Thesauros Mitoloji Kureta'lar

Kureta'lar

Kureta'lar

İda Dağı’nda kalkanlarını birbirine vurarak bebek Zeus’un ağlamasını gizleyen, onu korumak için gürültüyle dans eden gizemli ve sadık muhafızlar.

Girit’in dağlık yamaçlarında, Rheia’nın ilahi buyruğunu korumak adına silahlarını birbirine çarparak ritmik bir kaos yaratan, kimliklerini gürültünün ardına gizlemiş kadim muhafızlardır. Onların metale vuran elleri, sadece tanrısal bir bebeğin sessizliğini değil, aslında otoritenin henüz filizlenmemişken nasıl korunduğunu ve bir otorite boşluğunun nasıl otoriter reflekslerle doldurulduğunu fısıldar. Korybantlar ile aynı ritüelistik düzlemde buluşsalar da, onların tahakkümü kurumsal bir disiplinden ziyade, gürültünün sağladığı mutlak bir gözetim ve sadakat ağının içinde gizlidir; bu ağ, tek bir buyruğun sürekliliği adına tüm çelişkili sesleri yutan kolektif bir disiplindir.
Silenos
Gelin bakalım yaramazlar, şöyle ateşin kenarına ilişin. Bugün size öyle bir gürültüden bahsedeceğim ki, sanırsınız gök gürlüyor ama aslında hepsi minik bir bebeği koruma çabası! "Kureta" derler bu çocuklara, hani şu adı geçince hemen "Korybantlar" diye bağıran huysuz bilginlerin tozlu kitaplarından çıkıp gelen delikanlılar.

Her şey, o zamanlar kainatın mutfağında işlerin biraz karıştığı, Kronos gibi iştahı fazla açılmış babaların olduğu dönemlerde başladı. Hani şu vakitlerinde gökyüzü sakinlerinin başı biraz dertteydi; Kronos, kendi çocuklarını "yutuverirsem iktidarım biter" korkusuyla mideye indiriyordu. Derken Rhea, yani ana tanrıçamız, en küçüğü olan Zeus’u kurtarmaya karar verdi. Ama bebek bu, ağlar! Hem de öyle bir ağlar ki, yer yerinden oynar.

İşte tam o noktada, Girit dağlarında, bu Kureta denilen yiğitler devreye girdi. Şimdi diyeceksiniz ki, "Silenos, sadece bebek bakıcısı mıydı bunlar?" Hayır, güzel çocuklarım, onlar aslında dünyanın ilk orkestrasıy dı!

Kureta'lar ellerine tunç kalkanlarını, kılıçlarını aldılar. Küçük Zeus ağlayıp babası Kronos’u uyandırmasın, o hain babanın kulaklarına o minik ağlama sesleri gitmesin diye ne mi yaptılar? Kalkanlarını birbirine öyle bir vurdular, kılıçlarını öyle bir dans ettirdiler ki! Şıngır şıngır, gümbür gümbür... Ortaya çıkan o kaotik müzik, o ritmik gürültü Zeus’un ağlamasını bastırıyordu. Bir yanda ellerinde meşalelerle döndükçe dönüyorlar, bir yanda "Daha hızlı, daha gürültülü!" diye birbirlerine bağırıyorlardı.

İşte Korybantlar dediğimiz kardeşler de aslında bu neşeli gürültünün mirasını taşıyanlardır. Kimileri der ki; "Bunlar sadece korumaydı." Ama ben size gerçeği söyleyeyim; onlar, hayatın karmaşası içinde müziğin ve dansın ne kadar koruyucu olabileceğini ilk keşfedenlerdi.

Yani, ne zaman dünyada birilerinin şiddetle ve gürültüyle bir yeri inlettiğini görürseniz, sanmayın ki sadece bir kavgadır. Belki de bir yerlerde, çok derinlerde, gökyüzü sakinlerinden biri kendine yeni bir dünya kurmaya çalışıyordur ve bu Kureta'lar, o dünyaya giden yolu açmak için hala kalkanlarını birbirine vuruyordur.

Hadi şimdi, ağzınızı bu kadar açık bırakmayın da birer yudum taze üzüm suyu için. Bilgelik, bazen en gürültülü davulların içindeki sessizliği duyabilmektir. Başka ne anlatmamı istersiniz, küçük dostlarım?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi