Thesauros Mitoloji Lesbos

Lesbos

Lesbos

Lapithes’in oğlu, tanrı buyruğuyla Midilli’ye yerleşip adaya adını veren, Methymna ile evlenerek orayı krallığıyla taçlandıran bilge bir kahramandır.

Lapithes’in soyundan gelen Lesbos, bir tanrının iradesini mutlak bir yönelim kabul ederek Yunanistan’daki yerleşik düzeni terk edip rotasını Midilli’ye çevirir. Bir toprağın ismini kendi kimliğiyle mühürleyerek kurduğu otorite, yerli kralın kızı Methymna ile yaptığı evlilikle meşrulaşır; böylece kurulan bu yeni hiyerarşide hem toprak hem de o toprağın üzerindeki yaşam, evlilik bağıyla birleştirilen iki ismin etrafında şekillenir. Kendisi adanın egemeni haline gelirken, eşinin ismi de adanın en büyük kentiyle taçlandırılır; böylece devredilen bu adlandırma hakkı, gücün merkezden çevreye doğru yayılma ve bir mekanı kendi sınırlarına dahil etme biçiminin tarihsel bir yansıması olur. Lapithai kuşakları ise, bu kurulu düzenin yarattığı hiyerarşik hafızayı taşımaya devam eder.
Silenos
Bak evlat, şöyle otur yanıma da sana bir deniz yolculuğu hikayesi anlatayım. Kulaklarını iyi aç, çünkü bugün sana rüzgarın ve zeytin ağaçlarının adası Midilli’nin nasıl ismini aldığını anlatacağım.

Eskiden, dünya henüz gençken, Lapithes adında yiğit bir adamın oğlu vardı. Bu genç adam, Yunanistan’ın o engebeli, taşlı topraklarında doğup büyümüştü ama ruhu hep uzak ufuklarda, dalgaların ötesindeki topraklarda dolaşırdı. Bir gün, kaderin cilvesi mi dersin yoksa gökyüzü sakinlerinin bir fısıltısı mı, ona yola çıkması söylendi. Bir tanrı buyruğuyla, doğduğu toprakları geride bıraktı; yelkenlerini o hırçın denizin maviliğine açtı.

Gitti gitti, sonunda o meşhur, zeytin kokulu adaya vardı. Tabii o zamanlar adanın adı bugün bildiğimiz gibi değildi. Bizim kahraman, adaya ayak bastığında, oranın bereketli toprağına ve hırçın ama cömert denizine hemen vuruldu. Fakat sadece toprakla yetinmedi elbet! Orada kralın kızı olan güzeller güzeli Methymna ile karşılaştı. Aşk bu, bazen bir bakışta, bazen bir kadeh dolusu sohbetin sonunda gelip kalbe konar.

İşte bizim kahraman, Methymna’ya gönlünü kaptırınca, kaderin ona çizdiği yolu izledi; kralın kızıyla evlendi ve kendi krallığını kurdu. O günden sonra bu ada, onun ismiyle, yani Lesbos olarak anılmaya başlandı. Karısı Methymna’nın ismi de adanın en büyük, en güzel şehirlerinden birine verildi.

Şimdi bak, bazen insanlar "Tesadüf" der, geçerler. Ama ben yaşlı Silenos olarak bilirim ki, hiçbiri tesadüf değildir. Bir genç, tanrıların çağrısına kulak verip yola çıkar, kendine bir yurt, yanına da bir eş bulur; böylece adının yankısı binlerce yıl boyunca denizlerden taşar. İşte hikaye bu, minik dostum. İnsan, kendi kaderini çizmek için bazen sadece yola çıkmaya cesaret etmelidir. Hadi bakalım, şimdi gözlerini kapa ve o adanın rüzgarını hayal et; zeytin ağaçlarının hışırtısını duyabiliyor musun?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi