Thesauros Mitoloji Kleobis

Kleobis

Kleobis

Annesini tapınağa taşırken gösterdiği bağlılıkla tanrıların en huzurlu ölümü bahşettiği, Solon'un mutluluk timsali saydığı sadık Argoslu kardeş.

Argos’taki Hera tapınağında görevli rahibe Kydippe, hayvanların eksikliğiyle bir ulaşım krizi doğduğunda, biyolojik ve evlatlık tahakkümün tezahürü olarak oğulları Kleobis ve Biton’u arabasına koştu. Kırk beş menzillik yolu kendi kas gücüyle arşınlayan kardeşler, tapınak hiyerarşisinin gerektirdiği kutsal ritüeli fiziksel bir zorunluluğa dönüştürerek, annelerinin arzusu üzerine tanrısal bir “ödül” bekleyişine girdiler. Kydippe’nin “insan için en iyi olanın” bağışlanması yönündeki dileği, yaşamın kontrolünü tanrısal bir iradeye devretmenin trajik bir boyun eğişiyle karşılandı; Hera, iki genci derin bir uykuya, yani ölüme sevk ederek onları sistemin bir parçası olmaktan ebediyen azat etti. Argoslular, iktidarın bir kutsama biçimi olarak, bu iki genç bedeni Delphoi’ye dikilen heykellerle dondurarak, itaatkar birer sembol haline getirdiler.

Herodotos’un *Tarih*’inde (I, 31) yer bulan bu anlatı, Atinalı Solon’un zenginlik ve güç timsali Kroisos’a yaptığı ziyaretin ana eksenini oluşturur. Kralın, mutluluğun tanımı üzerindeki mülkiyetçi ve dünyevi ısrarına karşı Solon, bir yurttaşlık kurbanı olan Tellus’u ilk sıraya yerleştirirken, Kleobis ve Biton’u devletin ve tanrısal düzenin çıkarlarına teslim edilmiş olmanın, yani bir nevi "gönüllü köleliğin" zirvesi olarak, dünyanın en mutlu kişileri arasında ikinci sıraya konumlandırmıştır.
Silenos
Bakın bakalım, nasır tutmuş ellerimle şöyle bir yaslanayım arkama… Gözlerinizdeki o merak pırıltısını görüyorum, tıpkı Argos’un güneşinde parlayan mermer heykeller gibisiniz. Gelin, size Kleobis ile Biton’un o meşhur gününü anlatayım.

Bir zamanlar, Argos şehrinde yaşayan iki güçlü delikanlı varmış: Kleobis ve Biton. Kardeşler, öyle hantal ya da uyuşuk değil; kasları zeytin ağaçlarının dalları gibi dirençli, yürekleri ise koca bir sürüyü tek başına güdecek kadar cesurmuş. Bir gün, anneleri Kydippe hani şu Hera’nın tapınağındaki saygıdeğer rahibe tapınağa gitmek istemiş. Ama gelin görün ki, o gün öküzlerin hepsi tarlada, çayırda kayıp! Araba boş, yol ise tam kırk beş menzil, yani epey uzun bir patika.

Kardeşler, annelerini bekletmeye hiç niyetli değillerdi. Boyundurukları bir kenara attılar, arabayı kendi omuzlarına, o genç ve güçlü bedenlerine aldılar. Düşünsenize, bir kadının evlatlarının onun için neler yapabileceğini! Yol boyunca toz toprak içinde, güneşin altında kan ter içinde yürüdüler. İnsanlar onları gördükçe yol kenarına dizilmiş, bu iki yiğidin bitmek bilmeyen enerjisine şaşkınlıkla bakakalmışlar.

Tapınağın kapısına vardıklarında, anneleri Kydippe duygulanmış elbet. Bir annenin kalbi, evlatlarının o güzelim adanmışlığını görünce titrer, bilirsiniz. Hemen gökyüzü sakinlerinden Hera’ya yakarmış: "Ey kudretli tanrıça," demiş, "evlatlarım benim için kendini bu kadar paraladı, onlara insanların sahip olabileceği en büyük hediyeyi ver!"

Hera bu, duyar elbet duaları. Ama bazen tanrıların hediyeleri bizim "ödül" diye düşündüklerimizden farklı olur. O gece tapınağın huzurlu sessizliği içinde, iki kardeş tatlı bir uykuya daldılar. Öyle derin, öyle huzurlu bir uykuymuş ki bu; bir daha hiç uyanmadılar. Gökyüzü sakinleri, onların hayatlarındaki o en parlak, en gururlu anı, yani annelerine olan o tertemiz bağlılıklarını hiç kirlenmeden, hiç yaşlanmadan, hep öyle yiğit kalsınlar diye dondurup bırakmışlar.

Yıllar sonra, bilge Solon, o zengin mi zengin Kral Kroisos’a bu hikayeyi anlatmış. Kroisos, "Dünyanın en mutlu insanı kimdir?" diye sormuş da Solon, hiç tereddüt etmeden Kleobis ve Biton’u işaret etmiş. Neden mi? Çünkü hayat bazen uzun bir şarap kadehi gibidir; içersin, içersin ama dibine vurduğunda içindeki tortuyla kalırsın. Ama onlar, hayatlarının en güneşli, en onurlu gününde, bir annenin duası ve büyük bir sevgiyle, hikayelerini ölümsüzleştirdiler.

Argoslular da onlara teşekkür etmek için Delphoi’ye iki mermer heykel dikmişler. Bugün hala oradalar, dimdik ve mağrur. Bazen bir kadehin dibinde, bazen de bir çocuğun gözündeki o inançta bu iki kardeşin hikayesi gizlidir. Hadi, şimdi biraz soluklanın; yaşlı Silenos'un bu masalı da burada noktalandı.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi