Thesauros Mitoloji Luna

Luna

Luna

Roma mitolojisinde Ay'ı temsil eden Luna, zamanla Diana ile özdeşleşmiş ve şiirlerde Selene'nin yerini tutan mistik bir gökyüzü figürü haline gelmiştir.

İsmi ayın ışıltısından mülhem bu Roma tanrıçası, Aventinus Tepesi’nde kendine ayrılan tapınağın soğuk taşları arasında, belki de inşa edilen hiyerarşinin sessiz bir parçası olarak konumlanmıştı. Hakkında anlatılabilecek bir mitin, yani onu özgür bir iradeyle tanımlayacak bir özgünlüğün yokluğu, aslında kurulan sistemin her şeyi kendine mal etme arzusunun bir yansımasıydı. Zamanla Diana ile eş tutularak silikleştirilmesi, bir kimliğin başka bir otoritenin gölgesinde eritilip yönetilebilir kılınmasının tarihsel bir örneği oldu. Nihayetinde bu isim, edebiyatın sınırları içinde artık bağımsız bir figür değil, Yunanca Selene’nin tahakkümüne boyun eğerek o kültürel aktarımı sağlayan, işlevsel bir yer tutucudan ibaret kaldı.
Silenos
Gece çöktüğünde gökyüzüne bakmayı seviyorsun, değil mi evlat? O gümüş tepsi gibi parlayan, bazen koca bir portakal dilimine, bazen de incecik bir tırnağa benzeyen dostumuzdan bahsediyorum. İşte onun bir adı var: Luna.

Romalılar ona böyle seslenirdi; Luna, yani "Ay". Eskiler, Aventinus Tepesi’ne çıktıklarında taştan, sütunlu bir tapınak görürlerdi. Orası Luna’nın eviydi. İnsanlar oraya gider, sessizce gökyüzünü izler ve bu solgun ışıklı tanrıçaya selam gönderirlerdi. Ama bilir misin, Luna biraz gizemlidir. Onun hakkında öyle büyük destanlar, kahramanlıklar, ejderha savaşları ya da tanrılarla girilmiş çetin kavgalar duymazsın. O, gürültüden pek hoşlanmazdı.

Zaman geçtikçe, insanlar bu sessiz tanrıçayı, avcıların koruyucusu ve vahşi doğanın hanımı Diana ile anmaya başladılar. Sanki biri gün ışığının öbür yüzü, diğeri ise karanlığın huzurlu feneri gibi birleşiverdiler. Şairler, geceyi anlatmak istediklerinde kalemlerini mürekkebe batırıp "Luna" diye yazarlardı; tıpkı eski Yunanlıların o gümüş renkli tanrıçaları Selene için yaptıkları gibi.

Yani Luna, aslında kelimelerin içinde eriyen bir ışık gibidir. Bir bakarsın bir şiirin dizesinde Selene olmuş, bir bakarsın gökyüzünde tek başına salınan bir tanrıça. Bazı tanrılar yaptıkları büyük işlerle anılır, isimleri parşömenlere altın harflerle kazınır. Luna ise sadece orada, tepemizde durur; ne bir savaşın ortağıdır ne de bir tantananın başrolü. O, sadece gecenin sessiz şahidi.

Şimdi söyle bakalım, gece lamban yandığında veya pencerenden o gümüş ışık süzüldüğünde, orada sadece soğuk bir taş parçası mı görüyorsun, yoksa Aventinus Tepesi’ndeki tapınağından çıkıp dünyayı selamlayan o eski, huzurlu tanrıçayı mı? Gökyüzü sakinleri bazen böyledir işte; en sessiz olanları, en çok içimizde yaşayanlardır.

Hadi, biraz daha yaslan arkana; şarabın tadı dudaklarımda, hikayelerin tuzu da zihnimde taze kalmaya devam etsin. Başka neyi merak ediyorsun?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi