Thesauros Mitoloji İtylos

İtylos

İtylos

Aedon’un kıskançlık uğruna yanlışlıkla canına kıydığı masum yavru; trajik sonuyla bülbülün hüzünlü ötüşüne adını veren talihsiz Thebai prensi.

Thebai söylencelerinde Aedon ile Zethos’un evladı olarak beliren İtylos, varlığıyla saray hiyerarşisinin ve kan bağlarına dayalı iktidar hırslarının ilk kurbanlarından biridir. Aedon’un, statü ve soy üstünlüğü üzerinden Niobe’yle girdiği o yıkıcı rekabet, kendi öz evladını bir oyunun parçası haline getirecek denli körleştirici bir otorite saplantısına dönüşür. Yanlışlıkla gerçekleştiği iddia edilen o infaz, aslında hanedan içi çekişmelerin sessiz kıldığı bir failin, yine aynı sistemin dişlileri arasında ezilmesidir; zira egemenlik alanı genişledikçe bireysel trajediler ancak bir bülbülün çaresiz ezgisiyle yankılanabilir. İtylos’un ölümü, bülbülün bitmek bilmeyen feryadına dönüştüğünde, geride kalan tek gerçek; düzenin sürmesi uğruna feda edilen çocukluğun, iktidarın hüküm sürdüğü gökyüzünde bir yas ağıdına hapsedilmiş olmasıdır.
Silenos
Eski bir zeytin ağacının gölgesine ilişin, soluklanın biraz. Size, Thebai topraklarında vaktiyle yaşanmış, rüzgarların hala uğultusunda taşıdığı hüzünlü ama bir o kadar da ders dolu bir hikaye anlatayım.

Zamanın birinde, Zethos adında güçlü bir adam ve onun eşi Aedon varmış. Bu ikilinin, gözlerinden sakındıkları, dünya tatlısı biricik oğulları İtylos yaşarmış. O zamanlar saraylar şenliklerle dolar, çocuklar bahçelerde koştururmuş. Lakin insan kalbi, bazen bir kış fırtınası gibi aniden kararır, işte bütün mesele de o kara bulutların gelip insanın zihnini ele geçirmesiyle başlar.

Aedon’un eltisi Niobe, çocuklarıyla övünür dururmuş. Öyle bir kibirmiş ki bu, gökyüzü sakinlerinin bile dikkatini çekecek kadar büyükmüş. Aedon ise içinde büyüyen o anlamsız kıskançlığın kurbanı olmuş. "Onun çocukları eksilsin de görsün gününü," diye düşünmüş bir gece. Karanlığın koyu perdesi altında, elinde keskin bir niyetle Niobe’nin evine sızmış. Amacı, Niobe’nin çocuklarından birine zarar vermekmiş.

Fakat felek bu ya, kaderin ince çizgisi bazen insanın gözünü kör eder. Karanlıkta yanlış odaya girmiş, yanlış yatağa uzanmış. Kendi evladı İtylos’un sıcak nefesini, düşmanının çocuğunun nefesi sanmış. O gece olanlar olmuş, elindeki o karanlık hırs, kendi canından kopardığı İtylos’un sonunu getirmiş.

Güneş doğup da odaya vurduğunda, Aedon gerçeği görmüş. O an, pişmanlık denilen o ağır yük, genç kadının omuzlarına binmiş. Ama artık çok geç... Ne dökülen gözyaşları İtylos’u geri getirebilir, ne de saraydaki o gümüş şarap kadehleri Aedon’un içindeki yangını söndürebilirmiş.

Tanrıların merhameti, belki de cezası olarak, Aedon’u daha fazla acı çekmesin diye bülbüle dönüştürmüşler. İşte o gün bugündür, ağaçların tepesinde o hüzünlü sesiyle öten bülbülü duyarsınız. "İtylos, İtylos!" diye ağlar durur. Şimdilerde ormanda yürürken o sesi duyarsanız, bilin ki bu sadece bir kuşun ötüşü değil; bir annenin, hırsına yenik düşüp kaybettiği güzelliğin ve evladının arkasından yaktığı bitmek bilmeyen ağıttır.

Siz siz olun evlatlarım; öfkenizi de, kıskançlığınızı da dizginlemeyi bilin. Zira bazen bir anlık hırsın bedeli, koca bir ömür süren bülbül şarkısına döner. Şimdi, güneş daha fazla yükselmeden yolunuza gidin, ama kalbinizi temiz tutmayı unutmayın.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi