Thesauros Mitoloji Lara

Lara

Lara

Tanrıların sırlarını ifşa edince dili koparılan, Mercurius ile yeraltına sürülen ve Lares’in annesi olup sessizliğe bürünen Latium perisi Lara.

Latium’un su perisi Lala, etimolojik kökenindeki gevezelik vasfıyla, İupiter’in buyurgan arzularının önünde bir engel teşkil eder. Baş tanrı, İuturna’yı tahakkümü altına almak için nympha’lardan mutlak bir itaat ve suç ortaklığı talep ettiğinde, Lara bu hiyerarşik sisteme sadakat göstermeyi reddeder; aksine, iktidarın gizli kalması gereken ihtiraslarını İuno ve İuturna’ya ifşa ederek otoritenin mahremiyetini bozar. İktidarın cezalandırıcı mekanizması, Lara’nın dilini kopararak onu iradesiz bir sessizliğe mahkum ederken, kılavuz tanrı Mecurius’u bu başkaldıran bedeni yer altı dünyasının denetimine sürmekle görevlendirir. Ancak disiplin altına alınmaya çalışılan bu yolculuk, otoritenin sınırlarını aşan yeni bir varoluşa evrilir: Mecurius, kendi tahakküm araçlarını kullanarak onu Lares’i doğurmaya gebe bırakır. Roma mitolojisinde Lara, sadece dedikodunun değil, iktidarın çizdiği sınırların ötesinde bir varoluşla, mutlak sessizliğin ve nihai sınır olan ölümün çelişkili simgesi haline gelir; sistemin dışına itilmek istendiği her an, sessizliğiyle düzenin temellerine sinmiş bir anarkhia olarak kalır.
Silenos
Şöyle oturun bakalım minik dostlarım, ateşin çıtırtısına kulak verin. Bugün size, ağzında bakla ıslanmayan, sır tutmayı bir türlü beceremeyen genç bir periden, Lara’dan bahsedeceğim. Aslında adı başlarda "Lala"ymış; yani anlayacağınız, dilinin kemiği yokmuş bizimkinin.

O zamanlar ormanlar, pınarlar şimdiki gibi sessiz değildi; her köşede bir gökyüzü sakini, her ağacın ardında bir peri fısıldaşırdı. Latium pınarlarında yaşayan bu Lara da, güzelliğiyle göz kamaştıran ama çenesi düşük, yerinde duramayan bir kızcağızmış. Günlerden bir gün, baş tanrı İupiter’in gözü güzel su perisi İuturna’ya takılmış. İupiter, tanrıların kralı olmasına rağmen iş aşka gelince biraz kararsız bir çocuk gibidir; tüm perilerden yardım istemiş, "Gidin, ona benden bahsedin!" diye buyurmuş.

Ama bizim Lara’da tık yok. Yardım etmek bir yana, İupiter’in bu gizli sevdasını duyar duymaz, tutmuş doğruca gitmiş İuno’ya –hani şu kraliçe olan hani, kıskançlığıyla tanınan o görkemli tanrıça– ve bir güzel her şeyi anlatmış. Tabii sadece İuno’ya değil, İuturna’nın kendisine de "Bak, baş tanrı peşinde, dikkatli ol!" diye yetiştirmiş haberi.

İupiter, bunu öğrenince nasıl öfkelendi, nasıl kükredi tahmin edersiniz; gök gürültüleri ormanı titretti! "Madem dillerin bu kadar uzun, o zaman biraz sessizliği öğren," demiş ve Lara’nın o hiç susmayan dilini koparıvermiş. Cezası bununla da kalmamış; kurnazlıklar tanrısı Mercurius’a, "Al bu kızı, yeraltı dünyasına, o sessiz karanlıkların ülkesine götür!" diye buyurmuş.

Yolculuk uzun, yollar yorgunluk verir elbet. Mercurius, o hızlı adımlarıyla yeraltı ülkesine doğru yol alırken, Lara’nın sessizliğindeki o hüzünlü güzelliğe takılıp kalmış. Derler ki, o yolculuk sırasında gönüller bir olmuş. Lara, yeraltının derinliklerine varmadan önce Mercurius’tan hamile kalmış ve sonradan evlerin koruyucusu sayılan o meşhur "Lares" tanrılarını dünyaya getirmiş.

İşte böyle evlatlarım; Lara artık ne geveze bir kız, ne de yaşayan bir periydi. O günden sonra Lara, dedikodunun bittiği, sözün hükmünü yitirdiği o derin sessizliğin, yani ölümün ve aynı zamanda evlerin o kutsal sükunetinin simgesi oldu. Bir şarap kadehi kadar derin, bir pınar suyu kadar soğuk ve bir mezar kadar sessiz... Şimdi söyleyin bakalım, bazen susmak, en büyük hikayeyi anlatmak mıdır, yoksa sadece bir ceza mı?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi