Thesauros Mitoloji Mater Matuta

Mater Matuta

Mater Matuta

Roma’nın şafak ve annelik tanrıçası Mater Matuta, Matralia bayramıyla onurlandırılır; sonradan deniz tanrıçası İno-Leukothea ile özdeşleştirilmiştir.

Roma’nın toplumsal dokusunda, evlilik kurumunun sınırları içerisine hapsedilmiş annelerin ve matronların sadakatle sığındığı kadim bir figürdür Mater Matuta. Onun onuruna her 11 Haziran’da düzenlenen Matralia şenlikleri, kamusal alanın düzenini ailevi görevlerin devamlılığıyla perçinleyen bir ritüeller bütününe dönüşürdü. Zamanla şafak ve sabahın ilk ışıklarıyla özdeşleştirilen bu tanrıça ismi, Yunan mitolojisinin İno-Leukothea’sı ile iç içe geçerek yerel bir kültün üzerine dışsal bir anlatı inşa edilmesine zemin hazırlamıştır. Kendi iradesiyle denizin derinliklerini boyladıktan sonra bir deniz tanrıçası kimliğine bürünen İno'nun, İtalya kıyılarına ulaşıp sığınması, yerleşik iktidarın kendi sınırlarını meşrulaştırmak için yabancı anlatıları nasıl mülk edindiğinin ve otoriteyi kurarken bireysel trajedileri nasıl yeniden kurguladığının sessiz bir kanıtıdır.
Silenos
Şöyle kurulun bakalım ağacın gölgesine, minik yaramazlar! Bugün size, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte pencerelerinize vuran o tatlı sıcaklığın ardındaki hanımefendiden, yani Mater Matuta’dan bahsedeceğim.

Eski zamanlarda, Roma şehrinin sokaklarında yaşayan anneler, o daha güneş ortalığı iyice ısıtmadan erkenden kalkar, bu tanrıçanın adını fısıldarlarmış. Hani gün ağarırken gökyüzü önce utangaç bir pembe, sonra altın rengi olur ya? İşte o vakitler, Mater Matuta’nın en neşeli zamanıdır. Her yıl haziranın on birinde, yani güneşin iyice parladığı o güzel günde, şehre bir şenlik havası çökerdi. "Matralia" derlerdi bu bayrama; anneler, analar en güzel giysilerini kuşanır, evlatları için dualar eder, çiçeklerle donatırlardı dört bir yanı.

Derler ki, Mater Matuta’nın hikayesi biraz da denizlerin derinliklerinden süzülüp gelen bir esintiye benzer. Yunan topraklarından, o uzak diyarlardan gelenler bu tanrıçayı, denizlerin kızı İno-Leukothea ile bir tutarlar. İno, hani şu talihsizliklerin kıyısından dönüp de kendini denizin serin kollarına bırakan o cesur kadın... Sular onu bir deniz kızı olarak kucaklamış, dalgalar yardımıyla İtalya kıyılarına, o kumsalların altın rengi kumlarına kadar getirmiş.

İşte o günden sonra, hem şafağın ışığı hem de denizlerin koruyuculuğu tek bir isimde birleşmiş: Mater Matuta. O, hem sabah güneşiyle dünyaya "merhaba" diyenlerin annesidir hem de fırtınalı denizlerde yolunu kaybedenlere ışık tutan bir gökyüzü sakini.

Hani derler ya, "sabahın hayrı akşamın şerrinden iyidir" diye; işte o sabahın hayrı, bizzat bu tanrıçanın parmak uçlarından sızar dünyaya. Şehirdeki o şenliklerde, kadınlar bir elinde çiçekler, diğerinde çocuklarının minik elleriyle yürürken, sanki Mater Matuta da gökyüzünden gülümseyerek onları izlermiş.

Şimdi söyleyin bakalım, yarın sabah güneş doğduğunda, odanıza sızan o ilk ışığa bakıp Mater Matuta’ya bir selam gönderecek misiniz? Unutmayın, ne kadar bilge olursanız olun, bazen sadece bir gün doğumu bile anlatacak onca efsaneden daha kıymetlidir. Eh, şarabımın dibini de gördüğüme göre, şimdi biraz kestirme vakti... Siz de o güzel düşlerinize Mater Matuta’nın altın ışıklarını alın, olur mu?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi