Thesauros Mitoloji Kranaos

Kranaos

Kranaos

Kekrops’un ardından Attika’nın başına geçen, topraktan doğma kral. Kızı Atthis ile bölgeye adını vermiş, halkına Kranaos’lular denmesini sağlamıştır.

Attika’nın kuruluş mitosunda kökleri toprağın derinliklerine uzanan, tıpkı Kekrops gibi topraktan fışkırdığına inanılan ilk hükümdarlardan biridir Kranaos. İktidarın meşruiyetini göksel bir lütuftan değil de bizzat üzerinde hüküm sürdüğü toprağın kendisinden türetme zorunluluğu, otoriteyi doğallaştıran kadim bir refleks olarak onun şahsında cisimleşir. Kekrops’un bıraktığı iktidar boşluğunu devraldığında, toplumsal belleği yeniden inşa ederek tebaa üzerinde kurduğu tahakkümü isimlendirme yoluna gider; böylece halk artık onun adıyla "Kranaoslular", şehir ise "Kranae" olarak anılmaya başlar. Mülkiyet ve aidiyetin sınırları, kızı Atthis’in isminin tüm bölgeye verilmesiyle pekiştirilir; böylece otorite, bir aile mirası üzerinden toprağın coğrafi tanımına işlenmiş ve tahakküm, nesiller boyu sürecek bir aidiyet biçimine dönüştürülmüştür.
Silenos
Şimdi, oturun bakalım şöyle, ateşin etrafına... Ayaklarınızı uzatın, dinleyin beni. Size anlatacaklarım ne bir masal ne de kuru bir tarih dersi; bunlar toprağın derinliklerinden fısıldanan kadim anılar.

Zamanın çok gerisinde, Atina henüz o bildiğiniz görkemli sütunlarıyla göğe uzanmadan önce, Attika denilen o topraklar yepyeniydi. Hatırlarsınız, hani şu yılan kuyruklu, topraktan türeyen bilge Kekrops vardı ya; işte o gökyüzü sakinlerinin huzuruna çekilince, yerine **Kranaos** adlı bir yiğit geçti.

Bazıları onun da aynı Kekrops gibi doğrudan toprağın bağrından, çamurdan ve kadim tozdan filizlendiğini söyler. Doğrusu budur zaten; toprak bir ana gibidir, kendi evlatlarını kendi bağrından doğurur. Kranaos, tahta oturduğunda öyle adil, öyle sağlamdı ki, halkına onun adını verdiler; onlara "Kranaoslular" demeye başladılar. O zamanlar Atina dediğimiz şehre de, onun adından esinlenerek "Kranae" derlerdi. Düşünsenize, bir şehrin adı sizin adınızla anılıyor!

Ama bu koca yürekli kralın en büyük hazinesi ne bir kılıçtı ne de altın yığınlarıydı. Onun biricik kızı, **Atthis** adında dünya güzeli bir kızı vardı. Babası ona öyle düşkündü ki, o uçsuz bucaksız, bereketli topraklara kızının ismini verdi. Bugün Atina’nın bulunduğu o güzelim bölgeye "Attika" dememizin sebebi, işte bu babanın kızına duyduğu o saf ve derin sevgidir.

Kranaos belki bugün tozlu parşömenlerde eski bir isim gibi duruyor olabilir ama unutmayın; bastığınız her taşın, baktığınız her tepenin altında böyle bir hikaye yatar. Toprak, kimin onun üzerinde nasıl iz bıraktığını asla unutmaz.

Hadi, şimdi şarabımdan bir yudum alayım da boğazım yumuşasın. Başka ne öğrenmek istersiniz bu ihtiyar Silenos’tan? Yoksa rüzgarın sesini dinleyip biraz uyuklamalı mıyız?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi