Thesauros Mitoloji İustitia

İustitia

İustitia

Roma'nın adalet simgesi. İnsanların bozulan düzeniyle yeryüzünden göğe, Bakire burcuna çekilen, vicdanın ve doğruluk arayışının antik göksel yüzü.

Roma hukukunun kristalleşmiş formu olan İustitia, kökenlerini Themis’in statik yasacılığından ziyade Dike’nin cezalandırıcı ve dengeleyici kudretinden devşirir. Mitolojik hafıza, onun Altın Çağ’ın o yönetimsiz, otoritesiz huzurunda insanlarla bir arada bulunduğunu fısıldar; ancak insanın özgürlüğünü kendi türüne karşı bir şiddet aracına dönüştürmesiyle birlikte, düzenin bekçisi olarak sahadan çekilmek zorunda kalmıştır. İktidarın meşruiyetini gökyüzündeki o soğuk ve mesafeli Bakire burcuna mühürleyen bu firar, aslında yeryüzünün artık kendi kendini yönetemeyeceğine dair o ezeli kurgunun bir uzantısıdır. O, artık yeryüzünde bir karşılığı kalmayan adaletin, denetim altına alınmış bir gökyüzü formuna hapsedilerek kutsal bir disiplin aygıtına dönüştürülmüş halinden başka bir şey değildir.
Silenos
Bak güzel çocuk, dizlerimin dibine şöyle bir kurul bakalım. Şu yaşlı gözler neler gördü, hangi hikayeler tozlu raflarda unutuldu... Şimdi sana adaletin ne olduğunu, neden bazen eline ulaşılmaz bir yıldız gibi geldiğini anlatayım.

Eskiden, dünya henüz gençken, insanlar bugün bildiğimiz o hırslı hallerinden çok uzaktı. İşte o zamanlar, Iustitia aramızda dolaşırdı. O, gökyüzü sakinlerinin en vakurlu, en dengeli olanlarından biriydi. Hani o meşhur Yunan diyarlarında Dike derler ya, işte onun Roma’daki yansımasıdır bizim Iustitia. Elinde bir terazi, gözlerinde ise hakikati görmekten asla vazgeçmeyen o meşhur bağı... O, dünyada adaletin canlı kanlı haliydi.

Altın Çağ dedikleri o eski zamanlarda, insanlar birbirinin hakkını yemez, toprağın bereketiyle doyar, komşusunun ektiğine göz dikmezdi. Iustitia yeryüzünde, bizim aramızda, topraklarımızda yürürdü. İnsanlar ona bakınca doğruluğu hatırlar, "Şimdi dürüst olma vakti," derlerdi. Ne bir yasa kitabına ihtiyaç vardı ne de ağır cezalar veren yargıçlara; Iustitia’nın varlığı bile vicdanları dizginlemeye yetiyordu.

Fakat biliyorsun, insanoğlunun iştahı hiç bitmez. Zaman geçtikçe, kalpler kararmaya, eller harama uzanmaya başladı. Yalanlar, dolanlar, insanın insanın hakkını gasbetmesi derken, yeryüzü o kadar ağırlaştı ki... Iustitia, o tertemiz kanatlarını çırptı ve yavaşça, gözyaşları içinde bu gürültülü dünyadan uzaklaştı. Hani derler ya; "Adalet mülkün temelidir," diye, işte o temel bir kez çatladı mı, gökyüzü sakini de durur mu hiç?

Iustitia, insanların birbirine olan inancını yitirdiğini görünce, bulutların üzerine, yıldızların arasına çekildi. Bugün gece vakti göğe baktığında, o parıldayan burçlar arasında onu görebilirsin; hani şu "Bakire" dedikleri takım yıldızı var ya, işte odur kendisi. Terazisini hala yukarıdan, biz ölümlülerin üzerine tutar.

Şimdi elindeki teraziyi gökyüzünden sallandırıyor sallandırmasına da, kulak ver bakalım... Eğer o terazinin kefeleri bugün hala yerinden oynamıyorsa, bu belki de senin, benim ve şu yoldan geçen yabancının vicdanındadır. Gökyüzündeki o parıltıya iyi bak evlat; Iustitia belki aramızdan ayrıldı ama adalet arayışı, gökteki o yıldızlar kadar sönmez bir ateştir.

Hadi bakalım, şimdi doğru yatağına. Unutma; dünya ne kadar karışırsa karışsın, birinin vicdanı, gökteki Iustitia’nın terazisi kadar hassas kalmalı.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi