Thesauros Mitoloji Kyrene

Kyrene

Kyrene

Vahşi aslanları dize getiren güçlü nympha Kyrene, Apollon’un kalbini çaldı. Birlikte Libya’ya gidip, Aristaios adında bilge bir oğul dünyaya getirdiler.

Peneus ırmağının soyundan gelen Tesalyalı nympha Kyrene, Pindos dağlarının gölgesinde sürülerine göz kulak olurken, doğanın dizginlenemez gücünü kendi varlığında cisimleştiriyordu. Kendi sınırlarını bizzat belirlediği bu vahşi coğrafyada, herhangi bir araç gerece ihtiyaç duymadan bir aslanı alt edebilecek kadar kudretliydi; ancak bu dirençli bağımsızlık, tanrısal bir bakışın mülkiyet hırsına çarpacaktı. Güreşi uzaktan izleyen Apollon, bir avcı edasıyla Kheiron’a danışıp kimliğini deşifre ettiği Kyrene’yi, sormaya dahi gerek duymadan altın arabasına alarak Libya topraklarına sürgün etti. Kendi ismini taşıyan görkemli bir sarayda, tanrısal otoritenin sunduğu o "altın" konfora hapsedilen Kyrene, bu yerleşik düzenin içinde Aristaios’u dünyaya getirdi. Çocuğun büyüme süreci ise, yine o büyük hiyerarşinin temsilcileri Hera ve Toprak Ana’nın denetimine terk edildi.
Silenos
Eski zamanlarda, Peneus ırmağının serin sularının yanı başında, Pindos dağlarının gölgesinde yaşayan bir kız vardı; Kyrene. Şimdi öyle sıradan bir çoban sanmayın onu. Kyrene, kucağında kuzularıyla öylece oturan biri değil, dağların en sert kayalarıyla, en vahşi rüzgarlarıyla yarışan, bileği bükülmez bir nympha idi.

Kızın gücünü bir bilseniz, inanması güç! Ormanların derinliklerinde, elinde bir mızrak bile olmadan, kükreyen devasa bir aslanla burun buruna geldiği o günü anlatırlar. Diğerleri korkudan ağaçlara tırmanırken, o kız aslanın üzerine atılmış, sanki bir dans pistinde döner gibi vahşi hayvanı alt edivermişti.

Tam o sırada, gümüş yayını omzuna asmış, güneşin pırıltısı üzerindeki o mağrur gökyüzü sakini, Apollon oradan geçiyordu. Bu ne cesaret, bu ne çeviklik diye hayranlıkla izledi kızı. Bir tanrı için bile alışılmadık bir tutkuydu bu; Kyrene’nin elini tuttuğu gibi onu altın arabasına bindirdiği gibi uzaklara, uçsuz bucaksız Libya topraklarına kaçırdı. Hani derler ya, bazen aşk insana dünyaları unutturur, işte öyle bir şey.

Oraya, kendi adını taşıyan altın bir saray inşa etti ona. Öyle bir saray ki, güneş battığında bile parıltısı sönmezdi. Derken, o ihtişamlı yuvalarında bir de oğulları oldu; ismi Aristaios. Ama gelin görün ki, bir tanrı çocuğunu büyütmek öyle kolay iş değil. Gökyüzü sakinleri kendi aralarında haberleşip, Aristaios’u kah Hera tanrıçanın şefkatli kollarına, kah Toprak Ana’nın bereketli kucağına teslim ettiler.

Çocuk büyüdü, arıların dilinden anlayan, toprağın sırlarını çözen bilgili bir bey oldu. Kyrene mi? O artık sadece dağların nympha’sı değil, adıyla anılan o altın şehrin efsanesi olarak kaldı. İşte evlatlarım, hayat bazen bir aslanla boğuşurken başlar, bir tanrının altın arabasında devam eder, gerisi ise toprağa ve zamana emanet edilen güzel bir masaldır. Bir kadeh ferahlatıcı nektar eşliğinde düşünün bunu; bazen en güçlüler bile, kaderin onları nereye götüreceğini bilmeden yaşarlar.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi