıl kullanacağını bilen, o kurnaz sabra sahip olana güler. Şimdi, birer yudum taze üzüm suyu için de, bu hikaye zihninizde biraz demlensin. Sormak istediğiniz başka bir şey var mı, yoksa rüyalarınızda o altın elmaların peşine mi düşeceksiniz?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi