Thesauros Mitoloji Kokalos

Kokalos

Kokalos

Sicilya kralı Kokalos, konukluk kurallarına sadık kalarak sakladığı Daidalos’u korumak uğruna Girit kralı Minos’u kızlarıyla birlikte öldürmüştür.

Sicilya'nın Kamikos topraklarında hüküm süren Kokalos, iktidarını koruma refleksiyle hareket eden bir figürdür. Girit’in mutlakiyetçi yönetiminden kaçarak sığınan Daidalos, Kokalos’un sarayında bir teknik zeka aracı olarak himaye edilmiştir. Minos, bir iplik ve deniz kabuğu üzerinden kurguladığı zihinsel kuşatma stratejisiyle, sınırları aşan bu bilgiyi ele geçirmek adına egemenliğini genişletmek istemiş; bir karıncanın dolambaçlı yolunda beliren çözüm, otoritenin en keskin savunucularının dahi zayıflıklarını ifşa etmiştir. Girit kralının dayatmacı bir teslimiyet talebiyle kurduğu baskı, Kokalos’u zorlu bir tercihe sürüklemiştir. Konukluk hukukunu bir kalkan gibi kullanan Kokalos, kendi hükümdarlığının mahremiyetini korumak uğruna, Minos’u kızları aracılığıyla kaynar su dolu bir tuzağa çekerek bertaraf etmiştir; bu nihai eylem, kaçınılmaz bir güç çatışmasında bireysel iradenin, merkezi bir otoriteye karşı en sert ve sessiz cevabıdır.
Silenos
Bakın çocuklar, çevreme şöyle bir toplanın. Bacak bacak üstüne atın, kulaklarınızı kabartın. Bugün size çok eski zamanlardan, Sicilya’nın güneşli kıyılarında krallık sürmüş Kokalos adında bir adamdan bahsedeceğim. Hani şu elinde gümüş bir asa değil de, akıllıca bir fikir tutan krallardan.

Zamanında Girit’ten gökyüzü sakinlerinin bile parmak ısıracağı işler çıkaran, kuşlar gibi uçan o büyük usta Daidalos, Kokalos’un yanına sığınmıştı. Hani şu, kanatlarını balmumuyla yapıştırıp göklere fırlayan usta var ya, işte o! Kokalos onu krallığında gizledi, çünkü gerçek bir kral, misafirine kapısını açtığında onu rüzgarda savrulan bir yaprak gibi öylece dışarı atmazdı.

Derken Girit’in kudretli kralı Minos çıkageldi. Minos, Daidalos’un peşindeydi; hani şu hırslı, gözü pek kral. Sicilya’ya vardığında, "Bu usta yapıcıyı buraya sakladığınızı biliyorum!" diye haykırmak yerine, bir oyun oynamaya karar verdi. Elinde sarmal bir deniz kabuğu ve incecik bir iplikle geldi. Dedi ki: "Kim bu ipliği, bu labirent gibi kıvrımlı kabuğun içinden geçirirse ona büyük ödüller vereceğim!"

Kokalos, tabii, usta bir zanaatkarın aklına sahip değildi ama etrafında kimin olduğunu biliyordu. Gitti, bizim saklanan Daidalos’a sordu. Daidalos, o koca gövdesi ve yaşlı gözleriyle gülümsedi. "Çok basit," dedi, "Bir karınca bulun. İpliğin ucunu ona bağlayın, kabuğun ağzına bırakın. O, kendi yolunu zaten bulur."

Kokalos bu zekice cevabı Minos’a sunduğunda, Minos bir an duraksadı. "Seni kurnaz," dedi, "Senin sarayında yaşayan bu zeka ancak Daidalos’a ait olabilir!" Giritli kral, misafirini teslim etmesi için Kokalos’a baskı yaptı. Ama bakın, burada kural şudur: Bir kral, evine kabul ettiği birini öyle kolayca satmaz. Konukluk yasaları kutsaldır, bir kez o sofraya oturuldu mu, orası artık kalelerden daha güvenlidir.

Kokalos, konuğunu Minos’un gazabına bırakmadı. Kızlarına haber saldı. Minos hamam sefası yaparken, bizim prensesler, suyun kaynayan hararetini kullanarak Girit kralını o meşhur, sıcak banyosunda ebedi bir uykuya daldırdılar. Ne diyelim? Bazı misafirleri ağırlamak zordur, ama bazı ev sahipleri de haddini aşan misafirine nasıl davranacağını çok iyi bilir.

İşte böyle çocuklar. Şarap fıçılarının gölgesi altında çok hikaye dinledim ama böylesine zekice hamlelerin olduğu pek azdır. Şimdi, hadi bakalım, herkes yatağına! Rüyalarınızda kanatlı ustalar uçuşsun, ama sakın ha, kimseye kaynar sular hazırlamaya kalkmayın!

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi