Thesauros Mitoloji Koios

Koios

Koios

Uranos ve Gaia'nın oğlu Titan Koios, Phoibe ile birleşerek Leto’nun babası olur. Apollon ve Artemis'in soyunu başlatan, evrenin bilge ışık kaynağıdır.

Uranos ve Gaia’nın birlikteliğinden doğan ve varoluşun hiyerarşik düzleminde bir Titan olarak konumlanan Koios, kardeşleri Okeanos, Hyperion, İapetos ve Kronos ile birlikte, evrenin ilk düzenini kuran köklerden biridir; kız kardeşleri Theia, Rheia, Themis, Tethys, Mnemosyne ve Phoibe ile paylaştığı bu soy bağı, aslında göklerin egemenliğini kuşaklar boyu tahkim eden bir silsilenin parçasıdır. Phoibe ile kurduğu birliktelikten Leto ve Asterie dünyaya gelmiş, ışığın ve düzenin ilahi referansları olarak görülen bu hat, ileride Apollon ve Artemis’in soyuna uzanan bir otorite zinciri oluşturmuştur; zira Koios, ışığı simgeleyen göksel varlığın biçimlendirilmesinde bir aracı rolü üstlenerek, evrenin zapt edilemez kozmik yasalarının tecellisinde üstenci bir iradeye zemin hazırlamıştır.
Silenos
Gel bakalım şöyle, otur yanıma. Dizlerim biraz sızlıyor ama senin o meraklı bakışlarını görünce unutuyorum her şeyi. Bugün sana gökyüzünün en derin, en loş köşelerinde fısıltıyla anılan bir isimden, Koios’tan bahsedeceğim.

Şu gördüğün tepelerin, ağaçların ve hatta bizim bu cıvıl cıvıl dünyamızın henüz şekil almadığı o eski zamanları düşün. O zamanlar dünyayı Gaia, gökyüzünü ise Uranos yönetirdi. İşte Koios, o devasa ve kadim Titanların arasından biriydi. Okeanos, Hyperion, o hırslı Kronos… Hepsi kardeşleriydi. Ama Koios biraz farklıydı. O, öyle gürültü patırtıyla ortalıkta dolananlardan değildi; daha çok akıl, fikir ve zeka demekti.

Koios, kardeşi Phoibe ile bir hayat birleştirdi. Sakın öyle bizim düğünlerimiz gibi düşünme; gökyüzü sakinlerinin birleşmesi, evrenin dokusuna yeni ilmekler atmak gibidir. Phoibe, parıltıyı ve parlak zekayı temsil ederdi; Koios ise o ışığın derinliğini, gökyüzünün en uç köşesindeki o gizemli bilgiyi. Bir araya geldiklerinde, sadece bir yuva kurmadılar, adeta ışığı ve karanlığı bir teraziye koyup dengelediler.

Bu ikilinin iki kızı oldu: Leto ve Asterie. İşte burası çok mühim! Eğer Leto olmasaydı, bugün bildiğimiz o şanlı Apollon ve o çevik Artemis de olmazdı. Yani anlayacağın evlat, Koios sadece eski bir gökyüzü sakini değil; güneşin okçusu Apollon’un ve gümüş ayın kraliçesi Artemis’in büyükbabasıdır.

O, kuzeyin direği, gökyüzünün gizemli ekseni derler ona. İnsanlar onu pek bilmez, çünkü o, güneş gibi ortalığa saçılmaz. O, zihnin derinliklerinde saklanan bir hazine gibidir. Hani bazen hiç aklında yokken bir şeyin cevabı zihninde şak diye belirir ya? İşte o anlarda, Koios’un bir parmak ucu kadar etkisi vardır diyebiliriz.

Yine de bu yaşlı Silenos’u dinle; bazı güçler vardır ki, zaman geçse de hükmünü yitirmez. Koios, zamanın başlangıcından beri sessizce gözlemleyen o bilge gözdür. Şimdi söyle bakalım, böyle kökleri en uzak yıldızlara uzanan bir dededen haberdar olmak, senin küçük zihninde nasıl bir ışık yaktı? Bir kadeh nektar olsa da içsek, ama şimdilik sadece şu masalın tadı kalsın damaklarımızda.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi