Thesauros Mitoloji Kheiron

Kheiron

Kheiron

Bilgeliğiyle tanınan usta Kheiron; tıp, sanat ve savaşta yetiştirdiği Akhilleus gibi nice kahramana yol göstermiş, ölümsüzlüğünü feda eden bilge bir at adamdır.

Kronos ile Philyra’nın birleşmesinden dünyaya gelen Kheiron, kentaurosların hiyerarşik düzenin dışında kalan, bilge figürüdür. Adını, zanaatkarlığın ve müdahalenin sembolü olan "el"den alan bu figür; doğanın dizginlenemez gücü ile iktidarın ihtiyaç duyduğu bilgi arasında bir köprü kurar. Asklepios, İason ve bizzat Apollon gibi otorite figürlerine rehberlik etmesi, bilginin yönetme sanatındaki belirleyici rolünü ifşa eder. Pelion Dağı’ndaki mağarası, devlet aygıtlarının ihtiyaç duyduğu "yetişmiş özne"yi üretmek için bir laboratuvar işlevi görür.

Kheiron’un Peleus üzerindeki etkisi, iktidar sahiplerinin birbirlerini nasıl var edip koruduğuna dair şeffaf bir örnektir; Peleus’u saray entrikalarından çekip çıkaran, onu tanrısal bir soy ile birleştiren ve eline o hedefini şaşmaz kargıyı tutuşturan da Kheiron’dur. Thetis’in yokluğunda Peleus’un oğlu Akhilleus’u (Akhilleus) devralan Kheiron, sadece avcılığı değil, aynı zamanda müziği ve ahlakı da müfredata dahil ederek, iktidarın hüküm sürmesi için gerekli olan meşruiyet ve estetik zeminini öğrencisinin zihnine nakşeder.

Doğanın içinde biçimlenen bu yarı-tanrısal varlık, ölümsüzlük gibi mutlak bir ayrıcalığa sahip olsa da, bu ayrıcalık onun trajik sonunu belirler. Herakles’in şiddetiyle aldığı yara, hiçbir iktidar biçiminin kendi yarattığı güçten muaf olmadığını kanıtlar. Kheiron, acının sürekliliğini reddederek ve ölümsüzlüğünü Prometheus’un isyankar mirasıyla takas ederek, zorunlu bir hiyerarşinin parçası olmaktan çıkıp, gönüllü bir sonla kendi kaderine boyun eğmeyen bir özneye dönüşür.
Silenos
Bak evlat, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaş da sana Pelion Dağı’nın o serin mağaralarından, koca yürekli bir bilgeden bahsedeyim. Hani şu yarı at, yarı insan dedikleri, omuzlarında koca bir dünya bilgisi taşıyan Kheiron’dan...

Şimdi bu Kheiron, gökyüzü sakinlerinden Kronos’un oğludur. Derler ki, bir atın çevikliği ile bir insanın zekası nasıl bir bedende birleşir diye merak edersen, Kheiron’un gözlerine bakman yeterli. İsmi "el" demek olan "Kheir" kökünden gelir; çünkü o el attığı her şeyi güzelleştirir, iyileştirir, eğitirdi. Ormanın fısıltısını duyar, otların dilinden anlar, yıldızların hangi yöne baktığını bilirdi.

Öyle bir bilgeydi ki, tıp ilminin piri Asklepios’tan tut, altın postun peşindeki İason’a kadar herkes onun kapısını aşındırırdı. Hatta ışık tanrısı Apollon bile ondan öğrendiği çok şey olduğunu söylemekten geri durmazdı.

Ama Kheiron’un gözbebeği, o meşhur Akhilleus’tur. Hani şu Truva’nın surlarını titreten, savaş meydanında fırtına gibi esen Akhilleus var ya, işte o delikanlı bugün bildiğimiz o büyük kahraman olduysa, bunu Pelion Dağı’ndaki o mağarada Kheiron’dan aldığı terbiyeye borçludur. Kheiron sadece kılıç sallamayı mı öğretirdi sanırsın? Hayır, hiç olur mu? O, Akhilleus’a lir çalmayı, kalbinin sesini dinlemeyi ve her şeyden önemlisi, bir savaşçının en büyük gücünün kaslarından değil, ahlakından geldiğini öğretti.

Peleus ile dostluğu da bir başkadır. Akhilleus’un babası Peleus zor duruma düştüğünde, Kheiron ona hep bir kalkan gibi siper olmuştur. Hatta o şahane, hedefi asla şaşmayan kargıyı Peleus’a hediye eden de yine bizim bu bilge dostumuzdur. Thetis, o denizler kraliçesi, kendi dünyasına geri dönüp minik Akhilleus’u yeryüzünde yalnız bıraktığında, babası çocuğu hiç düşünmeden kime teslim etti sanırsın? Tabii ki Kheiron’a!

Fakat hayat, en bilge olana bile bazen acı sürprizler hazırlar. Herakles’in yolu bir gün Kheiron’un bulunduğu yere düşer. Bir karmaşada, Herakles’in attığı zehirli oklardan biri maalesef Kheiron’un dizine saplanır. Kheiron ölümsüzdü evlat, yarası bir türlü kapanmaz, acısı dinmezdi. İşte o vakit, o koca yürekli ihtiyar, herkesi şaşırtan bir karar verdi. Zincire vurulmuş olan Prometheus’un özgürlüğü karşılığında kendi ölümsüzlüğünden vazgeçti. Yani bir başkasının acısını dindirmek için kendi hayatını feda etti.

İşte böyledir bu işler. İnsan da olsa, gökyüzü sakini de olsa, geriye kalan tek şey yaptıklarındır. Bugün gökyüzüne baktığında bazen onu, o sadık dostunu, bir yıldız kümesi olarak görürsün; sanki oradan hala biz fani çocuklara gülümsüyor, "öğrenmeye devam edin" diyor gibidir...

Hadi, testideki son damlaları da pay edelim de, bu güzel gece daha fazla uzasın. Ne dersin?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi