Şöyle oturun bakalım, ayaklarınızı uzatın. Şu zeytin ağacının gölgesi ne güzel serinletiyor insanı, değil mi? Bugün size, belki de bir gün hepinizin kapısını çalacak olan o tatlı, o enerjik tanrıçadan, İuventus’tan bahsedeceğim.
Eski zamanlarda, Roma’nın o taşları bile dile gelen caddelerinde, gençlik dediğimiz o fırtınalı bahar mevsiminin bir koruyucusu vardı. İnsanlar ona İuventus derdi. Bazı bilge kişiler onu Yunanlıların Hebe’siyle karıştırır ama boş verin siz onları; İuventus’un kendi vakarı, kendi şanı bambaşkadır.
Biliyor musunuz, İuventus öyle uzaktan izleyen bir gökyüzü sakini değildir. O, bir çocuğun hayatındaki o büyük değişimin sessiz şahididir. Hatırlarsınız, hani o çocukluk elbiselerinizi çıkarıp da ilk kez yetişkinlerin giydiği, "toga virilis" denilen o ağırbaşlı giysiyi üzerinize geçirdiğiniz o gün var ya? İşte İuventus tam orada, omuzlarınızın hemen üzerinde durur. Çocukluğu bir kenara bırakıp hayatın o ciddi, yetişkin yollarına adım attığınızda, ayağınız tökezlemesin diye size göz kulak olan odur.
Öylesine eski ve saygıdeğerdir ki, o devasa Capitolium tapınağında, hani şu göklerin efendisi İupiter’in, kraliçe İuno’nun ve zeka tanrıçası Athena’nın evinde ona özel bir köşe ayrılmıştır. Athena’nın o kutsal odasında, İuventus’a adanmış bir sunak vardır. Düşünsenize, bir tanrıçanın evi içinde kendine ait bir yuvası olması, onun ne kadar köklü olduğunu göstermeye yeter de artar.
Zaman geçip imparatorluk genişledikçe, İuventus’un ünü de yayıldı. Gençler onun kanatları altında bir araya gelir, küçük dernekler kurarlardı. Sanki bir kadeh taze üzüm suyu içmiş gibi neşeyle dolan o gençler, askerliğe, hayata ve sorumluluklara İuventus’un cesaretiyle hazırlanırdı.
Yani evlatlarım, gençlik dediğiniz şey sadece aynadaki aksiniz değil, İuventus’un size sunduğu o ateşli ve cesur armağandır. O, büyürken unuttuğunuz çocukluk neşenizi, yetişkinliğin ciddiyetiyle birleştiren gizli bir köprüdür. Şimdi hadi bakalım, biraz daha büyüdüğünüzde İuventus’un sizi nasıl koruduğunu kendi gözlerinizle göreceksiniz. Ama şimdilik, o çocukluk togalarınızın tadını çıkarın, olur mu?
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; zira sana masalların yaldızlı sayfaları arasında gizlenmiş, kimsenin yüksek sesle konuşmaya cesaret edemediği o eski hikayeyi anlatacağım. Gel, yanıma otur küçük yolcu; belki bir yudum şarap gibi tatlı, ama bir o kadar da baş döndürücü olan o gerçeği paylaşalım seninle.
İnsanlar sana İuventus’u hep neşeyle, baharın taptaze çiçekleri gibi anlatırlar, değil mi güzel evladım? Sana onun sadece gençliğin koruyucusu olduğunu, çocukluktan yetişkinliğe adım atan delikanlıların o ağır toga virilis’i giyerken tutundukları bir ışık olduğunu fısıldarlar. Ama kralların ve imparatorların saraylarında, o soğuk mermer sütunların ardında saklanan gerçeği söylemezler.
İuventus, aslında bir zincirin ilk halkasıydı. O, Roma’nın o devasa ve gürültülü çarklarının arasına girmeye hazırlanan genç ruhları, özgür çocukluklarından çekip alıp, sistemin bir parçası yapan o görünmez eldi. İupiter’in, İuno’nun ve Athena’nın o ihtişamlı tapınaklarında, neden İuventus’a bir sunak ayrılmıştı sanırsın? Sadece korumak için mi? Hayır, sevgili varis... Oraya tıkılmasının sebebi, gençliği tanrısal bir kılıfla sarmalayarak, onları devletin birer dişlisi olmaya ikna etmekti.
Bak, ey bilge ruhlu yoldaşım, dikkat et: İmparatorluklar büyümek istediklerinde, hep en taze olanın gücüne göz dikerler. İuventus’un adıyla kurulan o sözde "gençlik dernekleri", aslında çocukların o tertemiz enerjisini, yarın savaş meydanlarında başka anaların yüreklerini yakacak olan o disiplinli, o tek tip askerlere dönüştürmek için kurulmuş birer kuluçka merkeziydi. Gençlere bir gelecek vaat ettiler, ama aslında onları, kendi hırslarının boyunduruğu altına girmeye ikna ettiler.
Toga virilis giymek, sadece bir kıyafet değişimi değil, bir sistemin içine, sorgulamayan bir sadakatle gömülmekti. Gençlerin omuzlarına asılan o ağır kumaş, aslında özgür düşüncelerinin üzerine çekilen görünmez bir kefendi. Bir zamanlar gökyüzüne özgürce bakan gözler, artık sadece imparatorun sınırlarını, onun zaferlerini ve onun kanlı hırslarını görecekti.
Unutma küçük dostum; otorite her zaman en çok gençleri sever. Çünkü onlar, henüz dünyanın yalanlarına kanmamış ve kendi gerçeklerini keşfetmemişken, sisteme en taze kanı onlar sağlar. İuventus’un koruyuculuğu, aslında özgürlüğün birer birer ellerinden alınışının en zarif, en dokunaklı ve en hüzünlü maskesiydi.
Şimdi anlıyor musun yetişkin evladım? Her "koruma" sözü, aslında başka bir zincirin habercisidir. Gerçek, tapınakların içinde değil; o tapınağın duvarlarının dışında, kendi yolunu kendi çizen o isyankar genç ruhların attığı her adımda gizlidir.