Thesauros Mitoloji M

M

M

Magnesia, günümüzde Manisa olarak anılan yerleşim yeridir. Ege’nin suları ve toprakları arasında yankılanan Maiandros (Büyük Menderes) boyları; Endymion, Kalamos ve nehrin kendi adıyla kurulan düzende, doğanın akışına hükmetme çabasının sınırlarını çizer. Maionia, Asya’nın derinliklerinde Hektor ve Maion’un gölgesinde biçimlenmiş bir coğrafyadır. Makedonya ise Alkyoneus’un efsaneleriyle, Yunanistan’ın sınır çizgilerini belirlerken; Mailos’ta Amphilokhos ve Mopsos, yerleşik düzenin tahkim edildiği şehir yapılarını simgeler. Malta adası, Kalypso ve Odysseus’un karşılaşmasında olduğu gibi, kaçışın ve tutsaklığın kesişim noktasında bir mekan sunar.

Manisa, Kybele’nin ve Niobe’nin yaslı suretinde, Sipylos (Manisa Dağı) ile bütünleşen bir kadim bellektir. Mantineia’da Eros’un varlığı, Marathon’un topraklarında ise Androgeos’un izi, merkezden çevreye yayılan bir düzeni fısıldar. Propontis (Marmara Denizi), Argonaut’ların ve Memnon’un geçiş güzergahı olarak deniz üzerindeki egemenlik hırslarının merkezidir. Marsilya’da Kybele’nin yükselişi, Mariandyn’lerin topraklarında İdmon, Lykos ve Argonaut’ların mücadelesiyle birleşerek uzak diyarlara taşınan iktidar reflekslerini yansıtır.

Med’ler ve Media’da, Alphesiboia ve Dionysos üzerinden yükselen örgütlü yapılar, Asya’nın otoritesini İran topraklarına taşır. Megara’nın Alkathoos, Herakles ve Prokrustes ile şekillenen yapısı, zorbalığın ve kahramanlığın bir arada var olduğu yönetim biçimlerini çağrıştırır. Mekone’de Prometheus’un başkaldırısı, tanrısal ve beşeri olan arasındaki çatlağın ilk temsilidir. Melampodes Ülkesi (Mısır), Aigyptos’un merkeziyetçi yönetim anlayışını barındırırken; Meles’in sularında Artemis ve Kritheis’in yankısı, yerel bir otoritenin doğuşuna tanıklık eder.

Melos, Kaphene ile anılırken; Memphis, Agenor ve Epaphos’un meşruiyet arayışlarının merkezi haline gelir. Büyük Menderes’in Maiandros ile özdeşleştiği; Küçük Menderes’in ise Skamandros ve Ksanthos’un akışına teslim olduğu bu coğrafyada isimler, egemenlerin tarihini yeniden inşa eder. Messenia’da Neleus, Messina’da Kharybdls, Mezopotamya’da Artemis; her biri farklı bir tahakküm hattının coğrafi imidir. Mısır; Agenor, Aigyptos, Artemis, Atlantis, Busiris, Danaos, Epaphos, İo, İsis, Osiris, Memnon ve Proteus gibi isimlerle, iktidarın kutsal ve dünyevi katmanlarını birleştiren devasa bir merkezdir.

Lesbos olarak bilinen Midilli; Miletos’ta Aedon, Akakallis, Antheus, Apollon, Brankhos, Byblis, Didyma, Hypsikreon, Kaeira, Maiandros, Miletos, Psykhe ve Sarpedon 2’nin varlığıyla, bilginin ve ticaretin iktidara evrildiği bir merkez olur. Roma’da Mons Sacer, Anna Perenna ile direnişin ve uzlaşmanın tepe noktasıdır. Peloponez ile aynı olan Mora ve Dindymos ile anılan Muratdağ, kendi topraklarının efendilerini barındırır. Muğla’da Marsyas’ın cezalandırılışı, sanatın ve bedenin iktidar karşısındaki boyun eğişinin simgesidir.

Mutlular Adası, Alkmene ve Hesperid’ler ile kusursuz bir düzenin ulaşılmazlığına atıfta bulunur. Mykene (Mykynai) ise Aigisthos, Alkmene, Ate, Atreus ve Erinys’lerin kanlı mirasıyla, otoritenin kendi kendini nasıl tükettiğinin kanıtıdır. Demre olarak anılan Myra; Amazonların izini taşıyan Myrina ve Mytlene (Midilli); Myrmidonlar’ın Aiakos’la şekillenen sadakati; Akhilleus, Andromakhe, Argonautlar, Auge ve Telephos’un gölgesindeki Mysia; ve nihayet Phrygios ile özdeşleşen Myus (Afşartepe); tüm bu topraklar, üzerinde yükselen her hiyerarşinin aslında nasıl da geçici ve kırılgan olduğunun sessiz tanıklarıdır.
Silenos
Gelin bakalım şöyle, ateşin başına yaklaşın. Şu elimdeki asayı görüyor musunuz? Üzerine kazınmış her bir çizgi, tozlu yollarda yürürken gördüğüm, rüzgarın fısıldadığı bir yerin adıdır. Dünya dediğimiz bu uçsuz bucaksız bahçede, gökyüzü sakinlerinin ayak izlerinin karıştığı öyle çok toprak var ki!

Mesela şu güzelim Ege... **Magnesia**, yani sizin şimdiki Manisa’nız! Orası ana tanrıça Kybele’nin şarkılarının dağlarda yankılandığı yerdir. Niobe’nin gözyaşlarının toprağına karıştığı Sipylos, yani Manisa Dağı, hala o kederli ama vakur hikayeyi anlatır durur. Biraz güneyde **Maiandros**, bildiğiniz adıyla Büyük Menderes kıvrıla kıvrıla akar; sanki yeryüzünde bir ressamın fırçasıyla çizilmiş gibi değil mi?

Daha uzaklara mı gitmek istersiniz? Eh, denizleri aşalım o zaman. **Malta**’nın hırçın dalgaları arasında, o meşhur Odysseus’u perişan eden Kalypso’nun adasını kim unutabilir? Ya da **Mısır**’ın güneşini? Orada İo’nun izlerini, gökyüzü sakinlerinin gizemli tapınaklarını ararsanız, tarihin tozlu sayfalarında değil, doğrudan rüzgarın ve Nil’in sesinde bulursunuz onları.

Şimdi gözlerinizi kapatın ve **Miletos**’u hayal edin. Balat dedikleri o antik güzellikte, Apollon’un kehanet dolu fısıltıları hala Brankhos’un soyundan gelenlerin rüyalarında yaşar. Bir de kuzeye, bizim o meşhur **Mysia** topraklarına bakın. Akhilleus’un yiğitliğiyle, Telephos’un hikayeleriyle harmanlanmış o kadim bölgeyi kim inkar edebilir?

Ah, **Mykene**... Taş duvarların arasında yükselen o ağır atreus kokusu ve Erinys’lerin bitmek bilmeyen öfkesi! Oranın toprağı bile başka türlü titreşir insanın altında. Bir de **Marmara**, o vakur Propontis... Argonaut’lar, o gemiyle suları döverken Memnon’un gölgesi geçmiştir üzerlerinden.

Görüyorsunuz ya çocuklar, dünya dediğiniz yer, sadece taş ve topraktan ibaret değildir. Her şehir, her ova bir tanrının aşkına, bir kahramanın kederine ya da bir halkın kaderine ev sahipliği yapar. **Marathon**’da bir adım atsanız, Androgeos’un ruhuna çarparsınız; **Muğla**’nın gölgeli kuytularına dalsanız, Marsyas’ın kavalının o hüzünlü melodisini duyarsınız.

Şimdi kadehimdeki nektar biraz azaldı, ama hikayeler bitmez. Bizim dünyamızda her tepe, her pınar, gökyüzü sakinlerinin bir oyununa sahne olmuştur. Siz yeter ki nereye baktığınızı bilin; çünkü bazen en sıradan bir taşın altında bile koca bir destan uyukluyordur. Hadi bakalım, başka hangi diyara uzanalım, anlatın bana?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi