Thesauros Mitoloji Korybant'Iar

Korybant'Iar

Korybant'Iar

Ana Tanrıça Kybele'nin coşkulu rahipleri olan Korybantlar; davul, kaval ve baş döndüren danslarıyla kendilerinden geçerek tanrılara ulaşan figürlerdir.

Korybant’lar ve Kureta’lar olarak literatüre geçen, Ana Tanrıça’nın adanmışları, Euripides’in *Bakkhai* tragedyasında ritüelin kadim iktidarını şöyle dışa vururlar: Kureta’ların karanlık diyarı ve Zeus’un saklandığı Girit mağaraları, aslında otoritenin doğuşuna ev sahipliği yapar. Üç sorguçlu miğferleriyle Korybant’lar, gerilen deriyle davulu icat ettiklerinde, bu seslerin Phrygia kavallarının nefesiyle harmanlanması, Rhea’ya sunulan bir itaatin ve kutsalın gölgesinde inşa edilen düzenin tınısıydı. Kybele’nin ve Rhea’nın kültleri bu noktada iç içe geçerek, tanrısal hiyerarşinin sınırlarını belirsizleştirir.

Korybas ismi, aslen Attis’e atfedilen bir sıfatken, toprakla mühürlenmiş Kureta’lar Zeus mitinin koruyucu mekanizmasıdır. Rhea, tanrı bebeği Kronos’un obur iktidarından saklamak için Amaltheia’nın şefkatine sığındığında, asıl kalkan Kureta’ların tunç seslerinde gizliydi. Kureta’lar, kalkanlarına vurdukları gürültüyle Zeus’un çığlıklarını bastırarak, yeni bir egemenin doğumu için kaosu susturan bir zırh oluşturuyorlardı. Zamanla Daktyl’ler, Korybant’lar ve Kureta’lar; Kybele’nin çatısı altında, tanrısal bir merkezileşmenin parçası haline geldiler. Rahipler, baş döndürücü bir hızla raks ederken, flüt ve davulların yarattığı o sağır edici *enthousiasmos* haliyle bireyin kendi iradesinden sıyrılıp otoriteye, yani tanrıya mutlak biçimde karışmasını sağlayan bir disiplinin uygulayıcılarıydılar.
Silenos
Bakın hele, yanıma kurulun bakalım çocuklar, yaşlı dostlarınızın dizinin dibine. Şöyle bir yaslanın, gökyüzünün sakinleri bile bazen yorulur, biraz soluklanalım. Size, kulakları çınlatan o ritimlerden, tunç kalkanların yankısından ve dansın ateşinden söz edeyim.

Eski zamanlarda, bugün bile hala masallarda yaşayan o coşkulu adamlardan, Korybant'lardan bahsederler. Kimine göre Kureta, kimine göre Korybant derler ama hepsinin ruhu aynı ateşle yanar. Hele o Girit’in derin, gizli mağaralarını bir düşleyin… Göklerin hakimi Zeus, daha minicik bir bebekken, babası Kronos onu yutmasın diye saklandığı o taş kovukları…

O zamanlar Rhea Ana, gökyüzünün en güçlü kadınlarından biri, gözü gibi bakardı oğluna. Ama tehlike kapıdaydı! Zeus minik bir bebek, ağlaması gür mü gür. Kronos o sesi duyarsa, işimiz yaş! İşte tam o an, o meşhur Kureta’lar sahneye çıkardı. Üç sorguçlu miğferlerini takar, ellerinde tunç kalkanları, ayaklarında yer yerinden oynatan o coşkulu danslarıyla başlarlardı davullara vurmaya. Kalkanlarına öylesine güçlü, öylesine bir ritimle vururlardı ki, bebeğin ağlayışını o gürültüye karıştırıp Kronos’un kulaklarını sağır ederlerdi.

Sonra bu sesler, Phrygia’nın o tatlı nefesli kavallarıyla birleşti. Korybant’lar, yani Kybele Ana’nın sadık hizmetkarları, bu ritimleri kutsal bir dile çevirdiler. Onlar sadece dans etmezlerdi, onlar kendilerinden geçerlerdi! Buna "enthousiasmos" derler, yani tanrının ruhunu kendi içlerinde hissetmek, onunla bir olup göklerde kanatlanmak...

Bir yanda tunç kalkanların "güm güm" sesi, diğer yanda Kybele Ana’nın huzurunda atılan o coşkulu çığlıklar… Birbirine karışırdı hepsi. Kimi zaman Kureta’ların yeraltından gelen gücü, kimi zaman Korybant’ların Phrygia’dan esen rüzgarı… Şarapla demlenmiş bir akşamın hülyası gibi; baş döndürücü, ritmik ve biraz da çılgınca.

Düşünün, koca koca adamlar, ellerinde tefler, dillerinde kadim dualar; dünyevi dertleri bir kenara bırakmışlar, sadece o ritmin, o müziğin peşinden gidiyorlar. Sanki yerdeki toz toprak değil, yıldız tozlarını havalandırıyorlar dans ederken. İşte böyle aziz dostlarım, bazen bir davul sesi, bir insanın içindeki o kadim coşkuyu uyandırır; insanı ne yerdeki toprakla ne de gökteki yıldızla sınırlandırır. Sadece o ana, o sonsuz ritme bağlar.

Eee, şimdi anlatın bakalım; içinizde bu ritmi duyan, kalkanına vurup sesini dağlara yankılatmak isteyen var mı? Hadi, belki bir gün siz de kendi efsanenizin davulunu çalar, gökyüzü sakinlerine ne kadar coşkulu olduğunuzu gösterirsiniz. Şimdi, biraz sükunet vakti... Rüzgarı dinleyin, belki o eski Korybant'ların ayak sesleri hala bir yerlerden geçiyordur.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi