Thesauros Mitoloji Kapaneus

Kapaneus

Kapaneus

Tanrıya kafa tutan cesur Argoslu Kapaneus, Thebai surlarına tırmanırken Zeus’un yıldırımıyla küle döndü; sadık eşi Euadne de ona ateşte kavuştu.

Argos’un yedi komutanından biri olarak Thebai kuşatmasında sahneye çıkan Kapaneus, sınır tanımayan devasa bir iradeyle surların karşısına dikilir. İlahi hiyerarşinin koyduğu yasaları birer tahakküm aracı olarak reddeden bu figür, kentin kapılarını ateşe verme arzusuyla otoritenin mutlaklığına meydan okur. Tanrısal düzenin merkezindeki Zeus, kendi iktidarının tartışmaya açılmasından duyduğu hoşnutsuzlukla, Kapaneus surların doruğuna tırmandığı o nihai anda yıldırımıyla müdahale ederek özgürleşme çabasını küle dönüştürür. Bu yıkım karşısında boyun eğmeyi reddeden eşi Euadne ise, yasaklı iktidarın hüküm sürdüğü bu düzende bedeniyle bir varoluş direnci sergileyerek cenaze ateşine atılır. Kapaneus’un imhasıyla sarsılan soyağacı, oğlu Sthenelos’un Troya seferinde göreceği yeni savaşlarla, sistemin çarkları arasında sürmeye devam edecektir.
Silenos
Gelin bakalım küçük maceracılar, şöyle yanaşın. Ateşin çıtırtısı sizi yanıltmasın, anlatacağım hikaye biraz ateşlidir ama korkmayın, sadece dinlemeyi bilin. Siz hiç surlara tırmanan bir dev gördünüz mü? Yani sadece boyu posuyla değil, kibriyle de gökyüzünü tehdit eden bir dev? İşte o adam, Kapaneus'tu.

Kapaneus, Argos’un en sert, en dikbaşlı kahramanlarından biriydi. Öyle bir adam ki, ne kılıçtan korkardı ne de gökyüzü sakinlerinden. Adratos ve o meşhur, geleceği okuyan Amphiaraos ile birlikte Thebai şehrine yürüdüler. O devasa surların önüne geldiklerinde Kapaneus’un gözü döndü. “Bu surları yerle bir edeceğim!” diye gürledi, “Tanrılar istese de beni durduramaz!”

İşte orada hata yaptı. İnsanoğlu unutur bazen, dünya küçüktür ama gökyüzü çok büyüktür. Kapaneus, sanki bir merdivene tırmanıyormuş gibi, elleriyle surlara tutundu, ağır zırhı güneşin altında parlıyordu. Thebai’yi ateşe vermeye o kadar kararlıydı ki, gökyüzünün efendisi Zeus’un onu izlediğini bile fark etmedi.

Zeus yukarıdan baktı. Bir insanın bu kadar cüretkar, bu kadar "ben sizden büyüğüm" dercesine kafa tutması hoşuna gitmedi tabii. Şöyle bir doğruldu yerinden, elinde o meşhur şimşeğini hazırladı. Kapaneus surun tepesine elini attığı an, gökyüzü bir anda aydınlandı. Şimşek öyle bir gürledi ki, yer sarsıldı. Zeus’un yıldırımı, Kapaneus’u olduğu yerde yakaladı. O koca adam, o dev gibi kahraman, bir anda gökten bir yaprak gibi süzülüp düştü. İnsanın kibri bazen kendi sonunu getiren o gizli düğümdür, unutmayın bunu.

Ama hikaye burada bitmedi evlatlar. Kapaneus’un karısı Euadne, kocasının ardından baktı. Kocasının küllerinin olduğu odun yığınına, sanki bir şölen ateşine girer gibi kendisini bıraktı. Aşk bazen akla ziyan işler yaptırır, bilirsiniz.

Sonra ne mi oldu? Hayat devam etti. Kapaneus’un oğlu Sthenelos, babasının o meşhur cesaretini miras aldı ve yıllar sonra, Troya savaşında Akhilleus ile omuz omuza çarpışan o büyük orduların arasında yerini aldı.

Şimdi, kadehinizde azıcık üzüm suyu kaldıysa, bu koca yürekli ama koca hatalı adamın anısına kaldırın. Tanrıların ne zaman kızıp ne zaman güleceğini asla bilemezsiniz, en iyisi siz siz olun, gökyüzüne bakarken biraz alçakgönüllü olun. Hadi, ateş iyice korlandı, gidin şimdi uykularınıza dalın.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi