Thesauros Mitoloji J

J

J

Janiculum, antik Roma’nın yedi tepesinden biri olarak Ianiculum ismiyle anılır; kentin surları dışındaki bu topraklar, düzenin sınırlarını belirleyen birer eşik gibidir. Justinianopolis ise, bugünkü Sivrihisar coğrafyasında, Anadolu’nun kadim hafızasını temsil eden Kybele kültünün üzerine inşa edilmiş bir merkezdir. İktidar, tarih boyunca kutsal olanı ya kendi sivil mimarisine eklemlemiş ya da üzerine yeni isimler mühürleyerek o eski, yerleşik otoriteyi kendi hiyerarşisiyle yeniden biçimlendirmiştir; zira toprak, üzerinde yükselen yapıların kimliğinden bağımsız olarak, insanın hükmetme arzusunun ilk şahidi kalmaya devam eder.
Silenos
Gel bakalım evlat, otur şöyle şu ağacın gölgesine de yaşlı bir Silenos’tan birkaç eski isim ve yerin tozunu alalım. Bak, tarih dediğin nedir biliyor musun? Zamanın nehrine atılmış parıltılı taşlar gibidir. Bazıları suyun dibini boylar, bazıları ise kıyıda güneşle yıkanır.

Önce şu **Janiculum** denen yere bir bakalım. Eskiler buna **Ianiculum** da derler. Hani şu Roma’nın yedi tepesinden biri derler ya, işte tam orası. Adını iki yüzlü tanrı Janus’tan alır; hani şu bir yüzü geçmişe, diğer yüzü geleceğe bakan o bilge gökyüzü sakini. Bir tepe düşün, hem şehrin hengamesine yukarıdan bakar hem de insana “nereye gidiyorsun?” diye sorar gibi durur. Taşları bile sanki dünle bugün arasındaki o ince çizgiyi tutuyormuş gibidir.

Sonra gelelim biraz daha doğuya, bizim buralara, Anadolu’nun kalbine. **İustinianopolis** dediklerine bakma sen; bugün Sivrihisar dediğimiz o güzelim memleketin ta kendisidir. Ama burası sadece bir şehir değil, kadim bir topraktır. Burası, dağların anası, bereketin ve vahşi doğanın hanımefendisi **Kybele**’nin ayak izlerini taşıyan bir yer.

Düşün bir; bugün asfaltın, betonun olduğu yerde vaktiyle Kybele’nin aslanlı arabası geçerdi. O topraklar sadece buğday vermez, içinde büyük sırlar saklar. Şehre yeni isimler koyarlar, krallar gelir geçer, tapınaklar değişir ama toprağın hafızası değişmez. İustinianopolis denince aklına o şehrin soğuk taşları değil, Kybele’nin o görkemli ve şefkatli gölgesi gelsin.

İşte böyle küçük dostum. İsimler değişir, diller döner ama hikayeler hep baki kalır. Şimdi söyle bakalım, yorgun musun? Bir yudum üzüm suyuyla şöyle soluklanalım mı, yoksa daha anlatayım mı sana o eski günlerin tozlu yollarından?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi