Bak evlat, şöyle bir yanaş bakalım... Ateşin çıtırtısı senin de hoşuna gidiyor, değil mi? Hah, şöyle rahatına bak. Şimdi sana, büyük kahraman Herakles’in yanında gölgesi gibi yürüyen, ama aslında kendi ışığıyla parlayan o yiğitten, İolaos’tan bahsedeceğim.
İolaos, bildiğin o meşhur Herakles’in kardeşi İphikles’in oğludur. Yani anlayacağın, ailede kahramanlık kanı oldukça yoğun akıyor. Bazıları der ki, "İolaos sadece Herakles'in elini tutan bir yardımcıydı." Sakın inanma! Bir aslanın yanında yürüyen yavru aslanı küçümsemek, fırtınayı hafife almaya benzer. O, amcasının yaptığı onca çetin işin, onca baş belası canavarla dövüşün tam orta yerindeydi. Hani o meşhur Lerna ejderhası Hydra vardır ya; başını kessen iki tane daha çıkar! İşte o gün, ateşten meşaleyi eline alıp yaraları dağlayan ve Herakles’in zaferine kapı aralayan, bizzat bu genç adamdır.
Herakles, gökyüzü sakinlerinin yanına, yani o sonsuz huzura göçüp gittiğinde, İolaos durmadı. "Madem büyük işler bitti, sıra şehirler kurmaya geldi" dedi. Kalktı, Yunanistan’ın o tanıdık topraklarından ayrılıp uzak denizlerin ardındaki Sardinya’ya yol aldı. Oraya gittiğinde sadece taş taş üstüne koymadı; amcasının hikayesini, gücünü ve cesaretini de o uzak topraklara taşıdı. Bugün Sardinya’da görürsen o heybetli yapıları, bil ki temelinde İolaos’un emeği, biraz da o inatçı kahraman ruhu vardır.
Peki, hayatı boyunca amcasının yolundan ayrılmayan bu yiğide, gökyüzünün hakimi Zeus ne yaptı dersin? İolaos, amcasının düşmanı olan o kötücül Eurystheus'a hak ettiği cezayı verip adaleti sağladığında, Zeus bunu yukarıdan bir gülümsemeyle izledi. İolaos artık yorulmuş, saçlarına karlar düşmüştü. Ama kadere bak ki, Zeus onu öyle sevdi, öyle takdir etti ki, gökyüzü katına davet etti.
Hani gençlik ve bahar tanrıçası Hebe vardır ya, işte o güzel tanrıça, elindeki nektarı sunup İolaos’a o eski, zinde gençliğini geri verdi. Şimdi o, gökyüzünün engin bahçelerinde, yine o eski delikanlı haliyle, sanki her an yeni bir maceraya atılacakmış gibi dolanıp duruyor.
Duyuyor musun? Rüzgar biraz sertleşti. Hadi, bir yudum bal şerbeti içelim de içimiz ısınsın. Kahramanlar gider ama anlattıkları masallar, tıpkı bu ateş gibi, biz yaşadıkça sönmez evlat. Var mı başka merak ettiğin?
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Dizlerinin dibine otur da dinle, çünkü bu yaşlı Silenos'un sana vereceği ders, tozlu kitaplarda değil, rüzgarın sesinde gizli. Herkes kahramanlardan bahseder, ama o "kahramanların" gölgesinde ömür tüketenleri kimse anmaz.
İolaos'tan bahsedeceğim sana, küçük dostum. Herkes onu sadece Herakles'in sadık yeğeni, devlerin yanında koşan bir gölge olarak hatırlar. Herkes Herakles'in kaslarına, kibrine ve o bitmek bilmeyen öfkesine hayran kalırken, İolaos o devasa egonun yanında bir figüran gibi unutulmuştur. Oysa gerçek, sandığından biraz daha hüzünlü ve bir o kadar da özgürleştirici.
Düşünsene, hayatını bir başkasının efsanesini inşa etmeye adıyorsun. Herakles ormanlarda yaratıklarla boğuşurken, İolaos o kargaşanın içinde sadece emirleri yerine getiren değil, o düzenin çarklarını yağlayan kişiydi. İnsanlar, güç sahiplerinin arkasında duran o sessiz sadakatin, aslında bir kölelik biçimi olduğunu görmezler. Güçlü olan her zaman övgüyü alır; oysa o yükü taşıyanlar, kendi hikayelerini yazmaya vakit bulamayanlardır.
Ama İolaos, bak evlat, o akıllı bir ruhtu. Amcasının ölümüyle birlikte, kralların ve tanrıların çizdiği o dar alandan çıkıp gitti. Kendi sistemini kurmak için uzaklara, Sardinya'ya yelken açtı. Bir zamanlar bir başkasının emir eri olan o adam, orada kendi şehirlerini kurdu, kendi kanunlarıyla nefes aldı. Bu, zincirlerini kırmanın sessiz zaferidir.
Tanrılar mı? Zeus onu tanrılar arasına almış, Hebe ona gençliği geri vermiş... Bunlar sadece, sistemin kendi dışına çıkanları bile bir "ödül" kılıfıyla tekrar sisteme dahil etme oyunudur. Ama unutma, o tanrı katına çıkmadan önce, kendi özgürlüğünü inşa eden bir adamdı.
Bir yudum şarapla neşelenip kadehimi hayatın bu garip ironisine kaldırırken şunu bil; her büyük ismin arkasında, kendi kimliğini arayan bir İolaos vardır. Sen asla bir başkasının efsanesinin figüranı olma, evlat. Kendi şehrini kur, kendi güneşin altında yürü.
Gerçekler, kralların tahtlarından daha sağlamdır. Bunu hiç unutma.