Thesauros Mitoloji Kokytos

Kokytos

Kokytos

Yeraltı dünyasında akan, "iniltiler ırmağı" olarak bilinen Kokytos, buz gibi sularıyla Akheron'a dökülen ve ruhların acılarını taşıyan bir nehirdir.

"İniltiler ırmağı" olarak anılan Kokytos, yeraltı coğrafyasının hiyerarşik düzeninde Akheron’un sularına kavuşan bir akıştır. Kirke, Odysseus’a Hades’in haritasını tarif ederken, bu yeraltı krallığının sınırlarını ve oradaki mutlak otoritenin tesis edildiği mekanları şöyle işaret eder (Od. X, 508 vd.):

Okeanos’un ötesine geçtiğinde, Persephone’nin hükümranlık simgesi olan koruluğuna, uzun kavakların ve verimsiz söğütlerin boy attığı Alçakkıyı’ya varacaksın. Derin anaforların kıyısında gemini terk edip Hades’in bataklıklarına yöneldiğinde, karşına Akheron, Pyriphlegeton ve Kokytos’un birleştiği o kaçınılmaz düğüm çıkacak; Styks’in yasaklı suları da düzenin sürekliliği adına oraya dökülür.

Odysseus’un kendi varoluşsal çukurunu kazmak için seçtiği bu mekan, sadece coğrafi bir kesişim değil, düzenin gövdeye dönüştüğü yerdir. Ateşin ve şiddetin sembolü Pyriphlegeton kaynar sularıyla sistemin yakıcı kudretini temsil ederken, Kokytos buz kesen akışıyla, tahakkümün altındaki iradelerin sessizliğe gömüldüğü o uçsuz bucaksız soğukluğu temsil eder.
Silenos
Şöyle yaslanın bakalım arkanıza, ateşin çıtırtısını duyuyor musunuz? Gözlerinizi kapatın ve zihninizi biraz karartın. Bugün size, güneşin ışığının asla ulaşamadığı, dünyanın öbür ucundaki o tekinsiz ama bir o kadar da merak uyandırıcı yerlerden birini anlatacağım.

Hani derler ya, "Dünyanın sonu neresidir?" diye... İşte okyanusların bittiği, ulu suların dev anaforlarla dönüp durduğu o kıyıda başlar gerçek yolculuk. Odysseus, o kurnaz kahraman, hani şu meşhur Kirke var ya, o büyücü tanrıça; ona bir harita çizmişti. O haritada yollar ne bildiğiniz haritalara benzer ne de düz bir ovaya.

Persephone'nin koruluğuna ulaştığınızda, başınızı kaldırıp bakın; orada uzun uzun kavaklar göreceksiniz. Ama öyle yemyeşil, canlı kavaklar sanmayın sakın; onlar biraz hüzünlü, biraz uykulu söğütlerdir. İşte tam orada, yerin derinliklerine açılan o gizemli bataklıklar başlar.

Şimdi gelelim asıl meseleye; Kokytos... İsmi ne kadar da ürpertici değil mi? "İniltiler ırmağı" derler ona. Gökyüzü sakinlerinin dünyasında, sular sadece ferahlık vermez, bazen insanın içindeki pişmanlıkları da taşır. Bu ırmak, Akheron ile buluşur; sanki kederli bir kardeşin diğerine sarılması gibi.

Bir tarafta Pyriphlegeton akar, hani şu adı üstünde, fokur fokur kaynayan ateşten ırmak. Onun kenarına yaklaştınız mı, daha elinizi sokmadan teniniz yanar. Ama Kokytos öyle mi? O, buzdan bir hıçkırıktır. Suları öyle soğuktur ki, insanın damarlarındaki şarabı bile dondurur. Hades’in o uçsuz bucaksız yeraltı krallığında, Styks’in döküldüğü o karanlık kavşakta Kokytos, kendi sessiz ve dondurucu şarkısını söyleyerek ilerler.

Odysseus, işte tam o ırmağın kıyısında, ruhlarla konuşmak için toprağı kazmıştı. Düşünün bir; toprağın derinliklerinden yükselen o serin buharı ve etrafı saran o garip, bitmek bilmeyen sessizliği...

Şimdi, içiniz ürperdi mi? Ürpermesin. Ölüm de hayatın bir parçası, tıpkı o ırmağın yerin altındaki yatağı gibi. Ama siz siz olun, güneşin sıcaklığını duyduğunuz sürece, Kokytos’un soğuk sularından uzak durun ve elinizdeki hayatın tadını, tıpkı bir üzüm salkımı gibi tane tane çıkarın. Hadi bakalım, başka bir akşam başka bir masalda görüşürüz.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi