Thesauros Mitoloji Kritheis

Kritheis

Kritheis

Meles ırmağı kıyısında Homeros’u dünyaya getiren, ozanın ilahi kökenine dair pek çok efsaneye konu olmuş İzmirli gizemli ve güzel bir annedir.

Homeros’un kökenine dair anlatılar, efsanevi bir nympha olan Kritheis’in bedenini bir coğrafya ve aidiyet tartışmasının merkezine yerleştirir. Kimilerine göre İzmir’in Meles ırmağıyla kurduğu gayriresmi birliktelikten doğan ozan, kimilerine göre ise hiyerarşik bağların ve ailevi vesayetlerin –amcası Maion’un koruyuculuğu gibi– çizdiği sınırları terk ederek Phemios adında bir başkasına sığınan bir kadının mahremiyetinde dünyaya gelmiştir. Bu anlatılar, kadının iradesini ve bedenini bir "geçiş güzergahı" olarak kullanan eril tahakkümün, ozanın kimliğini belirlemek için nasıl bir mülkiyet kavgasına dönüştüğünü sergiler; zira o, çamaşır yıkadığı ırmak kıyısında, kendisini sınırlayan toprakların ve efendilerin isimlerinden bağımsızlaşarak bir isim devşirmeye çalışır.

Diğer varyasyonlarda ise Kritheis, korsanların metalaştırarak kaçırdığı ve köleleştirme süreçleriyle coğrafyasından koparılan bir figür olarak karşımıza çıkar; Lydia kralı Maion ile evlendirilmesi, tarihsel bir mülkiyet aktarımına işaret eder. Burada, Kritheis’in bedeni üzerinde kurulan iktidar alanı, ozanın "Maionides" sıfatıyla mühürlenerek bir hanedanın veya toprak bütünlüğünün parçası kılınmasına hizmet eder. Meles ırmağının kıyısında gerçekleşen doğum ve hemen ardından gelen ölüm, efsanenin tüm otoriter anlatı yapıları içinde kadının sesini, yalnızca bir babalık atamasına veya devletli bir soy ağacına "meşruiyet" sağlayan bir araca dönüştürerek susturur.
Silenos
Bak evlat, şöyle otur yanıma. Bir elinde asan, diğerinde birazcık "üzüm suyu" olsun isterdin ama sen daha küçüksün, sana taze bir incir sunayım. Şimdi anlatacaklarım, tarihin tozlu sayfalarında değil, rüzgarın fısıltısında saklı. Sözünü edeceğim kişi, o koca ozan, destanların efendisi Homeros’un annesi; Kritheis.

Hani derler ya, büyük adamların arkasında büyük kadınlar vardır; işte o kadınlardan biri de bu güzel Kritheis’ti. Bazıları der ki; Kritheis, İzmir’in o kıvrımlı, serin Meles Irmağı’nın ruhuydu, bir nympha’ydı. Irmağın coşkusuyla birleşip dünyaya öyle bir ses getirdi ki, o ses bugün bile hala yankılanır. Ama hayır, gel seninle biraz daha "insani" bir efsaneye dalalım.

Kritheis, vaktiyle Kyme topraklarında yaşayan, gözlerinde deniz mavisi saklayan bir kızdı. Babası gökyüzü sakinlerinin yanına göçüp de onu amcası Maion’a emanet ettiğinde, Kritheis kendi yolunu çizmek istedi. Phemios adında bir gencin peşine düşüp İzmir’e geldi. Bir gün, o meşhur Meles Irmağı’nın kıyısında çamaşır yıkarken, suyun serinliği ile rüzgarın fısıltısı birbirine karıştı. İşte o an, kaderin dokunduğu bebek, yani Homeros dünyaya "merhaba" dedi. Ona neden Melesigenes diyorlar sanıyorsun? "Meles’ten doğan" demek o. Irmak, kendi evladına isim vermiş sanki.

Başka bir fısıltı ise der ki; Kritheis uzak bir adadan gelmişti. Musalarla, yani o sanatçı ruhlu tanrıçalarla yakınlığı olan gizemli biriyle bir bağ kurmuştu. Ancak hayat, denizin dalgaları kadar değişkendir. Korsanlar onu alıp İzmir’e, yani bizim buralara getirdiğinde, o vakitler Lydia kralı olan Maion ile yolları kesişti. Maion ona kol kanat gerdi, evini açtı. Ama biliyorsun, tanrıların yazdığı hikayelerde acı ile tatlı hep yan yanadır; Kritheis, küçük Homeros’u Meles kıyısında kucağına alıp o hayat yolculuğuna başlattıktan kısa süre sonra, yorgun ruhunu gökyüzü sakinlerinin bahçesine teslim etti.

İşte bu yüzden bazıları ona "Maion’un oğlu" anlamında Maionides derler. Ama sen, yani çocuk kalbi taşıyan sen, onu sadece bir isimle hatırlama. O, bir annenin özgür ruhu, bir ırmağın duru sesi ve çağları aşan bir şiirin ilk hecesidir.

Gözlerini kapatınca Meles’in su sesini duyabiliyor musun? O ses, hala Kritheis’in ninni söylediği o günlerden kalmadır. Hadi bakalım, şimdi git de biraz koştur. Tarih dediğin şey sadece kitaplarda değil, şu gördüğün ağaçların yapraklarında da gizlidir.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi