Thesauros Mitoloji Lakedaimon

Lakedaimon

Lakedaimon

Zeus ve Taygete'nin oğlu olan Lakedaimon, Sparta şehrini kurup ona karısının adını vermiş, halkına ise kendi ismini miras bırakmış bilge bir kraldır.

Zeus ve Taygete’nin soyundan gelen Lakedaimon, Peloponez topraklarında yükselen o meşhur şehrin mimarıdır. Bir ırmak tanrısı olan Eurotas’ın kızı Sparta ile kurduğu evlilik, saltanatın meşruiyetini ilahi ve doğal bir mirasla taçlandırmasına olanak tanır; kayınpederinin ardından iktidar koltuğuna oturması, yönetme erkini bir mülkiyet aktarımı gibi tevarüs ettiğini gösterir. Şehre eşinin ismini vererek ona kendi kurallarıyla bir kimlik biçerken, halkına da kendi ismini atayarak toplumsal hafızayı tek bir otorite etrafında kristalize eder. Bir kent, ismini bir kadından alırken tebaanın kendisine "Lakedaimonlu" denilmesiyle, bireylerin kolektif varlığı bir yöneticinin egemenlik alanına indirgenmiş olur. Zamanın akışıyla birlikte, kentin hem Sparta hem de Lakedaimon adıyla anılması, devletin fiziksel sınırlarıyla o isme hükmeden tekil iradenin tarihsel bellek üzerindeki kalıcı tahakkümünün bir yansımasıdır.
Silenos
Gelin bakalım yaramazlar, şöyle ateşin kenarına ilişin. Sakalımı çekiştirmeyin, daha anlatacak çok şey var! Bugün size, hani şu herkesin bildiği ama aslında nasıl kurulduğunu pek kimsenin bilmediği, taş duvarlı, sert bakışlı o şehirden bahsedeceğim.

Zamanın birinde, gökyüzünün en tepesindeki o koca adam, yani Zeus, Taygete adında zarif bir hanımefendiyle bir araya gelmiş. Bu birleşmeden Lakedaimon adında, attığı adımı yeri titreten cinsten bir delikanlı dünyaya gelmiş. Şimdi diyeceksiniz ki, "Silenos, bu delikanlı neden o kadar meşhur oldu?" Anlatayım...

Bizim Lakedaimon, öyle yerinde duramayan bir tipti. Peloponez dedikleri o güzelim toprakları arşınlarken yolu, o bölgenin kralı olan ırmak tanrısı Eurotas’a düşmüş. Eurotas’ın da Sparta adında, gözleri şimşek çakan, güzelliğiyle dağları konuşturan bir kızı varmış. Bizimki kızı görür görmez vurulmuş tabii. Evlenmişler, mutlu mesut yaşayıp gitmişler.

Sonra zaman akmış, mevsimler değişmiş ve yaşlı ırmak tanrısı Eurotas göçüp gitmiş. Taht da bizim Lakedaimon’a kalmış. Ama kral olmak kolay iş değil, sorumluluk ister. O da ne yapmış? Kendi krallığını kurmaya karar vermiş. Madem eşine olan sevgisi göklere kadar çıkıyordu, "Bu şehrin adı Sparta olsun," demiş. Böylece karısının ismini ölümsüzleştirmiş. Kendisine gelince... Halkına da kendi adını vermiş: Lakedaimonlular.

İşte o günden sonra, o sert kayalıkların üzerindeki şehre hem Sparta dediler hem de Lakedaimon. Bugün bile birine gidip sorsanız, hangi ismi söylese diğerini de mutlaka hatırlar. İsimler değişir, krallar yaşlanır, saraylar yıkılır ama hikayeler... Ah, hikayeler tıpkı eskitilmiş bir küpten süzülen nektar gibi, her daim taze kalır.

Hadi şimdi, gözlerinizi kapatın da o antik surların rüzgarını hayal edin. Belki bir gün siz de kendi adınızı taşıyan bir şehir kurarsınız, kim bilir? Ama önce şu meyvelerden biraz yiyin de güçlenin; yaşlı bir Silenos’u dinlemek enerji ister!

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi