Thesauros Mitoloji Kassiepeia

Kassiepeia

Kassiepeia

Güzelliğiyle tanrıçalara meydan okuyan Kassiepeia, kibri yüzünden kızını deniz canavarına kurban vermek zorunda kalan talihsiz ve mağrur bir kraliçedir.

Kassiepeia, kızı Andromeda’nın varlığı üzerinden kurduğu sınırsız övünçle, tanrısal hiyerarşinin estetik ve siyasal sınırlarını zorlayan bir figürdür; güzelliğiyle Nereus kızlarını, hatta bizzat Hera’nın otoritesini ölçüye vurmaya kalkışması, saray erkine dayalı bu kibirli düzende bir başkaldırı değil, ancak kendi ayrıcalıklı konumunu meşrulaştırma çabasıdır. Egemenin, yani tanrısal buyruğun, bu cüretkar bireysel talebi cezalandırmak için Poseidon eliyle gönderdiği ejderha, iktidarın itaatsizliği nasıl bir kurban ritüeline dönüştürdüğünü gösterir. Kassiepeia’nın kızı, devletin ve ilahi yasaların bekası uğruna feda edilecek bir meta haline getirildiğinde, sahneye çıkan Perseus, bu tahakküm zincirini kırmak yerine kurtarıcı mitini kullanarak güç dengelerini yeniden tesis eden yeni bir otorite odağına dönüşür. Kassiepeia’nın kökenine dair mitograflar arasındaki Suriyeli veya Aithiopialı tartışması, coğrafi bir belirsizlikten ziyade, güney Akdeniz kıyılarındaki iktidar merkezlerinin kimlik ve mülkiyet kavgalarının bir yansıması olarak okunmalıdır; zira her mit, gücün hangi toprağa kök saldığını tayin etme gayretinden başka bir şey değildir.
Silenos
Bak evlat, şöyle bir yanaş bakalım; dizlerimin bağı çözüldü ama dilimin bağı hala yerli yerinde, merak etme. Şimdi sana Kassiepeia’dan bahsedeyim; hani şu güzelliğiyle gökyüzü sakinlerinin bile huzurunu kaçıran, kibirli kraliçeden.

Derler ki bu kadın, aynaya her baktığında kendi yansımasına aşık olurmuş. Ama mesele sadece aynalar değil, mesele diliydi. Kassiepeia, öyle bir övünmeye başlamış ki, kendisini denizlerin kızı Nereus’un kızlarından, hatta bizzat Hera’dan daha güzel ilan etmiş. İnsan bazen kendi güzelliğini gökyüzünün ışıltısıyla kıyaslayınca, kaderin ona bir ders vereceğini unutuyor işte.

Hera ve diğer tanrıçalar, bu dünyalı kadının cüretini duyunca elbette hiç hoşlanmamışlar. Gökyüzü sakinleri kendi aralarında ne karar verdiyse, iş dönüp dolaşıp denizlerin efendisi Poseidon’a kalmış. Poseidon da, "madem bu kadar övünüyorsun, bakalım kıymetlin elinden gidince ne yapacaksın?" dercesine, denizin derinliklerinden devasa, korkunç bir ejder göndermiş. Dalgalar köpürmüş, kıyılar inlemiş; ejder öyle bir bela olmuş ki, Kassiepeia’nın kibri bu sefer yüreğine korku olarak çökmüş.

Sonunda, o güzelim kızı Andromeda’yı bu canavara kurban etmekten başka çaresi kalmamış. Zavallı kız, bir kayaya bağlanmış, ejderin nefesi ensesindeyken kaderini bekliyormuş. Tam o anda, hani şu bildiğin meşhur Perseus, kahramanlık edasıyla çıkagelmiş de kızı o korkunç dişlerin arasından çekip almış.

Kassiepeia’nın nerede yaşadığı konusuna gelince; tarihçiler birbirine giriyor. Kimi Suriyeli, kimi Aithiopialı deyip durur. Ama boşver onları; mitlerin kökleri, tıpkı üzüm asmaları gibi toprağın derinliklerine uzanır. Güney Akdeniz’in o kızgın güneşinin altında, belki de bir kadeh huzur yerine hırsı seçenlerin hikayesi bu.

Kısacası evlat, güzellik dediğin bir sabah esintisi gibidir, geçer gider ama insanın diliyle kendi başına açtığı dertler, yıldızlar gibi gökyüzüne kazınır. Bak, hala gece gökyüzüne bakarsan onun o kibrini, baş aşağı bir tahtta oturduğunu görebilirsin. Yıldızlar bazen insanların hatalarını hatırlatmak için orada parlar, anladın mı?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi